Sinema Dünyası ve Sanal Gerçeklik Ortak Projeleri

0

Sanal gerçeklik uygulamaları cep telefonları da dahil olmak üzere pek çok şekilde hayatımızdaki yerini genişletiyor. Her geçen gün bu alanda daha fazla yenilik duyuyoruz. Özellikle bilgisayar oyunları ile anılan sanal gerçekliğin bir sonraki aşaması sinema salonları. Eğlence dünyasının en önemli taşlarından biri olan sinema endüstrisi yakında sanal gerçeklik ile bambaşka bir deneyimin kapılarını açabilir. Biz sinemaseverlerin koltukta oturan pasif bir izleyici konumundan uzaklaşıp sahnenin içindeki etkileşimli rolümüze hazırlanma zamanı geldi.

sinema
Sinema denince akla gelen IMAX’in Sanal Gerçeklik ile projeleri heyecan uyandırıyor

Sinema ve Sanal Gerçeklik

Farklı ve geniş formatı, yüksek çözünürlüğü ve görüntü kalitesiyle en gelişmiş sinema deneyimlerinden IMAX ile sanal gerçeklik sektörünün “premium” oyuncusu StarVR’ın birleşip nefes kesici projeler sunması bekleniyor. Bu birleşmenin adı IMAX VR. Şu an için sadece Los Angeles, Bangkok, Manhattan, Şangay, Manchester’da bulunan salonlardan oluşan IMAX VR’da çıkış noktası ağırlıklı olarak sinema. Star Wars, Justice League, Nickelodeon, John Wick, Star Trek gibi popüler sinema ikonlarını VR için değiştiren yapımcılar izleyicilere aktif bir rol veriyor. Böyle baktığımızda ise izleyiciden yavaş yavaş oyuncuya dönüştüğümüzü söylemek mümkün. Sniper tüfeği ile Batman’in işini kolaylaştırmak, özel hareket algılayıcı tüfeğinizle John Wick’e destek olmak, dört izleyici / oyuncu ile Star Trek’te bir kurtarma operasyonunun parçası haline gelmek, Star Wars evreninde Droid’lerin tamirine yardım etmek canlandırabileceğiniz rollerden bazıları.

IMAX VR her ne kadar sinema şöleni gibi sunulsa da aslında daha çok yenilikçi bir atari salonuna benziyor. Ancak yakın gelecekte çok daha farklı haberler karşımıza çıkacak. Örneğin ünlü yönetmen Steven Spielberg bir Sanal Gerçeklik firmasına danışmanlık yaptığı ve bu alanda büyük bir proje üzerinde çalıştıkları biliniyor. Aynı şekilde VR Star Wars isimli projelere de Disney tarafından start verildi. Sony firmasının da PlayStation VR satışları ile hedefini tutturması, onların sinema ile flörtlerine alt yapı sağlayacaktır.

sinema ve sanal gerçeklik
Wolves in the Walls, Neil Gaiman’ın öyküsünden Sanal Gerçeklik için uygulanmış yenilikçi bir anlatım denemesi

Yeni Hikaye Anlatım Yöntemleri

Sinema ve sanal gerçekliğin birleşmesinin bir başka heyecan verici noktası ise hikaye anlatıcılarına daha önce hiç var olmayan metotlar sunması. Açıkçası günümüz sineması, sanal gerçeklik ile gelen yeni ufuklara kıyasla, sahnelerin önceden belirlendiği ve duyguların bir yaratıcı ekip tarafından kasıtlı olarak manipüle edildiği nispeten sınırlı bir sanat dalı olarak kalabilir. Buna karşın sanal gerçeklik gerçeklik sinemanın kalıplaşmış kurallarını değiştirecek potansiyele sahip. Ancak elbette anlatılan hikayelerin bu vizyonda yenilenmesi gerekli. Çünkü artık izleyici kendisine sunulan açı ile sınırlı kalmak yerine istediği yere bakabilecek ve hatta istediği yerde durabilecek. Bu köklü değişimin hakkı verilmez ise bildiğimiz anlamdaki sinema anlatımının içine sanal gerçeklik katılması kısa vadede ilginç olsa da gelecekte başarısız olup rafa kaldırılmış projeler kategorisine girebilir.

Facebook’un satın almasından sonra farklı alanlarda yatırıma giden Oculus’un açtığı Story Studio da yeni anlatım yöntemlerini denemek ve geliştirmek üzerine çalışan bir departmandı. Ancak Facebook stüdyoyu artan maliyetlet nedeniyle kapatma kararı aldı. Yine de oradaki ekibin ayrı bir firma kurarak çalışmalarına devam etmesi sevindirici bir haber. Ünlü yazar Neil Gaiman ve çizer Dava McKean’in Wolves in the Walls isimli kısa çizgi romanının VR ile birleşmesi işte bu ekibin emeklerinin sonucu. Filmin fragmanı için bu adresi ziyaret edebilirsiniz. Ekibin yeni projelerini çeşitli festivallerde izleyeceğiz.

 

Yukarıdaki zorlu birleşme için daha iyi bir örnek aslında 2015 yılında geldi bile. Clouds Over Sidra isimli belgeselle yönetmen Chris Milk, Ürdün’deki mültecilerin hayatını sanal gerçeklik ile hiç olmadığı kadar gerçek bir şekilde anlatmıştı. Birleşmiş Milletler desteği ile çekilen belgeselde izleyiciler krizin tam merkezinde başlıyor ve diledikleri yönde hareket edebiliyorlar. “Sanal gerçekliği, yaşanan acıları en doğru ve gerçekçi şekilde anlatmak için kullandım,” diyen Milk’in yolundan gidecek başka yönetmen ve sanatçılar elbette olacaktır.

Not: Sanal gerçeklik üzerine farklı yazılarımızı okumak isterseniz sizi buraya davet ediyoruz.

Cevap bırakın