SSD hakkında bilmeniz gereken her şey

0

Katı hal diski olarak da bilinen SSD depolama cihazları nedir, nasıl çalışır, tarihi, avantajları ve türleri gibi başlıkları bu yazıda bulabilirsiniz.

SSD nedir?

Katı hal sürücüsü (Solid State Disc ya da SSD), bilgisayarlarda kullanılan yeni nesil bir depolama aygıtıdır. SSD’ler, önemli ölçüde daha hızlı olan flaş tabanlı bellek kullanarak geleneksel mekanik sabit disklerin (HDD) yerini almaktadır. Daha eski sabit disk depolama teknolojileri daha yavaş çalışır, SSD’ler ise düşük okuma erişim süreleri ve hızlı işlem hacmi nedeniyle bilgisayarları önemli ölçüde hızlandırır. SSD depolama birimleri, hareketli parçaları olmayan ve neredeyse anında erişim süreleri olmayan NAND flash bellek adı verilen basit bir bellek yongası kullanırlar.

SSD’nin tarihi

SSD benzeri teknolojiye ulaşmak için ilk çalışmalar 1950’lerde başladı. 1970’ler ve 1980’lere gelindiğinde flaş bellek tabanlı depolama birimleri süper bilgisayarlarda kullanılıyordu. Bununla birlikte, teknoloji son derece pahalıydı ve depolama kapasitesi 20 MB seviyesindeydi. SSD teknolojisi, askeri ve havacılık sektörlerinde de kullanıldı, ancak 1990’lara kadar tüketici cihazlarına gelmedi.

1990’ların başında, donanım yenilikleri ve satışların artması SSD fiyatlarının düşmesine neden oldu. Ancak kullanım ömrü ve boyut hala bir sorundu. Bir SSD’nin yaklaşık 10 yıllık bir ömrü vardı. SSD’lerin daha güvenilir hale gelmesi ve kabul edilebilir fiyat seviyesine ve erişim hızına ulaşması ise 2000’leri buldu.

SSD nasıl çalışır?

Bir SSD üzerindeki bellek yongaları, rastgele erişim belleği (RAM) ile karşılaştırılabilir. Dosyalar, HDD’deki gibi manyetik bir disk yerine NAND flaş hücreleri dizisi üzerine kaydedilir . Her bir blok 256 KB ile 4 MB arasında veri depolayabilir. Bir SSD denetleyicisi ise blokların tam adresine sahiptir, böylece bilgisayarınız bir dosya istediğinde neredeyse anında erişilebilir olur. Bir okuma / yazma kafasının ihtiyaç duyduğu bilgileri bulmasını beklemeniz gerekmez, çünkü bir disk dönmez, manytetik kafa verinizi aramaz, her şey elektriksel olarak, dolayısıyla da çok hızla gerçekleşir. SSD’lerin erişim süreleri bu nedenle HDD’lerdeki gibi milisaniye yerine, nanosaniye cinsinden ölçülür.

SSD türleri

SSD satın alırken, mSATA, PCIe, nVme gibi farklı terimlerle karşılaşırsınız. Peki tüm bunlar ne anlama geliyor?

Önce arayüzlerden başlayalım:

PCIe ve NVMe SSD’ler

PCI Express (PCIe) normalde grafik kartlarını, ağ kartlarını veya diğer yüksek performanslı çevre birimlerini bağlamak için kullanılır. Bu arabirim size yüksek bant genişliği ve düşük gecikme süresi sağlar. SSD ve işlemci, bellek gibi temel birimler arasında son derece hızlı iletişime ihtiyaç duyduğunuzda, idealdir. Bu bağlantı türünü kullanan SSD’ler, saniye başına daha yüksek giriş çıkışı (IOPS) ve hatta SATA’dan daha düşük gecikme süresi sunan Nonvolatile Memory Express standardına (NVMe) dayanmaktadır . NVMe, çoklu paralel kanal sayesinde saniyede 4.000 MB’a kadar ulaşabilir.

mSATA III, SATA III ve geleneksel SSD’ler

Serial Advanced Technology Attachment (SATA), 6 GBit / sn’ye kadar veya saniyede yaklaşık 600 MB hızlarla depolama için özel olarak tasarlanmış, ancak eski bir arabirimdir. SATA bugün yerini yavaş yavaş, kendisinden önemli ölçüde daha hızlı olan NVME’ye bırakıyor. Ancak, sabit disk sürücüsü olan eski bilgisayarlar veya dizüstü bilgisayarlar, SATA tabanlı bir SSD’ye geçişten yine de fayda görürler.

