Kim hangi monitörü almalı?

0

Bilgisayarınıza bağlayacağınız ekran, kullanım amacınıza uygun olmazsa en iyi performansı alamayabilirsiniz. Fotoğraf düzenleme için ekran tazeleme hızının, oyunlar için en yüksek renk doğruluğunun ya da bir ofis için görüntü oranının çok büyük önemi yok. En iyi monitör ile sistemini tamamlamak isteyenler için satın alma ipuçlarını kullanım amaçlarına göre özelleştirdim.

Özellikle oyunların popülerliği sayesinde masaüstü bilgisayarlar da hayatımıza dönüş yapıyorlar. Son birkaç yılda, önceki 10 yıla göre çok daha hızlı artan dijital medya kullanımı da büyük ekranlara olan gereksinimi artırmış durumda. 4K çözünürlük ile oyunlar ve dijital medya kadar, çalışmak da daha keyifli, zira bilgisayar başındakilere ekranda daha fazla alan kalıyor.

Öncelikle ekran boyutundan başlayalım. Yoğun bir iş döngüsü olmayanlar, aynı anda birden fazla uygulama ya da programla çalışmayanlar için 24 inç ve altı monitörler yeterli. Ancak oyun oynayayım, film izleyeyim, fotoğraf-video prodüksiyon işleriyle uğraşayım diyorsanız elbette seçenek bol. Hatta öyle ki, artık TV boyutunda monitörler ya da görüntü oranı farklı ürünler var. Örneğin 49 inçlik SAMSUNG LC49HG90DMMXUF bu anlamda son derece enteresan bir seçenek.

Bütçeniz dahilindeki en büyük ekranı satın almaya dikkat edin, diğer yandan bir gözünüz de çözünürlükte olsun. 4K modellere gücünüz yetmiyorsa, 16:9 ekran oranına sahip olması iyi olacaktır. Bu arada 21:9’luk süper geniş ekran monitörler de çoklu uygulama kullananlar kadar film severleri tatmin edecektir.

Windows 10 kullanıyorsanız ve ekran klavyeden çok uzakta durmayacaksa, dokunmatik bir model tercih edebilirsiniz. Ancak mesafe artarsa bu özelliği kullanmak zor olacaktır, dolayısıyla ekstra ek vermenize gerek yok. Monitörün yüksekliğinin de ayarlanabilir olması, duruma göre çok işinize yarayabilir. Koltuğunuzu ve oturma biçiminizi sık değiştiriyorsanız ya da monitörü farklı noktalarda kullanacaksanız ayarlanabilir stant özelliğine dikkat!

Oyun severler için 5 ms altında bir tazeleme süresine sahip bir monitör seçmeleri ekrandaki hareketlerin iz bırakmasını önlemek için şart. Ekran kartına uygun bir monitör de görüntü kalitesini gözle görülür şekilde etkiler. Nvidia ekran kartı için G-Sync, AMD ekran kartı için FreeSync desteği olup olmadığını kontrol etmeyi unutmayın.

Film izleyenler, fotoğraf ve video düzenlemesi yapanlar için doğru renk gamı olmalı. sRGB’den daha geniş bir renk gamı işinize yarayabilir. Ayrıca renk ısısını ayarlayabilmenize de izin vermeli. En iyi seçeneği arayanlar oluşturulan renk profilini kayıt edebilecekleri bir modeli tercih edebilirler. Böylece monitörün sunduğundan farklı ayarlarla çalışmak kolaylaşır.

Bağlantıların da sisteminizle uygun olması, dahası gelecekteki cihazlarla uyumlu olması gerekir. Örneğin henüz DisplayPort kullanmıyorsanız da, sonraki sistem güncellemesini düşünerek uygun bir model seçebilirsiniz. HDMI için 2.1 sürüm, DisplayPort içinse 1.4 sürüm uyumluluğu olması sizi geleceğe hazır tutar.

Elbette kontrast oranı, parlaklık değerlerinin yüksekliği hepimiz için önemli. Panel olarak da OLED’i tercih ederseniz daha iyi siyahlar elde edersiniz. LCD ya da LED aydınlatmalı modeller daha hesaplı olabilir ama hem görüntü kalitesi daha yavan kalır hem de bir süre sonra gözünüzü yorabilir.

USB bağlantılar için USB Hub, bellek kartı yuvası, çift sisteme bağlanarak görüntü içinde görüntü (Picture-in-Picture ya da PiP), hatta medya oynatma özellikli, uzaktan kumandalı monitörler dahi bulmak mümkün. Elbette bunlar kişisel kullanımdaki ihtiyaca göre tercih edilebilir. Unutmayın, kullansanız da kullanmasanız da standart dışı tüm özellikler ek maliyet anlamına geliyor. Yani parası sizden çıkıyor.

Sizi teknik özelliklere boğdum ama görünüm de önemli, bu sebeple ince çerçeveli ya da çerçevesiz modellere yönelebilir, renk seçimi yapabilir, kısacası gözünüze hoş geleni de seçebilirsiniz : )

Cevap bırakın