Sosyal Medyanın Yeni Rüzgarı JOMO

Sosyal Medyanın Yeni Rüzgarı JOMO

0

İnternet ve sosyal medya derken artık hepimizin dijital bir kimliği ve hayatı var. Gerçek hayat ile sanal olanın çizgileri kaybolurken her geçen gün yeni bir kavramla tanışıyoruz. Birkaç ay önce FOMO ve GAS gibi yeni nesil hastalıklardan bahsetmiştik. İlgili yazımıza göre FOMO, rahatsız edici şekilde çevrimiçi olarak sizin dışınızda neler olup bittiğine kafayı fazlaca yormak anlamına geliyordu. Bir nevi sosyal medyaya aşırı bağlanıp anı kaçırmak… GAS ise ihtiyacınız olmaksızın yeni bir ürün alma hissiydi. Şimdide bu kervana farklı bir bakış açısıyla JOMO ekleniyor.

JOMO
Çevrimiçi olmak mutluluk kadar bıkkınlık hissi de uyandırıyor

JOMO ile Mutluluk Arayışı

Joy of Missing Out kelimelerinin baş harflerinden oluşan JOMO’yu FOMO’nun tersi olarak tanımlayabiliriz. Yani kasıtlı olarak kendini internete kapatmanın dayanılmaz hafifliği! Evet, iddialı bir cümle oldu ancak bu söylem gittikçe popülerleşiyor. Psikologların yorumlarına göre mutluluk ile zamanı değerlendirme arasında önemli bir bağlantı var. Uzakdoğu felsefesindeki “mindfullness” yani dinginlik altında gelen öğretilerin temeli de aslında anı yaşamak, zamanın hakkını vermek. JOMO bu mesajları dijital ortama transfer ediyor.

JOMO
Bağlantınızı keserek kendi içinize dönmeye ne dersiniz?

Sanal Yorgunluk

JOMO’yu tercih edenler genellikle sosyal medyadan yorulmuş kişilerden oluşuyor. Katılabileceğiniz o kadar çok davet, organizasyon ve kutlama var ki. Her birinde bulunmanız imkan dahilinde değil. Katılamadığınız etkinlikleri merak edip Instagram veya Twitch üzerinden olan biteni takip etmeye kalkınca da büyük bir emek ve zaman israfı ortaya çıkıyor. İşte JOMO tam da bu noktada devreye girerek “Katılamıyorum, o halde yokum” mantığıyla hareket ediyor. JOMO’yu benimsemiş biri, dış dünyayı olması gerektiğinden fazla umursamıyor ve o an neyle meşgul ise dikkatini oraya veriyor.

jomo
İş hayatı ile tatili birbirinden ayırmanın zamanı çoktan geldi

İş Hayatında JOMO

Yeni eğilim iş hayatında da kendini gösteriyor. 2018 yılında Linkedin üzerinde yapılan bir ankete göre çalışanların %70’i tatil zamanında elektronik posta gibi iş ile ilgili yazışma ve bildirimlerle boğuşuyor. Hatta kimi zaman tatilde daha fazla çalışıyorlar. Bazı büyük kurumlar da çalışanını gözetmek adına o kişi tatile çıktığı anda sunucularla iletişimi kesiyor. Kişi ne e-posta alıyor ne de bir Whatsapp mesajı… Çünkü asıl amaç, kişinin deşarj olup dinlenmiş bir şekilde ofise daha verimli döneceğinin düşünülmesi. Ne dersiniz? Siz de hayata daha bağlı olmak ve üretkenliğinizi artırmak için bağlantıyı kesmeye hazır mısınız?

Eğer dinginlik, farkındalık, akış ve “mindfullness” gibi kavramlar ilginizi çekiyorsa sizi bu işin duayeni Thich Nhat Hanh’ın köyüne davet ediyoruz.

Cevap bırakın