Depolama türlerine göre baktığımızda ise ayrım aşağıdaki gibidir:

SLC

Orijinal SSD türü SLC olarak adlandırılır ve bellek hücresi başına bir bit veri depolar. SLC, maksimum güvenilirliğin maliyetten daha önemli olduğu bazı kurumsal SSD’lerde hala kullanılmaktadır.

MLC ve TLC

Aynı miktarda alanda daha fazla veri depolayan yeni türlerdir ve daha ucuz maliyet ve daha fazla depolama kapasitesi için güvenilirlikten biraz ödün verir.

3D veya V-NAND

Daha az alana daha fazla veri sığdırmak için bir başka geliştirmedir ve bir grup bellek hücresini üst üste yığmayı içerir.

SSD’nin avantajları

Hareketli parça bulunmaz

Sabit disklerdeki hareketli parçalarla ilgili en büyük sorun, önemli bir arıza noktası olmalarıdır. Hareketli parçalardan herhangi biri kırılırsa, tüm sürücü kullanılamaz hale gelir. Bu, geleneksel sabit diskleri düşme hasarı ve zamanla aşınmaya karşı savunmasız hale getirir. SSD’lerin kullanım ömrü sınırlamaları vardır, ancak bunlar genellikle daha dayanıklı ve güvenilirdir. Hasar verecek hareketli parça ve kırılacak tahrik motoru yoktur. Bu güvenilirlik, SSD’leri daha sıkı kullanım ve işleme tabi olabilecek taşınabilir harici sürücüler için mükemmel kılar.

Hızlıdır

SSD’ler, HDD’lere ve hatta eMMC’lere kıyasla inanılmaz hızlarda veri yazabilir veya okuyabilir. Bu da büyük veri bloklarını aktarmak için kullanışlıdır. Daha da önemlisi, rastgele erişim süreleri milisaniye yerine mikrosaniye / nanosaniye cinsindendir. Bu nedenle SSD sistemleri çok hızlı açılır, oyunlar çok hızlı yüklenir ve SSD teknolojisine dayalı sistemler hızlı tepki verir.

Taşınabilirlik

SSD’ler önceki sürücülerden daha küçük ve daha hafiftir. Bu gelişme, günümüzün ultra ince dizüstü bilgisayarlarını, tabletlerini ve diğer mobil cihazlarını oluşturmayı mümkün kılıyor. En ince SSD’ler yalnızca birkaç milimetre genişliğinde ve yalnızca birkaç santimetre uzunluğundadır, bu da onları en küçük yüksek hızlı cihazlar üretebilmek için ideal hale getirir.

Düşük arıza oranları

Yıllar süren geliştirmeden sonra, SSD’ler HDD’lerden çok daha az arıza yapar ve hızlarını da ömürleri boyunca korurlar. Hata oranları, bugüne kadar yapılan malzeme iyileştirmeleri ve hata düzeltme kodu (ECC) gibi özellikler sayesinde düşürülmüştür.

Çok yönlülük

SSD’ler, sahip oldukları yonga ve genel yonga düzenlemesine bağlı olarak birçok farklı şekil ve boyutta olabilir. Bir grafik kartı yuvasına, 2,5 inç sürücü yuvalarına ve M.2 yuvalarına sığabilirler. Neredeyse her durum için bir SSD vardır ve bu onları diğer depolama türlerine kıyasla çok yönlü hale getirir.-

Cevap bırakın