Siege Survival: Gloria Victis İnceleme

0

Hayatta kalma oyunları son yıllarda oldukça popüler olan oyun türleri arasında geliyor. Bazen tek kişi, bazen coop olarak, bazan tamamen online olarak yaşanan bu deneyimler, zaman zaman FPS haricinde de strateji türünde de karşımıza çıkıyor. Siege Survival: Gloria Victis bir senaryo akışı üzerinden kısıtlı imkanlar ile hayatta kalmaya ve görevleri başarmaya odaklı, RPG unsurları barındıran, üretim kaynaklarını doğru şekilde planlamanız ve akıllıca hareket etmeniz gereken bir strateji oyunu.

Yıllar içinde strateji türü, özellikle RTS tarafında farklı kategorilerin etkisinde kaldı. Şehir kurma ve yönetme ile birim üretme, taş-kağıt-makas kombinasyonları, askeri yapımların iç içe geçmesi ile bir çok yapım gördük.

Oyunda hayatta kalmak bir miktar dikkatten fazlasını istiyor. Türkçe dil seçeneğinin de olmasının verdiği rahatlık ile oyuna çok daha kolay şekilde dahil olabilirsiniz. Yapım size adım adım neyin nasıl olacağını anlatan bir süreç ile başlıyor.

Hikaye akışı sizi olayların gelişmesi ile ara ara seçimler yapmaya sürüklüyor ve buna göre şekillenen senaryo içinde oyuna başlıyorsunuz. Standart olarak bir kale görevi ile başlanan yapımda çöl görevi ve devam eden süreçte modlamalar ile farklı seçenekler de mevcut.

Bir kişi olarak başladığınız serüven, hikaye bazlı bir akış ile size farklı olayları ve gereksinimleri de anlatıyor. Gruba dahil olacak 2. Kişinin hikayesinin bir kısmını dinliyor, devam eden süreçte kalenin savunması için mücadele eden askerlerle alakalı bilgi alıyoruz. Gündüz kalenin içinde mücadelenizi sürdürmek için çeşitli işler ile uğraşırken, gece ise duruma göre yağmaya çıkma ya da dinlenme ile geçirmeniz gerekiyor.

Bu çeşitli işler kısmını biraz açalım. Asıl olay burada başlıyor çünkü. Öncelikle kale içinde yıkıntılar arasından malzemeleri toplamanız ve hayatta kalmanızı sağlayacak üretim atölyelerini kurmanız gerekiyor.  Çalışma tezgahı, pişirme ocağı, kasap masası, tamir atölyesi, bitki atölyesi, kurutucu ve komposter gibi tezgahlar size etrafta bulacağınız maddeleri kimi zaman ayrıştırmaya, kimi zaman birleştirmeye yardımcı olacak. Aynı zamanda fırın, bahçe ve cephanelik kurarak farklı eşyaları farklı materyallere de dönüştürebiliyorsunuz.

Örneğin etraftan odun buldunuz. Bunu önce yakacak oduna, sonra da kalasa çevirebiliyorsunuz. Bunlar ama adım adım oluyor. Bu çevrimler sırasında sadece oduna değil, odunla birlikte başka eşyalara da ihtiyaç duyabiliyorsunuz. Her eşyayı bulabileceğiniz yerler farklı. Örneğin odun şehirdeki yığınların arasında bulunabiliyor. Bıçkı sehpalı kütük yardımıyla odunu yakacak oduna ve kalasa dönüştürebiliyorsunuz.

Atölyeler, öğeler ve zanaatkarlık başlıkları altında oyunun bütün eşya dizilimine her an ulaşabiliyorsunuz. Kıt kaynakla hayatta kalmaya çalışırken neye ihtiyacınız olduğunu ve nereden bulabileceğiniz konusunda sürekli not almaktan kurtaran bir ansiklopedi tarzında arayüz oldukça başarılı.

Oyunun zorlaşan akışı arasında hayatımızı daha da zorlaştıracak kadar çok malzeme türü var. Zamana karşı oynadığımız, gündüzleri kale içinde alanımızı geliştirerek lazım olacak yiyecek, içecek, sağlık ve diğer malzemeleri üretmeye çalışırken, geceleri ise sağlıklı isek şehrin içine çıkıp kalıntılar arasında değerli şeyleri toplamaya ya da dinlenerek iyileşmeye çalışıyoruz. Bu iki durum birden fazla kişi ile ekibinizi genişlettiğinizde ciddi anlamda bir rotasyon ile uygulamanız gereken hale bürünüyor.

Age of Empires gibi oyunları oynayanlar bu dediklerime aşina olacaklardır. Farklı kaynaklardan beslenerek yeni eşyalar üretebilme, birimler açma ve düşmanı yenme kurgusu bu oyunda limitli kaynaklar ile en iyi zamanlama aşamasında hayatta kalmaya oynama olarak geri dönüyor.

Bu hayatta kalma sadece kalenizin içindeki birkaç karakteri hayatta tutmak değil, sizin savunmanızı yapan tabyanın su, erzak, sağlık, silah gibi ihtiyaçlarını karşılama, tamir görmesi gereken zıh ve diğer eşyalarını elden geçirme gibi konuları da kapsıyor.

Grafiksel olarak oldukça başarılı olan yapım hem müzikleri hem de ambiansı ile orta çağ kültürünü fazlasıyla oyuncuya yansıtıyor. Sabır konusunda yeteri kadar iyi değilseniz bu yapım sizi yorabilir.

Her karakterin yorgunluk, açlık, susuzluk, psikolojik durumu, sağlık ve zindelik gibi dengelerini pozitifte tutmaya çalışırken, hayvanları beslemek, çürüyen etleri ve yemekleri ziyan olmaması için kullanmak, arada kaleye katapultlarla saldıran düşmandan korunmak, düşen taşları ayıklayarak yeni malzemeler elde ederken kale içine atılacak cesetleri yakarak olası bir salgını engellemeye çalışmak insanı sıkabiliyor.

Bu arada karakterleriniz ölebiliyor. Aç kalınca, susuz kalınca, hasta olunca bakılmazsa normal hayattaki gibi birimi kaybediyoruz.

Kendinize biraz olsun heyecan arıyor ve limitlerinizi zorlamak istiyorsanız Siege Survival Gloria Victis tam size göre.

Cevap bırakın