Rock yıldızı Neil Young’tan dijital müzikte devrim Pono Player

0

Neil Young ilginç bir müzik adamı. Kariyerinde 40 civarında albüm, onlarca başarı bulunmakta. 60’lı yıllardan günümüze gelebilen, yaratıcılığından bir değer kaybetmeden yoluna devam eden ilham dolu bir sanatçı kendisi. Onun yeni projesi Pono kısa bir süre önce Kickstarter üzerinden istediği rüzgârı yakalayınca (800 bin dolar olarak konulan hedef 6 milyon doların geçti) hayat bulma şansını yakaladı. Pono nedir? Ses kalitesinin yüksek olduğu dijital çağ için geliştirilmiş bir müzik kutusu. Süslü kelimeleri bir kenara bırakacak olursak Neil Young’ın müzik ve özellikle ses konusunda nasıl takıntılı biri olduğunu söyleyerek Pono’nun ne ifade ettiğini anlayabiliriz. Neil Young birkaç sene önce çıkardığı otobiyografik kitabı Waging Heavy Peace: A Hippie Dream’de müzik dünyasındaki sorunun temelinde sesin kalitesizliği olduğunu iddia ediyor. “İnsanlar müziği kalitesiz aletlerle dinlediğinde yaşaması gereken kimyasal etkiden uzak kalıyorlar,” diyor Young ve ekliyor, “MP3 dinlemek birçok ses kaybına neden oluyor. Kendinizi ünlü bir ressamın tablolarına veya o tabloların fotokopilerine bakarken hayal edin, farkı anlayacaksınız diyor.” Dediklerinde haklılık payı büyük oranda var Young’ın. Birçok müzikseverin plaklara dönmesinin de altında benzer motivasyonlar yatıyor. Ancak Young bu konuda da eleştirel. “Yeni plakların çoğu CD için hazırlanan dijital master’ların plağa basılmış hali. Şu an bir moda akımı gibi plaklar ilgi görüyor.”

O halde çözüm ne? Çözümden önce müzik kalitesinde sorunu doğru tespit etmek gerekiyor. İnsanlar artık fazlasıyla mobil çağın içine girmiş durumdalar. Dolayısı ile mobilite ve ses kalitesini bir araya getirmek gerekiyor. İşte Pono’nun hedefi de bu. Asla analog bir cihaz olmadığı her fırsatta vurgulanıyor Pono’nun. Young’ın ifadesiyle, “Analog değil ama kesinlikle son derece kaliteli bir dijital platform müziklerimizi yarınlara taşıyabilir.”

Pono-Player-price-and-review-of-success

Pono’nun müzik misyonunu gerçekleştirmesi için güvenilir donanım değerlerine ihtiyacı var. Kayıpsız ultra yüksek çözünürlük ve 9216 kbps müzik dosyaları da bu iş için fazlasıyla ideal görünüyor. MP3’lerin 300 kbps civarında olduğu düşünülürse Pono’nun müziği “hissedeceksiniz” iddiası gerçek olabilir. Pono FLAC başta olmak üzere AIFF, AAC, ALAC, MP3 ve WAV dosyalarını oynatabiliyor ancak DSD denilen Hi-Fi ile anılan formatın desteklenmemesi ürünün amacı ile ters düşebilir. Yüksek kaliteli dijital çözümlere göre 128 GB’lık Pono, 400 dolar fiyat etiketiyle daha satın alınabilir seviyesinde gözüküyor. Ürünün tasarımı ise genel olarak fazla beğenilmedi. Küçük Toblerone kutusuna benzemesi taşınma açısından sorun yaratabiliyor. Ancak tasarımın ardında yatan bir gerçek ses ile ilgili bazı parçaların akıllı cihazların aksine küçülememesi. Böyle düşünürsek Pono bir nevi dijital amfi görevi görüyor ve her gerçek amfi haklı olarak parçaları itibariyle boyutlarından feragat edemiyor. Dolayısıyla uzun vadede Pono “Slim” tarzı bir ürün göreceğimizi sanmıyorum. Tasarım getirdiği bir artı ise pilin büyük olmasında. Pono 8 saat aralıksız müzik çalabiliyor. Ürünün tasarım özellikleri son derece sade bırakılmış ki bazı noktalarda bu durum olumsuz olabiliyor. Örneğin Wi-Fi bağlantısı bulunmuyor. Kısa süre içinde Neil Young’ın ifadesiyle “en zengin yüksek çözünürlükü dijital” arşivi sunacağını iddia eden Pono’yu ister istemez Amazon’un Kindle’ına benzetiyoruz. Birkaç saniye içinde kitap indirmenin dijital zevkini müzik indirmek için yaşayamayacağız. Ses kalitesine geldiğimizde ise ilk yorumlar oldukça başarılı. Özellikle ses konusunda acımasız olabilen What Hi-Fi sitesinde bile ürünün geçer not alması iyi bir başlangıç. Pono kitleler tarafından takip edilecek mi? Müzik sektörünün içinde bulunduğu tıkanıklık içinde bu zor gözüküyor. iTunes, Android gibi mobil cihazlar her zaman dijital dinleyicilerin ilgisini daha fazla çekecek. Ama ses kalitesine önem veren, plak kültürüne aşina azınlık için Pono keyifli ve uzun soluklu bir macera olabilir.

Cevap bırakın