Mikro mobilitenin yükselişi ve elektrikli scooter trendi

Mikro mobilitenin yükselişi ve elektrikli scooter trendi

0

Tüm dünyada büyük ilgi gören elektrikli scooter’lar Türkiye’de de hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Son zamanlarda başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde giderek daha sık görmeye başladığımız elektrikli scooter’lar özellikle yeni neslin hayatında önemli bir yer tutuyor. Bununla birlikte pandemi sonrası yaşadığımız bu yaz scooter’ları sadece gençlerin değil hemen her yaştan insanın kullanmaya başladığına hepimiz şahit olduk. Elektrikli scooter’lara olan bu ilgi sadece bir heves ya da açık havada keyifli vakit geçirme isteğinin ötesinde. Bu havalı cihazlar dünyada hızla yükselen mikromobilite trendinin en önemli temsilcisi. Bu haftaki yazımda mikro mobilitenin yükselişi ve elektrikli scooter trendini ele aldım.

Dijital çağın yükselen değerleri arasında son dönemde öne çıkan mikro mobilite çağımızın en önemli trendi. Bu yükselişin çok fazla nedeni olsa belki de en önemlisi zamanı verimli kullanma konusunda getirdiği artılar. Teknolojiyi bizi daha üretken kılan ve verimliliğe yönlendiren bir güç olarak kullanmak gerçekten önemli. Bu bağlamda mikro mobilite belki de geleceğin şehirlerinin olmazsa olmazı olacak. Araştırmalar 2050 yılına kadar, küresel nüfusun üçte ikisinden fazlasının şehirlerde yaşayacağını öngörüyor. Şehirleşme ile birlikte şehirlerin dertleri de büyürken, belki de tüm şehirlerin ortak derdi trafik. İstanbul’da ya da Türkiye’nin diğer büyük şehirlerinde yaşayanlarınız buna katılacaktır. Son yıllarda şehir hayatının bu ortak derdine çözüm olarak gelen elektrikli scooter gibi küçük ve teknolojik ulaşım araçları hepimizin hayatını kolaylaştırıyor. Elektrikli scooterlar yeni bir ulaşım aracı olarak 20’den fazla ülke ve 100’ü aşkın şehirde kullanılıyor. Toplam sayılarının 2029 yılında 4,6 milyona ulaşacağı, dünya çapındaki piyasa hacminin ise 31 milyar doları bulacağı öngörülüyor. ABD’de, 2018 yılında, mikro mobilite ulaşımının 39,5 milyonluk bölümü e-scooterlar aracılığıyla gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yılın verilerine göre Paris, bu yeni ulaşım aracının en yoğun biçimde kullanıldığı merkezlerden birisi olarak 15 bin e-scootera ev sahipliği yaptı.

Hem ucuz hem pratik
Kısa süre içerisinde büyük talep gören elektrikli scooter’lar gençler için iyi bir alternatif oldu. Tabii elektrikli scooter’larla birlikte bisiklet paylaşım programlarını da atlamayalım. Bu yeni nesil alternatif ulaşım araçları hem trafik sıkışıklığını, hem de hava kirliliği karbon salınımı yapmaması ile azaltan, ayrıca insanları daha sağlıklı ve fit yapan bu çözüm ucuz ve pratik olması ile de cezbedici. E-scooterlar,kısa mesafe yolculuklarını kolaylaştırmaları, trafikte rahat hareket etme olanağı sunmaları ve taşınmalarının kolaylığı nedeniyle çok tercih ediliyorlar. Öte yandan mikro mobilite vb. trendler aslında dijital minimalizm için temel cözümlerden. e-scooter gibi araçları kullanırken zorunlu olarak ekranlardan uzak kalmış oluyorsunuz. Bir diğer artı ise tüm seyahatin ve sonrasının sağlıklı, temiz ve çevreye en az etkiyle gerçekleştirilebilmesi.

Mikro mobiliteye alt yapımız hazır mı?
Elektrikli scooter ve bisiklet paylaşım programlarının özellikle pandemi sonrası eskisi kadar rağbet görmeyen toplu taşımaya alternatif olarak tercih edilmesi de bence üzerinde durulması gereken bir diğer durum. Çünkü çoğu şehir mikro mobiliteye sürekli artan bu ilgiye hazırlıklı değil. Özellikle içinde bulunduğumuz yaz günlerinde insanların yürüyüş yaptığı alanların tam anlamıyla park edilmiş scooter’larla dolup taştığı sizin de dikkatinizi çekmiştir. Diğer yandan scooter’lar ve bisikletler çoğu şehrimizde kendine özel bir kullanım alanı olmadığı için taşıt yolu ya da kaldırımlar da adeta mücadele vererek yol yapmaya çalışıyor. Bunu da not alarak eklemekte fayda var.

Elektrikli scooter girişimlerine yatırımcı ilgisi büyük
Bazı sorunlara rağmen elektirkli scooter’ların sahip olduğu potansiyel nedeniyle mikro mobilite girişimleri geçtiğimiz yılın en fazla yatırım toplayan işleri oldu. Öyle ki McKinsey’e göre on yıl içerisinde 300 ile 500 milyar dolar olabilecek bir pazardan bahsediyoruz. Tüm dünyada hızla yaygınlaşan elektrikli scooter’ları geçtiğimiz yıl Martı isimli bir girişimin öncülüğünde İstanbul’da da görmeye başladık. 2018 yılında kurulan ve ilk olarak 2019 yılının Mart ayında kullanıma sunulan Martı, bugüne kadar yerli ve yabancı yatırımcılardan yatırımlar almıştı. 2020 yılı içinde tamamlan tur ile birlikte ise şirket 25 milyon dolar yatırım aldı.

Türkiye’de Martı dışında İstanbul Havalimanı ve üniversite kampüsleri için elektrikli scoooter kiralama girişimi olarak karşımıza çıkan BinBin, Ankara’da hizmet vermeye başlayan elektrikli scoooter kiralama girişimi HOP!, İstanbul’un belli bölgelerinde hizmet veren MOBİ, İTÜ Ayazağa yerleşkesinde hizmet veren Palm son dönemde hayata geçen girişimler. Mikromobilite trendinin yükselişinin bu alandaki yeni girişimlerle önümüzdeki süreçte de devam edeceği yadsınamaz bir gerçek.

Cevap bırakın