Just Cause 3 İnceleme

0

Yıl sonunun gelmesi ile oyun yağmuru başladı. 2-3 yıldır beklediğimiz yapımlara birer birer kavuşuyoruz. Rainbow Six: Siege, StarCraft 2: Legacy of the Void, Star Wars: Battlefront, Fallout 4 bunlardan sadece birkaçı. Ve tabi ki şimdi inceleyeceğimiz oyunumuz Just Cause 3.

Just Cause serisinde çıkan yapımlar her daim bol aksiyon içermiştir. Arabaları parçalar, uçakları düşürürüz. Ancak serinin 3. yapımı bunu bir değil, birkaç adım birden ileriye taşıyor. Sanki yapımcı Avalanche Software bu sefer “Öyle birşey yapalım ki, oynayanların sistemleri bile patlasın” demiş. Çok basit bir örnek vereyim. Düşmanlarınızın uçaktan paraşütle atladığını düşünün. Onları havada tarayabilirsiniz. Elbette “Ne var ki bunda?” diyebilirsiniz. Peki onlara kanca atıp, hepsini bağladıktan sonra, petrol variline bağladığınız ve bu varili patlatıp, hepsini yok ettiğinizi söylersem? Oyunun +18 Pegi derecelendirmesiyle çıkmasına şaşmamalı. Sadece çocukların değil, büyüklerin de akıl sağlığında kalıcı hasara sahip olabilecek derecede aksiyon dolu bir yapım olmuş. Bu vakte kadar yazdıklarımdan oyunun kötü olduğunu çıkarmayın. Ama aksiyon filmleri yapımcısı çılgın Michael Bay’in bile bu oyundan alacağı çok feyz var.

73

Açık dünya oyunu denince bir çoğumuzun aklına Grand Theft Auto serisi gelir. Just Cause da benzer bir oyun. Baş karakterimiz elbette Rico. Onun macerası bir süredir gitmediği Medici’ye geri dönmeye karar vermesiyle başlar. 7 yıl içinde evinde çok fazla şey değişmiş, General Di Ravello diktatör olarak Medici’yi askerlerle doldurmuştur. Tabi bir diktatörden beklendiği üzere, ülkedeki tüm yaşayanlara baskı ve bezdirme politikasını sonuna kadar sunmuştur. Rico bunun üzerine ekibi toplar (Mario, Tom Sheldon, Dimah ve diğerleri) ve yurduna döner.

yazi_85139_2

Kahraman diyoruz ya, böyle bir durumda yerinde duramayacağı, bir şekilde pirelenip karşı koyacağını söylememe gerek yoktur. Rico, böyle bir ortamda Medici’ye dönüyor ve ülkesini kurtarabilmek için savaşmaya başlıyor. Just Cause 3’ü de Just Cause yapan özellikler burada ortaya çıkmaya başlıyor. Oyunda verilen görevleri tamamlamak için spesifik bir yol izlemenize gerek yok. Açık dünyanın tüm nimetlerinden faydalanıyoruz. Diktatörün konuşma yaptığı hoparlörleri mi susturmamız lazım? İster ateş edin patlatın, istersenin kamyon ile çarpın, isterseniz de altında oksijen tüpü patlatın. Tamamen sizin hayal gücünüzün sınırları ile kalıyor.

75

Oyun bizlere rakabetçi bir ortamı da beraberinde geliyor. Öyle elimizi kolumuzu sallaya sallaya dolaşıyor olsak da ekran da sürekli olarak beliren diğer oyuncuların rekorları, bizi daha iyiye yönlendiriyor. Mesela, Wing Suit’i giyerek belli mesafeler arasında uçarak gidebiliyoruz. Yapım bu mesafeyi de ölçüyor. 40 metre uçtuktan sonra karşınıza çıkacak olan başka bir oyuncunun “XXX 85 metre uçtu” mesajı sinirlerinizi gerip, sizi en baştan daha uzun mesafeler uçmaya ya da fazla adamı aynı anda katletmeye yönlendiriyor. Rekabetçi ortam, yapımın en keyifli özelliklerinden biri olmuş.

74

Elbette kendini bir yerde attığında uçabileceğin mesafe miktarı belirli. Ancak kıyafetinizin özelliklerini artırarak daha uzun mesafelere uçabilmeniz mümkün. Bu oyunda kullanacağınız birçok eşya için de geçerli. Olabildiğince bir silahta uzmanlaşmaya çalışmak faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Onun tüm özelliklerini açtıktan sonra başka bir silaha yatırım yapmak en mantıklısı. Harita üzerindenki belli noktalarda bulunan challange görevlerini yaparak dişliler kazanıyorsunuz. Bunun sonucunda ekipmanlarınızı yükseltebilmeniz mümkün oluyor.

yazi_85139_1

Yapımın en büyük sıkıntısı, birbirine benziyor olması. Bir süre sonra sıkabiliyor. Ancak bunu aşmak yine sizin becerinize kalıyor. Açık dünya dedik ya. Sıkıldığınızda başka birşeyler yapmak her zaman elinizde. Just Cause 3’ün sunduğu 10 saatlik senaryo süresi az gibi görünse de yan görevler, rekabetçi ortam, uzun süre keyifli maceralar yaşatacak gibi görünüyor.

Cevap bırakın