Televizyonun geleceği nasıl olacak?

0

Yaşadığımız dijital çağ tüm alışkanlıklarımızı kökten değiştiriyor.  İnternet sayesinde artık sevdiğimiz televizyon programlarını saate bağımlı kalmadan istediğimiz zaman izleyebiliyoruz. Ancak ulaşabildiğimiz sınırsız film ve yabancı dizi sayesinde beğenilerimiz ve bakış açımız değişiyor. Geleneksel TV yayıncılığının sunduğu diziler ve programlar yerine ilgi global yapımlara ve yabancı dizilere kayıyor.

Yeni jenerasyon artık televizyon izlemiyor

Sektör uzmanlarına göre televizyon reklam satışlarındaki düşüşün artık dönemsel dalgalanmaların çok daha ötesinde. Yeni jenerasyon oturma odasında, klasik televizyon programlarını izlemek yerine, internetten video izlemeyi tercih ediyor. Neilsen’in yayımladığı 2018 yılı ilk çeyreğine ait Total İzleyici Raporuna göz attığımızda ise, gençlerin yavaş yavaş daha az oranda ve daha az süreyle televizyon izlediğini bize gösteriyor. Rakamlara göre televizyon irtifa kaybederken, internet yükselişe geçiyor.  YouTube, Netflix, Amazon Prime, Apple TV ve    Hulu gibi mecralara yönelen izleyici kitlesi nedeniyle klasik televizyon yayıncılığı gün geçtikçe kan kaybediyor. Bu uzun vadeli eğilimde söz sahibi olmak isteyen şirketler ve yatırımcılar dijital TV platformları için son derece kaliteli yapımları hayata geçiriyorlar. Hatta son derece başarılı olan bu yapımlar başka kanallara bile transfer oluyor.

Ülkemiz özellikle TV yapımları ve dizi ihracatı konusunda son yıllarda büyük başarılara imza attı. Hatta şu anda ABD’den sonra dünyaya en fazla dizi ihracatı yapan 2. ülkeyiz. Bu yüzden TV yayıncılığı ve görüntü teknolojileri konusunda oldukça başarılı olduğumuzu söyleyebilirim. Hal böyle iken dijital tv platformları konusunda da son derece başarılı girişimler hayata geçirilmeye başlandı. Örneğin Blu TV, Puhu TV, Tivibu, Turkcell TV+, Vodafone TV…  Sonuç olarak: Televizyonun geleceğine sahip olmak isteyen bu firmaların hiçbiri geleneksel TV kanalı  değil, sadece birkaçı telekom şirketi. Teknoloji şirketleri ise  çoğunlukla, video içeriğinin internet üzerinden yenilikçi bir şekilde dağıtılması yoluyla geleneksel TV izleme alışkanlıklarını iyileştirmek isteyen şirketler diyebiliriz.

Geleneksel izleyici kitlesi hala televizyon izlemeyi seviyor

Mobil internetin ve çevrimiçi video izlemenin artmasına rağmen, geleneksel televizyon yayını hala milyarlarca izleyiciye ulaşan kitlesel bir medya… Yani hala televizyon izlemeyi seviyoruz! Hala izlediğimiz içeriği “televizyon programı” olarak tanımlıyoruz ve bu içeriği genellikle oturma odanızda veya oturma odanızda bulunan bir televizyonda görüntülemek istiyoruz. Ancak, şimdilik, yeni ve gelişmiş haliyle TV, medya ekosisteminin merkezi bir parçası olmaya devam ediyor. Diğer taraftan ise TV’nin geleceğinde söz sahibi olabilmek için pek çok teknoloji şirketi birbiri ile yarışıyor. Bu mücadelenin sonucunda ise kazanan seyirci olacağa benziyor. Rekabet beraberinde daha kaliteli yapımların hayata geçmesini sağlar diye tahmin ediyorum.

Aslında yaşadığımız dönem, TV izleyicileri için bir nevi altın çağ desek yalan olmaz. Çünkü dijital yayıncılık beraberinde teknolojinin gelişimine de katkı sağlamıştır. Peki bu şartlarda “dijital televizyonun geleceği ne olacak?”  Gerçek şu ki, televizyon hala en büyük pazarlama araçlarından biri ve reklamverenler tarafından en çok tercih edilen mecraların başında geliyor. Bir reklam platformu olmasının yanı sıra televizyon, teknoloji ve medyanın da kesin bir kesişimidir. Dijital televizyonun geleceğini yaratan şey bu kesişim noktasıdır.

Mobil video yükselişte

Dijital TV platformlarının dışında artık mobil kullanıcılar da video yayıncılığı konusunda üretim yapıyor. YouTube, TikTok, Instagram, Snapchat ve Twitch kullanıcıları her gün milyonlarca videoyu internet ekosistemine dahil ediyor. Milyarlarca izlenmeye sahip bu videolar sayesinde kişisel yayıncılık da yaygınlaşıyor. Bir taraftan da internet dünyasının ünlüleri geleneksel TV yayınlarının yeni yüzleri olarak ekrana geliyorlar. Geleneksel TV yayıncılığı artık dijitalden besleniyor dersek yalan olmaz. Bu yüzden televizyonun geleceğini düşünürken kişisel yayıncılığın sunduğu içerik avantajını da göz ardı etmek olmaz.

 

Cevap bırakın