Mediatrend Desktop Mediatrend Mobile
Mediatrend Desktop Mediatrend Mobile
Diğer
    HaberlerOyunAnomaly Agent inceleme

    Anomaly Agent inceleme

    Yerli yapımların son zamanlarda öne çıkmaya başladığı ve aralarında arşivlemeyi hak eden yapımlar arasına belli ki bir isim daha girdi diyebiliriz. Bu sefer sizlere 6-7 saatlik bir deneyim sunan Anomaly Agent isimli bir oyun sunuyoruz. Enis Kirazoğlu’ndan doğru adını muhtemelen duymuş olabileceğiniz Phew Phew Games tarafından geliştirilen Anomaly Agent yakın zamanda oyuncularla buluştu. Yapım bizi Anomaly Agent’ın siberpunk dünyasına davet ediyor.

    Platform türünde öne çıkan Anomaly Agent, bizi Ajan 70 isimli bir karakterle tanıştırıyor. Adından da anlayacağımız üzere maceramız basit bir aksiyondan fazlası. Görevimizi başarıyla yerine getirmek o kadar kolay da değil. Sevgili ajanımız terfi hayalleri olan, son derece komik ve esprili bir tip. Ancak terfi hayalleri ne yazık ki bir anomali tarafından engelleniyor kendisinin ve bir bakmış, kendisi yeni bir görevin daha peşinden koşmaktan başka çaresi kalmıyor. Hoş zaten bütün olayı kendisinin şehirdeki anomalikleri kontrol etmek olduğu için pek de çaresi yok, adamın işi bu. Sadece terfi konusundan hemen öncesinde olması, bizim elemanın canını sıkıyor elbette.

    Bu anomalikler siber bir dünyada olunca az çok tahmin edebilirsiniz olacakları veya olmuş olanları. Yerçekimi Anomalisi bunun en güzel örneği, olayı araştırmaya gittiniz, e doğal olarak konu yerçekimi olunca kendinizi normal dururken bulmak imkansız. Bu anomaliyi araştırırken başınıza gelen duvarlarda yürürken kendinizi bulmak veya tavandan manzaranın tadını çıkartmak. Oyunun ilk bölümü zaten eğitim kafasında ilerliyor ve oyunun mekaniklerini öğrenirken, Ajan 70 ile de biraz daha kaynaşıyorsunuz, kendisinin tatlı takım elbisesini süzüyorsunuz, tarzına ve konuşmasına şahitlik ediyorsunuz.

    Buradan size güzel bir kavram konusuna doğru sürükleyelim, zaman. Kim ne düşünür bilemiyoruz elbet ancak zaman kavramının en güçlü temel olduğunu biliyoruz. Buna verilebilecek onlarca örnek var. Doctor Who’sundan tutun DnD evrenine kadar genişleyebilecek zaman kavramı, bu oyunda da karşımıza çıkıyor. Bunun paradoksu var, geçmiş değiştirilince geleceğe vurgusu var derken zamanın ne kadar tehlikeli ve basit bir oyuncakmış gibi davranılmaması gerektiğini biliyoruz. Bu zamana kadar izlediğimiz veya okuduğumuz yapımların çoğu, bu konuda mükemmel örnekler verdiler.

    Sevgili Ajan 70’in de başına gelen böyle bir durum aslında. Zaman anomalisi konusunda bir şeyler yapılması beklenirken Ajan 70, son görevi olarak düşünülen bu göreve mecbur gidiyor, ve kendisini korkunç bir döngünün ortasında buluyor. Durum böyle olunca yapılacak belli, döngüden kurtulmak ve bir şekilde hayatta kalmak. Ve bu da, o kadar kolay değil.

    Bölümler ilerledikçe karşımıza çeşitli neon askerler çıkıyor, bu askerler öylece duran tipler değil, zamanla gelişiyorlar, kalkanlarını kuşanıyorlar veya pompalı tüfeklerle sizi karşılıyorlar. Hatta birleşip daha güçlü hale gelebiliyorlar, arkalarına bir de keskin nişancılar da çekebiliyorlar. Düşmanlar böyle olunca bizim Ajan 70’in de boş durması doğru olmaz elbette, kendisi de zamanla birtakım özellikler kazanıyor. Şimdi ajan değince aklınıza gelen şey belli, tekme, yumruk ve tabancadan fazla ne olabilir ki durumu söz konusu. Düşmanlar karşımıza yığıldıkça pompalı tüfeğimiz olsun, gerekirse tekme ve yumruklarımızla kendimizi bir şekilde savunuyoruz, ancak bölüm sonu canavarları öyle kolay değil. En azından bu kısımda oyunun biraz zorlayıcı olması hoş.

    Oyun, basit bir eğlence sunmasının yanında tatlı bir hikaye de sunuyor. Tabii bazı noktalarda denk gelinen klon askerler bir çoğalıyor, birdenbire kendinizi olayların ortasında tüm tuşlara basarken ve tüm yeteneklerinizi kullanırken bulabiliyorsunuz. O nedenle biraz hızlı karar vermek gerekebiliyor belli noktalarda veya bölümlerde.

    Sonuçta burası siber bir dünya ve o temayı da oyun korumak için elinden geleni yapmış, bu konuda da başarılı olmuş. Oynanış mekaniğinde diğer dikkat çeken kısım ise duygular. Tatlı bir macera oyunu teması eklenmiş. Sadece vur kaç, klon asker öldür, bölüm sonu canavarlarını kovala değil olay aynı zamanda etkileşime girmek ve konuşma seçenekleriyle karakterimize yön vermek. Bu yönlendirme sonucunda duygu puanı kazanıyor ve bu puanlarla da karakterimizi geliştirebiliyoruz. Diyalog sistemi oldukça eğlenceli ve yüzünüze tatlı bir gülümsemeden fazlasını ekleyeceği kesin.

    Kısacası sevgili Phew Phew Games, tadını damağımızda bırakan etkili bir oyunla oyuncuların kalbini kazanan bir oyun geliştirmiş. Piksel grafikler, tatlı diyaloglar, ortama uyum sağlayan Synthwave müzik tarzı, piksel de olsa akılda kalıcı karakter tasarımları derken hoş bir hikayeyle zamanınızı hak eden yapımlardan. Bağımsız firmanın ilk oyunu olduğunu düşünürsek, başarılı bir iş çıkartıldığını söyleyebiliriz ve bir sonraki oyunlarını dört gözle bekliyoruz.

    Haberler

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİN