Monster Hunter World İnceleme

0

Oyun dünyasında geliştiricileri iki farklı coğrafik konuma ayırmak gerek. Bunlardan biri batı stüdyoları olan Avrupa ve Amerika merkezli geliştiriciler, bir de doğu bloğu olan Çin, Kore, Japonya ve diğer doğu Asya ülkelerinde bulunan geliştiriciler var. Şahsen Asya’lıların oyun geliştirmede kullandıkları abartılı çizgilerden hoşlanmıyor olsam da, çalışkanlıkları ve oyunlarındaki içerik bolluğu takdire şayan oluyor. İşte Monster Hunter World de, bu bolluktan nasibini en çok alan oyunlardan biri. İçeriksel olarak bizleri yüzlerce saat doyurabilecek, sıkmayacak ve başında tutacak bir yapımla karşı karşıyayız.

Biraz abes bir örnek olacak gibi gözükse de, ben biraz oyun mantığı ve özgürlüğü bakımından Mount & Blade’e benzetiyorum da diyebilirim. Yanlış anlaşılmasın hikaye, tema ve mekanik bakımından değil, oyuncuya sunduğu özgürlük ve sürekli olarak ne yapmak isterseniz onu yapabileceğiniz bir oyun olduğu için. Monster Hunter World, hikayesi ile kısaca iki farklı kıtaya ayrılan kurgusal bir dünyada geçiyor. Eski ve yeni Dünya olarak adlandırılan bu dünyada, bizler eski dünyadan yeni dünyaya yelken açan bir avcıyız. İşimiz, yaratık avlamak ve bilgi toplamak. İrili ufaklı yüzlerce farklı yaratığın olduğu dünyamızda bazı yaratıklar nedeni bilinmeyen şekilde her on yıl da bir yeni kıta da toplanıyor.

Şimdi yavaş yavaş oyunun dünyasına, haritasına, silahlarına ve diğer mekaniklerine değinelim. Öncelikle oyunun dünyasından başlamak istiyorum. Monster Hunter World, tam olarak açık dünya bir yapım değil. Kendi içerisinde hayli büyük olan birçok farklı bölgeden oluşan bir yapıya sahip, Dragon Age: Inquisition oynayanlar hiç yabancılık çekmeyecektir. İstediğiniz bölgeye dilediğiniz zaman gitme şansınız var, hatta gitmek için görev almak zorunda da değilsiniz. Her bölge istediğiniz aman gitmeniz için hazır bir şekilde bekliyor. Bölgeler ise belirttiğim gibi hayli büyük, hatta içlerinde farklı iklimlere sahip bile olabiliyor, normal ormanlardan karlı dağlara koşarak gidebilirsiniz. Bu durumda oyunun sanki tamamen açık dünyadan oluşuyor hissi yaratıyor. Kısaca dünya ile ilgili olumsuz bir hissiyat oluşmuyor. Haritalar ise açık söyleyeyim çok ama çok detaylı hazırlanmış, yazının başında da belirtmiş olduğum gibi uzak doğulu yapımcılarımız hayli çalışkan, haritaların her yerinde keşfetmeniz için farklı bir şeyler bulabilirsiniz.

Harita ve dünyadan kısaca bahsettikten sonra Monster Hunter serisinin ve tabii ki son üyesi World’un en eğlenceli kısmına geçmek istiyorum, silahlara ve dövüş mekaniklerine. Oyun içerisinde kullanabileceğiniz tamı tamına 14 farklı silah tipi mevcut. Devasa baltalardan, büyük kılıç kalkan karışımına, barutlu tatar yayından, kocaman balyozlara kadar seçenekleriniz inanılmaz. Hayatımda ilk defa bir oyunda hangi silahı seçsem diye uzun uzun düşündüm. Çünkü her biri birbirinden ilginç ve birbirinden eğlenceli bir oynanış yapısı sunuyor.

Avlarımızın canlarının çok yüksek olduğunu göz önüne aldığımızda, bir yaratıkla yarım saati aşan dövüşlere hazır olun diyebilirim. Ancak gözünüz korkmasın, oynanış öylesine keyifli ve heyecanlı ki, hiç bitmese diye iç geçiriyorsunuz. Burada ufak bir parantez açıp düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Öncelikle oyunda ok ve yay ikilisini kullanıyorum. İlk bakışta yalnızca 3-4 adet yeteneğe sahip olan bu silah, sürekli aynı yetenekleri kullanmak zorunda bıraktığı için acaba sıkar mı diye düşündürdü. Ancak dövüşler esnasında ki dinamizmin vermiş olduğu keyif öylesine güzel ki, saatlerce oynamış olsam bile hiçbir şekilde sıkılmadım. Bu yüzden hem inceleme içerisinde hem de farklı yerlerde benzeri bir eleştiriye denk gelirseniz, korkunuz olmasın. Oyunun dövüş mekanikleri fazlasıyla detaylı. Hatta bir örnek vereyim. Yarı raptor yarı deve kuşuna benzer bir yaratık ile savaşırken yaratık eline bir kaya alabiliyor. Bu kayayı aldığında kılıcınızı salladığınızda keskin yüzü kayaya çarparsa silah tepip sizi yere düşürebiliyor.

Sesler tarafında ise oyun hayli doyurucu, müzikler eğlenceli ve kulak tırmalamıyor. Silah sesleri vuruş hissiyatını tamamlar nitelikte gayet başarılı, seslendirmeler ise yine aynı başarıyı sürdürüyor. Ayrıca Japonca seslendirmesini de beğenenler olduğunu belirteyim. Eğer sıkı bir anime izleyicisiyseniz, seslendirme ayarını Japonca yapabilirsiniz.

Uzun lafın kısası Monster Hunter: World, sizi aylarca başında tutacak ve sıkmayacak içeriği, detaylı ve eğlenceli oynanış yapısı, co-op imkanı, evreni ve dünyası ile 2018 yılının en başarılı oyunlarından biri olacak gibi gözüküyor. Ufak tefek performans sorunları da güncellemeler ile giderilirse, bizlerin yüzlerce saatini alabilecek bir oyun var karşımızda. Eğer siz de şöyle arkadaşlarımla oynayabileceğim, hem sıkmayacak hem de kalteli bir RPG oyunum olsun diyorsanız, Monster Hunter World sizin için biçilmiş kaftan.

Cevap bırakın