No Man’s Sky İnceleme

0

No Man’s Sky bizlere zaman sınırlaması olmayan, içerisinde trilyonlarca yıldızın, trilyonlarca gezegenin olduğu bir evren bir gerçeklik hediye ediyor. Üstelik ışık hızının aşılmaz duvarının var olmadığı bir evren. No Man’s Sky bizlere sanal bir gerçekliğin Kristof Kolomb’ları olma şansını veren yegane oyun. Toplasan 40 kişi bile olmayan bir ekip tarafından, yıllar süren emeğin ardından bizlere sunulan bu yapım, oyun dünyasının görmediği büyüklükte bir evreni, o küçücük ekranlarımıza sığdırıyor.

Şimdi No Man’s Sky’la ilgili pek bilgisi olmayan arkadaşlar için durumu açıklayalım, çünkü kafanızda “Ney!? Trilyonlarca gezegeni bir oyuna nasıl sığdırmış olabilirler!?” gibi sorular döndüğünü biliyorum. Bu bahsettiğimiz tril tril trilyon gezegenlerin hiçbiri, No Man’s Sky ekibi tarafından hazırlanmış değil. Yani ekip No Man’s Sky’a balık vermek yerine, balık tutmayı öğretmiş. Öyle ki geliştirdikleri algoritma sayesinde No Man’s Sky’ın kendi yapay zekası, kendi gezegenlerini, güneş sistemlerini, bitkileri, doğayı, yer şekillerini, zeki yaşam formlarını, bunların dillerini vb. birçok şeyi oluşturabiliyor. Buna teknik olarak “Procedural Generation” deniyor.

BlueSpace

No Man’s Sky kendi içerisinde bulundurduğu belirli kalıpları, büyük bir ustalık ile harmanlayan ve ortaya küçük sanat eserleri çıkaran bir yapım. Yani gittiğiniz her gezegen gerçekten bir diğerinden farklı oluyor. Ancak burada altını çizmek gereken bir nokta var. Bu çeşitlilik beklentisini kafanızda çok ama çok büyütürseniz, hayal kırıklığına uğrama şansınız da artar. No Man’s Sky’ın gezegenleri birbirine benziyor mu, buna hem evet deme şansımız var, hem de hayır. Evet diyebiliriz, çünkü bir gezegen bir diğerine ne kadar farklı olabilir, bu bir soru işareti. Ancak gerçekten Venüs’e sonra Mars’a gitseniz, aralarındaki farklılıklar ne kadarsa, No Man’s Sky’ın farklılıkları da o kadar.

No-Mans-Sky-Gamescom-20

Bu kadar küçük bir ekiple, bu kadar büyük bir işin altından kalkmaları, gerçekten takdir edilesi bir durum. Üstelik Hello Games’in kurucusu Sean Murray, her defasında oyunun tüm kontrolünün kendilerinde olduğunu, ve ileride yapmak istedikleri yüzlerce şey olduğunu zaten belirtmiş durumda. Bağımsız bir stüdyo olmanın avantajını sonuna kadar kullanmak isteyen Murray, ileride oyuna kara araçları, bölge kurma, tam manası ile çoklu oyuncu desteği gibi özellikler getirmek istediklerini her defasında belirtiyor. Yani No Man’s Sky çok büyük bir ihtimalle önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde bambaşka bir hal alabilir. Üstelik Sean Murray, gelen güncellemelerin de ücretsiz olacağını belirtmiş.

2883980-2883823-no_mans_sky_2

No Man’s Sky’ın genel hatlarından bahsettikten sonra sizlere oyunun hikayesinden de birşeyler anlatmak istiyorum. No Man’s Sky’ın hikayesi şöyle: Şöyle işte… Yani, şöyle… Evet. No Man’s Sky’ın belirli bir hikayesi yok. Aslında var, ama o kadar gizemli ve geri planda ki, keşfetmek için çok daha uzun bir süre gerekiyor. Ancak oyun amaçsız değil, bir amacımız var. Amaç, galaksinin merkezine gidebilmek. Galaksinin merkezinde ne var? Bilmiyoruz. Ancak görmeye değer olduğunu tahmin etmek güç değil. Galaksinin merkezine doğru yaptığımız yolculukta ise bizlere Atlas isimli bir “şey” yardım ediyor. Şey diyorum çünkü endisine ne bir kişi diyebiliriz, ne bir yapay zeka, ne bir grup ne de bir hayal…

no-mans-sky-screenshot-02_1920.0.0

İşte No Man’s Sky bizlere uçsuz bucaksız bir galakside, kendi hikayemizi yazma şansı veriyor. Bu hikaye öylesine kişisel bir hikaye olacak ki, belki de milyonlarca oyuncunun oynayacağı bu yapım, sanki sadece sizlere özelmiş gibi bir tat verecek. Üstelik yapılacak güncellemeler ile ömrünü yıllar boyunca uzatma potansiyeline sahip olan No Man’s Sky, bizlere keyif dolu anlar yaşatacak gibi gözüküyor.

yk21bfnmvkpbl7dxitqq-1

Cevap bırakın