Warhammer 40.000: Chaos Gate – Daemonhunters İnceleme

0

Sıra tabanlı strateji oyunlarını seven oyuncular içi yakın zamanda piyasaya çıkan Warhammer 40,000: Chaos Gate – Daemonhunters oyununu mercek altına aldık. Bakalım yapım bize neler sunuyor?

Öncelikle sıra tabanlı strateji nedir ondan bahsedelim. Sıra tabanlı strateji genel hatları ile düşmanınızın ve sizin hamlelerini sırayla yaptığınız, bu hamleleri yaparken belli aksiyon puanlarına ve RPG oyunu tabanında ise aksiyon puanları ötesinde özel yetenek kullanımlarına izin veren, kararların duran bir zamanda alındı, uygulamanın ise gerçek zamana evrildiği bir türdür. Gerçek zamanlı strateji ve büyük strateji oyunları arasında yer alan tur bazlı yapıdadır.

Zaman içinde düz sıra tabanlı strateji oyunları RPG öğelerle daha da farklı hale geldiler. Oyunun doğası gereği farklı türler ile entegre olması, ona aynı zamanda farklı yetenekler de katıyor.

Bu bağlamda Warhammer 40,000: Chaos Gate – Daemonhunters için XCOM ya da Wasteland gibi olduğunu düşünebilirsiniz.

Bu kısımda bir uyarı yapmak isterimi Warhammer 40.000 evreni hikayeleri ve efsaneleri ile dolu dolu bir külliyattır. Ben yapımı genel oyun mizacı ve oyuncu çizgisinden deneyimlerimi aktaracağım. WH evrenine hakim birinden bu yorumları almak istediğinizde iyisiyle kötüsüyle çok farklı şeyler duyabilirsiniz.

Oyun dünyasında Warhammer 40.000 kültürü oldukça geniş bir döneme denk geliyor. Warhammer dendiğinde minyatür figürlerin boyanarak oynandığı fiziki savaş oyunları ve sonrasında dijitalize olmuş bir serüven karşımızda duruyor. Şu an anlattığımız Daemonhunters da aslında yıllar önce (25 yıl kadar) çıkmış bir yapımın devamı niteliğinde.

Oyunda Grey Knight savaş gemisinin emrimize geçmesi ile başlıyor. Galaksi üzerinde yayılmak isteyen Nurgle’a engel olmak için kolları sıvıyoruz. Bu kolları sıvama kısmında karşınıza neler gelebileceğinden biraz bahsedelim. WH 40K evreninde her taraf kendi içinde müthiş bir tutarlılık ve fanatizm ile hayat bulur. Grey Knight tarafı, yıllar boyunca Kaos ve Nurgle etkisinde kalmayan yegane taraf olarak kendine bu inanç ve tutku içinde alan oluşturur. Okuyacağınız her detay, dinleyeceğiniz her karakter yorumu, iliklerinize kadar ekran başında WH 40K evrenini net olarak hissettirecek diyebilirim. Mükemmel bir gaz, harika bir iletişim dili var oyunun.

Yapım sıra tabanlı strateji olmanın yanında RPG öğeleri de taşıyor. Çoğu Warhammer 40.000 strateji oyununda görebileceğiniz gibi karakteriniz level atlayıp deneyim puanı kazanıyor. Farklı sınıflar ve yetenek ağaçları mevcut. Oyunun gidişatına göre tutunmak istediğiniz strateji ve faydalar açısından yetenek ağacınızı ona göre şekillendirmenizde fayda var. Başlarda kolay gözüken oynanış ve düşman yapısı adım adım sizi daha zorlayıcı hale gelebiliyor. Sınıflar açısından uzaktan saldırma, yakından Warhammer 40K stili kılıçlar ve kalkanlarla dövüşme ya da doğa üstü güçleriniz ile savaş alanına hükmetmeyi tercih edebiliyorsunuz.

Oynanış açısından bir rakibi ortadan kaldırma aşaması onun canını tüketmek ya da onu sersemletip infaz yapılabilir hale getirmek gibi çeşitli seçenekler üzerinden gidiyor. Uzaktan vurup işini bitirmek kadar onu sersemletip yanına gelerek infaz edip ekstra faydalar kazanmak faydalı bir seçenek olarak önümüze sunulmuş.

Yetenek ağacı tarafı ise sizin aksiyon puanlarınız dahil komple oyun stratejilerinize ve ekibinizi oluşturacak kadar derine inebileceğiniz yapıda. Tek tek okuyup nasıl bir stratejide oynamanız gerektiğine kurduğunuz ekibin dengesi açısından karar vermeniz savaş alanında hayatta kalma oranınızı arttıracaktır.

Ekibi kurup savaş alanına geçtiğinizde XCOM ya da benzeri bir oyun oynadıysanız çok büyük farklar hissetmeden hızlıca oyuna adapte olabiliyorsunuz. Savaş alanından geminize döndüğünüzde de yine XCOM oynayanların hatırlayacağı bir süreç başlıyor. Belli dönemler içinde yaptığınız hareketler değerlendiriliyor ve bir anlamda ilerleyişiniz ile alakalı seçimler yapmanız isteniyor.

Burada yöneleceğiniz seçenekler ile genel gidişatın yönü de tayin ediliyor. Burada verilen puanların ve yönelecek tarafların kritik olduğunu belirtmem gerekiyor. Yeni birim üretmeye yoğunlaşmak ile menzilli silahlara evrilmek gibi kritik seçenekler var. Ya eldekini iyileştirmek ya da daha ortalama bir şekilde sahada kalmak gibi seçeneklerin arasında kalıyorsunuz. Oyun sizi asla her şeyi yıkıp geçebileceğiniz bir moda sokmuyor hatta bu açıdan fakir bırakıyor bile diyebiliriz. Sıra tabanlı stratejilerin asıl keyfi de burada başlıyor 😊

Oyunun grafikleri bugüne kadar oynadığım tüm Warhammer 40K oyunlarında olduğu gibi yine en ince detayına kadar ekranlara taşınmış. Her bir birimin zırhının, silahının, varlığının detaylarında kaybolmanız çok olası. Sesler açısından baktığımızda da grafiklerden daha etkileyici bir deneyim sunuyor diyebiliriz. Bu evrenin karakterlerinin güçlü, karizmatik ve fanatik düşüncelerini aynı tonda oyuncuya verebilmek müthiş bir odaklanma gerektiriyor ve savaş alanlarında olsun, dialoglarda olsun buram buram bu emeği duyabiliyorsunuz.

Uzun süre sizi başında tutabilecek, rastgele gelişen olayları ile “acaba şunu yapsam ne olurdu?” sorusunu hep aklınızda tutacak olan Warhammer 40,000: Chaos Gate – Daemonhunters türün meraklılarının zaten çoktan alıp tükettiği bir oyun diyebilirim. Bu türe ilgi duyuyor ve farklı bir yerden keyifle başlamak istiyorsanız gönül rahatlığı ile tercih edebilirsiniz.

Cevap bırakın