Nesnelerin İnterneti ve Sosyal Medya

0

Nesnelerin interneti kavramı, günümüzde oldukça popüler. Bu kavram daha da geliştirilerek,  artık “her şeyin interneti” konuşulmaya başlandı. Akıllı şehirlerin, akıllı evlerin, kısacası çevremizde gördüğümüz her şeyin akıllı olduğu bir döneme doğru yol alıyoruz. İnternetin gücü, hemen her şeyi birbirine bağlamasından geliyor.

Nesnelerin internetine açılan kapı aslında çokta uzak değil. Hemen cebimizde; akıllı telefonlarımız. Her şey değişiyor, hemde eskisinden daha hızlı. Yeni iş modelleri eskilerinin yerini alıyor. Birbirleri ile entegre çalışan dijital iş modelleri, doğrusal iş modellerinin yerini alıyor.

Uber bir iş platformu; dünyanın en büyük taksi şirketi ama kendine ait herhangi bir aracı yok. Facebook; dünyanın en büyük sosyal medya platformu ama ürettiği herhangi bir içerik bulunmuyor. Aynı şekilde  Amazon, Alibaba da tam bir iş platformu. Sıfır stok ile çalışıyorlar. Ayrıca dünya genelinde herhangi bir emlak sahibi olmadan konaklama servisi hizmeti veren Airbnb’yi de saymadan geçemeyeceğim.

Akıllı telefonlar, bütün ekonomi kitaplarını yeniden yazan nesnelerin interneti kapsamındaki en önemli araç olarak öne çıkıyor.

Akıllı telefonlarda geçirilen zamanın neredeyse yüzde 80’inde sosyal medya ile alakalı uygulama kullanılıyor. Bu trend, yazılım geliştiricilerin en önemli nesnelerin interneti sensörlerinden olan, akıllı telefonlar için, daha fazla uygulama geliştirmesine sebep oluyor. Bu durum, akıllı telefonları tam anlamı ile bir kontrol paneli haline getiriyor. Bu düşünce ile, akıllı telefonlara: üzerinde sosyal medya tuşu bulunan uzaktan kumanda cihazı da deniliyor.

Nesnelerin interneti (IoT)’nin Sosyal Medyaya ihtiyaç duyduğu konusunda, uzmanlar hemfikir. Her geçen gün yenisi ile karşılaştığımız sosyal medya uygulamaları ile entegre çalışan IoT cihazlar, hayatın her anında, yaşantımızın bir parçası haline geliyorlar. Örneğin, bir sosyal medya uygulamasının lokasyon bazlı bilgi verebilmesi için, kişinin bu konuda ayrıntılı bilgi verebilen bir IoT cihazı kullanıyor olması gerekiyor.

Bir an için kendimizi 2020’de farz edelim. Her taraf akıllı sensörler ile donatılmış; evimizde, işyerinde kullandığımız bütün giysiler dijitalize olmuş, resmen mobil bağlılık devrimi yaşanıyor olsun. Bütün bu sistemin çalışıyor olması demek, aynı zamanda çok büyük verinin de oluşması anlamına geliyor.  Bütün bu bilgiler aynı zamanda  Sosyal Medya’dan gelen bilgiler ile birleştirildiğinde, ortaya anlamlandırılması gereken çok büyük bir bilgi denizi çıkıyor. Nesnelerin interneti ( IoT) kapsamında kullanılan cihazlardan gelen bilgiler, Twitter, Facebook, Google vs. şirketler için milyar dolarlık kaynak anlamına geliyor. Yani bilgilerimiz bu şirketler için para kazanılan bir platform haline gelmiş olduğu bir zamandan söz ediyorum. Günümüzde zaten gezdiğimiz web sayfalarında gösterilen reklamlar ile, ne tür bir arayış içinde olduğumuzu anlayabiliyorlar. Gelecekte IoT cihazlarından alınan bilgiler ile hayatımıza daha fazla içinde olacaklar. Örneğin IoT cihazlardan elde edilen sağlık bilgileri, profilimiz ile eşleştirilerek; sigortacılık, sağlık hizmetleri, ticaret için veri kaynağı olarak kullanılacak.  Yani aslında bütün bu veriler geleceğin “petrolü” rolünde olacak.  Bu verilerden çok para kazanılacak..

IBM_MODEL_2016_smartphone-best-IoT-device                                        Foto Kaynak: IBM -X Force

IoT cihazların başında gelen, üzerinde bir API barındırıp direk son kullanıcı ile etkileşimde olan akıllı telefonlardan ve Sosyal Medyadan elde edilen büyük verinin işlenmesi ile elde edilen bilgiler, çoğu firma için günümüzdekinden daha önemli olacak.

Günümüzde, çevremizde gördüğümüz fiziksel dünyanın yüzde 99’undan fazlası herhangi bir internet bağlantısına sahip değil.  Yapılan araştırmalar göre;  2016’nın sonunda çevremizde yaklaşık 6.4 Milyar IoT cihaz bulunacak.  Bu değer geçen seneye göre yüzde 30’luk bir artışa tekabül ediyor.  2020’ye kadar IoT cihaz sayısının 20 Milyarı bulması bekleniyor.  Her geçen gün yenileri geliştirilen IoT cihazları, daha kompleks ve karmaşık şeyleri yapabiliyor olacaklar.

Sosyal Medya tüketicilerinin yaklaşık yüzde 60’ı, aldığı ürünün markası ile direk online iletişim yapabiliyor. Diğer taraftan, IoT cihazları kullanan tüketicilerinde neredeyse yüzde 70’i de kullandıkları uygulamalar aracılığıyla ürün markasıyla direk iletişime geçebiliyorlar. Bu durum bile, Sosyal Medya’nın markalar ile etkileşimi nasıl değiştirdiğinin bir göstergesi. Yine yapılan bir araştırmaya göre; 2017’ye kadar giyilebilir ve IoT cihazlar üzerinden yapılan alışverişlerin, bir trilyon doları bulması bekleniyor.

Giyilebilir cihazların, IoT sensörler ile etkileşime geçmesi ile mağazalarda modern alışveriş deneyimlerininde önü açılmış oluyor. Aynı şekilde, yine IoT sensörler sayesinde, üreticiler de müşterilerini daha iyi hedefleyebiliyorlar.

IoT sensörlerin Sosyal Medya uygulamaları üzerinde, elde ettiği bilgilerin yararlarının yanında, zararlarının da olduğunu ifade etmek durumundayız. Toplanan bilgilerin kişisel bilgiler olması bakımından, olumsuz olarak kullanılması da söz konusu olabilir.

Cevap bırakın