iPhone’un hiç anlatılmayan hikayesi

0

SAN FRANCISCO - SEPTEMBER 05: Apple CEO Steve Jobs holds up the new iPod Touch during an Apple Special event September 5, 2007 in San Francisco, California. Jobs announced a new generation of iPods. (Photo by Justin Sullivan/Getty Images)Photo by Justin Sullivan/Getty Images

Tarih 9 Ocak 2007… Steve Jobs, elinde tuttuğu iPhone’u izleyicilere gösterdiğinde salon alkıştan yıkılıyor adeta… Bugün aradan neredeyse 10 yıl geçmesine rağmen her iPhone duyurusunda aynı sahne tekrarlanmaya devam ediyor.

Aslında her şey 2003 yılında başlamıştı. Bilgisayarlarla büyük bir sükse yapan Apple ekibi, bir tablet projesi üzerinde çalışıyordu. Steve Jobs, anılarında “Aslında kafamda cam bir zemin üzerinde yalnızca elinizi, parmaklarınızı kullanarak çalışabileceğiniz bir tablet üretmek fikri vardı.” diyor. Apple UI (Kullanıcı arabirimi) ekibi, ilk prototipi sunduğunda Jobs’ın aklına bu teknolojiyi telefona uygulama fikri gelmiş. Tabii tablet fikrinden vaz geçmeden… Jobs, bir telefonla, müzik çaları entegre edeceği bu projenin kod adı olarak “Purple” (Mor) adını uygun görmüştü.

Pizza kokusu

Apple’ın Cupertino’daki merkezinde “Purple” adlı bu projede çalışanlar inanılmaz bir gizlilik ve güvenlik çemberi içinde görev yapıyorlardı. Çalıştıkları alana ulaşmak için kimlik kartlarını beş bazen altı defa güvenlikten geçirmeleri gerekiyordu. Çoğu zaman çalışanlar, hiç dışarı çıkmadan günlerini aynı bölümde geçiriyorlardı. Bu da belirgin bir kokunun yayılmasına neden oluyordu ortama… Bugün o takımda yer alanlar, bu kokuyu “Pizza kokusu” olarak tanımlıyorlar.

iPhone’un yazılım ekibi çalışmalarına 2005’te başlamıştı ve iki yıl içinde mükemmele yakın bir iş çıkartmışlardı. Tasarım ekibi, telefonun hem önünün hem de arkasının kavisli camdan olması konusunda ısrarcıydı ama, o günlerde bu tasarımın maliyeti çok fazla olarak değerlendirilmişti finans bölümü tarafından…

2005’te Apple, Motorola’nın çıkartmış olduğu ROKR adlı telefon projesinde bu telefona iTunes desteği sunmuştu. Ancak Steve Jobs bu işbirliğinden pek de memnun değildi açıkçası. Ancak, bu projenin kendisine mobil telefon dünyasında yeni ufuklar açacağını düşünüyordu. ROKR’la yaşadıkları bu kötü tecrübe kendi projelerinin iyiliğine olacaktı.

Telefon neredeyse hazırdı ama, telefonun ve işletim sisteminin isim hakları konusunda bir sıkıntı vardı. Steve Jobs, iMac’lerle Apple’a yaşattığı başarıyı devam ettirmek ve “i” harfini yeni ürünlerinde de kullanmak istiyordu. İşletim sistemi için iOS, telefon içinse iPhone isimleri konusunda ısrarcıydı. Bugün bile birçok kişi bilmez ama bu iki isim de Silikon Vadisi’ndeki bir başka büyük bir bilgi teknolojileri şirketine, Cisco’ya aitti… Tamamen ağ sistemlerine odaklanmış olan Cisco, son kullanıcı tarafında ürünleri olmayan bir şirketti. Bu da Steve Jobs’a bu isimler konusunda inanılmaz bir güven veriyordu.

“iPhone” ve “iOS” isimleri Cisco’ya aitti

“Inside Apple” (Apple’ın İçinde) adlı kitabın yazarı Adam Lashinsky, kitabında şöyle yazıyor: “O günlerde Cisco’da yönetici olan Charles Giancarlo, Steve Jobs’tan doğrudan bir çağrı aldı. İsim haklarını istiyordu. Karşılığında hiçbir şey teklif etmemişti. Yalnızca Cisco’yla iyi dost olacaklarına dair bir söz vardı ortada… Giancarlo, kibarca bu isimleri kullanmayı düşündüklerini belirtti ve hayır dedi. Hemen ardından Apple’ın hukuk bölümünden Cisco arandı ve Cisco’nun markayı terk ettiği düşünüldüğü söylendi. Giancarlo, hemen Silikon Vadisi’ndeki davalara bakan ünlü hukuk firması Silver Lake Partners’ı aradı. Apple’ın iPhone duyurusundan bir gün sonra Cisco Apple’a dava açmıştı.”

Steve Jobs, görüşmeleri kendi usulünce yürütüyordu. En başarılı olduğu konulardan biri de kendine özgü taktikleriyle rakiplerinin sinirini bozmak, onları teslim olmaya zorlamaktı. Giancarlo’nun anlattıklarına göre Jobs onu bir Sevgililer Günü, akşam yemeği saatlerinde evinden aramış ve pazarlık etmeye başlamış. Sonra görüşmenin bir anında öyle bir şey sormuş ki… “Evinden e-postalarına erişebiliyor musun?” demiş. Düşünün yıl 2007… Geniş bant internet Amerika’da hemen her evde yaygın bir şekilde kullanılıyor. Tüm bunlar bir yana, telefonun ucundaki kişi gelişmiş internet ürünleri işinde yıllardır çalışan üst düzey bir yönetici…. Ve bu kişiye sorular soru, evden e-postalarına erişip erişemediği… Giancarlo, Jobs’ın her zamanki taktikleriyle damarına basmaya çalıştığını anlamış. En sonunda Cisco, hukuk mücadelesinden yoruldu. Her iki şirket de aralarında bir anlaşmaya vardı.

Cevap bırakın