Twitch, YouTube ve oyun yayıncılığı

Oyun yayıncılığı yeni bir trend değil. Ancak Twitch'in koltuğu yeniden devralması ve işin içine artık profesyonel sporcuların da dahil oluşu çok eskilere dayanmıyor...

0

Evet, günümüz paylaşma çağı. Yediğimiz yemekler, gittiğimiz ülkeler, başımızdan geçen ufak bir olay ya dinlediğimiz müzikler sosyal medyada kendisine anında yer bulabiliyor. Geçtiğimiz yıllarda günlük eklenen hikâye özelliğinin de devreye girmesiyle sosyal mecralar 7/24 çalışan hastanelerden farksız konumda. Hatta bu paylaşım miktarları öylesine yükseldi ki içlerinden hangisinin sahici olduğu hangisinin olmadığı ile ilgili reklam ajanslarının tezleri dahi mevcut. Hal böyleyken milyonlarca alıcısı olan bir pazarın kendini asosyal bir sınıfta konumlandırması düşünülemezdi.

Aslında oyun yayıncılığı yeni değil. Ancak paylaşma kültürünün 2010’lu yıllarda iyiydin iyiye ivmelenmesi, oyun yayıncılığına yeniymiş damgası yapıştırmayı başardı. İlk olarak 2006 yılında spor ve oyun yayıncılığı olarak kurulan Twitch, 2010’lu yıllara gelene kadar içerisinde pek çok fenomen yetiştirip sosyal dünyaya tanıtmış bir organizasyon. Fakat bu akımın genel zümreye hitap edişi YouTube kaynaklarının kullanılması ile başlıyor. Günümüzde etkinlikler düzenleyen, VLOG’lar çeken, 24 saatte hayatta kalmaya çalışan ya da sokakta insanlara şaka yapan çoğu ‘YouTuber’ın ilk durağı konsol ve bilgisayar oyunlarıydı.

Tamamen bireysel zevklerinin yönlendirdiği oyunlarla genel bir havuza ulaştıktan sonra, kemik hayran kitlesinin isteklerine göre oyunlar oynamaya başlayan ve bu kitlenin taleplerine göre YouTube kimliklerini şekillendiren oyuncular, yayıncılık kariyerlerinin ilerleyen dönemlerde oyun oynamayı bıraktı ve insanların ana odak olduğu işler yapmaya koyuldular. Bu durum, ilk başlarda sahip oldukları kemik kitlenin onlardan uzaklaşmasına ve daha farklı bir topluluğa hitap etmelerine yol açtı. Kısacası, ortaya bir döngü çıkmıştı. Oyun yayıncılığının zirve yaptığı dönemde konsol oyunları oynamaktan zevk alan oyuncular, YouTube’a sık sık içerik yükleyip bol etkileşim alıyor ve sonrasında oyun oynamayı maddi açıdan daha kârlı olan insani içeriklere tercih ediyorlardı.

Tüm bu döngü, 2006-2010 arasında tekel durumunda olan Twitch’in tekrardan oyun yayıncılığında elini güçlendirmesine neden olmuştu. YouTube’da bir eşik olarak görülen oyun yayıncılığının ömrü iyiden iyiye tükenirken esas oyuncuların hemen hepsi tekraradan Twitch’i mesken tutmuştu. Fakat ilerleyen yıllar her ne kadar YouTube’u değiştirdiyse aynı zamanda bu ‘mor’ platformu da değiştirmiş ve yeni misafirlere yer açmıştı.

Profesyonel oyuncular ve sporcular

Twitch’te profesyonel e-sporcuların yayın yapmasına rastlamak hiç sürpriz değil. Katıldığı etkinliklerden binlerce dolar Ninja’nın Fortnite’da oyunu domine ederken bağış toplamasına şaşırmak için burası yanlış bir yer değil. Fakat aynısını Mesut Özil ya da Karl-Anthony Towns yapıyorsa biraz yutkunmakta fayda var. Profesyonel bir NBA oyuncusu ya da Premier Lig’in en yetenekli ayaklarından birisinin oyun oynamasında elbette absürt bir durum yok. Ancak bunu eleştiri oklarının sel gibi geldiği bir dünyada bunu canlı olarak kitlelere aktarmak gerçekten şaşırtıcı.

Ekim 2018’de Twitch’e girerek herkesi şaşırtan Mesut, profesyonel olarak kurduğu e-spor takımı ile antrenmanlar yaptığını ve oyun oynamanın en büyük hobilerinden birisi olduğunu söylemişti. O sıralarda Arsenal taraftarları ile arasının çok da iyi olmadığını düşünce, şimdi bile yaptığı hareketi anlamak pek makul değil. Fakat Özil’deki oyun aşkı, onu platformun saygın ve öncü isimlerinden birisi yaptı. Pek çok NBA oyuncusu, Arsenal forması giyen yıldız ismi takip ederek artık Twitch’te oynadıkları oyunları yayınlıyor ve hayranları ile canlı etkileşime girebiliyor. Günün sonunda, geride bıraktığımız 10 senede tam olarak olmasa da koltuğu YouTube’a kaptırma ikilemine düşen Twitch, çok farklı bir kimlikle oyun yayıncılığının en has temsilcisi konumunda. Bağış yapma ve anlık etkileşim özellikleri gibi niş farklılıkları sayesinde de koltuğu kimselere kaptırmayacak gibi gözüküyor.

Özellikle şimdilerde hemen hepimiz evde toplumla sosyal mesafelendirme uygularken; Gordon Hayward, Ben Simmons, Karl-Anthony Towns, Meyers Leonard, Mesut Özil ve daha pek çok sporcunun hesaplarını inceleyebilir ve hayranı olduğumuz sporcuların dış dünyadaki yaşantılarına birinci elden tanık olabiliriz…

Cevap bırakın