Veri Biliminin Futbola Etkisi

Amerikan sporlarının kullandığı veri bilimi, günümüzde Avrupa kıtasının da tanıştığı ve hafta sonu eğlencelerinde sıklıkla kullandığı bir dal haline geldi. Peki bu tanışma, oyunun gidişatını ve yayıncılığı nasıl değiştirdi?

0

Teknolojiyi kullanmadan geçirdiğiniz en son günü hatırlıyor musunuz? Sanırım bu soruya cevap vermek için hafızanızı oldukça zorlamanız gerekecek. Teknoloji artık hayatlarımızın içerisindeki bir parça değil, hayatlarımızın ortağı. Her geçen gün gelişen bilişim dünyası; gündemde kalmak, hayatımızı kolaylaştırmak ve bizleri ileriye taşımak için pek çok farklı noktada günlük yaşantımıza ortak oluyor. Haliyle, bu nimetleri dünyanın en ivmelenen ekonomilerinden birsinde, spor ekonomisinde, görmemek absürt olurdu. Uzun yıllardır Amerikan sporlarının kullandığı veri bilimi, günümüzde Avrupa kıtasının da tanıştığı ve hafta sonu eğlencelerinde sıklıkla kullandığı bir dal haline geldi. Peki bu tanışma, oyunun gidişatını ve yayıncılığı nasıl değiştirdi?

İstatistiklerin mini eteğe benzetildiği o ünlü söz herkesin malumu. Ancak kurulan bu cümle sonrasında dünyada, futbolda ve teknolojide çok şey değişti. O dönemki istatistikler şu anda sıradan bir futbol izleyicisinin bile rahatlıkla telefonundan erişebileceği ve çok fazla detay ifade etmeyen veriler. Bizim konumuz ise işin biraz daha gelişmiş tarafı. Gol beklentileri, rakip ceza sahasında topla buluşma sayıları, koşu mesafeleri ve kaleci paslarının aut vuruşlarında kat ettiği ortalama mesafeler. Artık 90 dakikalık bir maçta oyuncuların saha içerisindeki görüntüsüne dikkat ettiğimiz kadar istatistik kağıdında da bize neler sunduğu ile ilgileniyoruz.

Bu verilerin içerisinde hangi takımın ya da oyuncunun daha iyi olduğunu belirlemenin en kısa ve pratik yolu gol beklentisi. İstatistik dünyasındaki en meşhur veri sağlayıcısı Opta, dilimizden düşürmediğimiz gol beklentisini şöyle tanımlıyor: “xG adı verilen bu veri, bir futbolcunun girdiği pozisyonların zorluk derecesini ortaya koyuyor ve oyuncunun girdiği pozisyonların zorluğuna göre oyuncunun gol atma beklentisini belirliyor. xG ile bir futbolcunun, bir maçta veya sezonda kaç gol atmasının beklendiği verisi çıkarılıyor. Dünyanın önde gelen yayın kuruluşları için kullanıma sunulan xG verisi, takımların teknik ekipleri ve performans analistleri tarafından da dikkatle takip ediliyor.”

En basit şekilde, kaleden hayli uzakta çekilen şutların gol beklentisi düşük kalırken kaleye yakın ve vücut parçalarından ayakla vurulan şutların gol beklentisi yüksek oluyor. Bu beklenti oranında yüksek bir sayıya ulaşıp beklentiden az gol atan oyuncuların performansını yükseltme şansı bulunurken tam tersi senaryoda — gol beklentisi düşük gol sayısı fazla — olan oyuncuların bunu sürdürülebilir kılması mümkün gözükmüyor. Böylece tek sezonda hayli parlayan bir futbolcunun varolan performansını ilerleyen senelere taşıyıp taşıyamayacağı en sağlıklı şekilde gol beklentisi verilerine göre öngörülebilir. Hoffenheim sportif direktörü Lutz Pfannenstiel, şimdilerde Liverpool’da forma giyen Roberto Firmino’yu Hoffenheim’a transfer ederken oyuncunun datalarına bakarak transferi gerçekleştirdiklerini itiraf etmişti. Kısacası, istatistikleri kullanarak futbolu bütünüyle yorumlamak halen imkânsız fakat verilerin anlattığı şeylere sırtınızı çevirmek, sizi oyunun gittiği yerden de uzaklaştırmaya başlayabilir.

Eldeki verilerin kullanımı aynı zamanda yayıncılık kültürünü de etkiliyor. Canlı istatistiklerden tutun, en sıradan lig maçlarında bile rakip ceza sahasında buluşma verileri izleyicilerle paylaşılır oldu. Amazon’un geçen aylarda birkaç Premier Lig maçını yayınlaması gelecekte görebileceğimiz birçok şeye ışık tutmuştu. Aktif gol beklentisi verileri, oyuncuların performansına göre düzenlenen ortalama puanlar, canlı puan durumu ve nicesi… Yayıncılık, istatistiklerin ağırlığını göstermeye başlamasıyla yalnızca maç yayınlamakla kalmayıp izleyicilerin interaktif biçimde hayatlarına da girecek.

Basılı yayıncılıkta da değişim emareleri baş göstermiyor değil. Sadece data kullanımıyla yazılan sezon, takım ve oyuncu değerlendirme yazıları öylesine detaylı ve kompleks veriler içeriyor ki standart bir futbolseverin bir takım ya da sezon hakkında bu denli bilgi sahibi olması için en az 5-6 maç izlemesi gerekiyor. Günün sonunda, veriler bize bir takım veya oyuncu hakkında istemediğimiz kadar detaylı bilgi verebiliyor. Hatta uzun vadede bakıldığında bu bilgilerin doğruluk oranın %95’lere kadar çıktığını görebilmek mümkün. Ama unutulmaması gereken en önemli detay bu oyunun sahada 22 duyguları olan insanla oynandığı. Her maç olmasa da yüksek çoğunlukta verilerin, oyuncuların ve teknik adamların dokunmayacağı bir bölüm her zaman olacak. O zamana kadar veriler bize doğru yolu göstermeye devam edecek.

Cevap bırakın