iPhone’u Android’e üstün kılan 10 özellik

0

New iphone 6 and red heart on the wooden table

Geçtiğimiz hafta, Android’i iOS’a üstün kılan 10 özelliği yazarak, bu işletim sistemine sahip telefon kullananları gururlandırmıştık. Öte yandan iPhone kullanıcılarının da şimşeklerini üzerimize çekmiştik. Her ne kadar iPhone, ya da bir başka deyişle iOS kullanıcıları Android’le kıyaslandığında azınlıkta kalsalar da, spot ışıkları iPhone’un üzerinden ayrılmıyor. Yeni çıkacak iPhone modelleriyle ilgili söylentiler, senaryolar günlerce, aylarca herkesi konuşturuyor, merak ettiriyor. Peki, iPhone’un Android’e karşı üstün kılan özellikler neler? Ben sizler için 10 tanesini toparladım aşağıya…

  1. Daha iyi donanım ve yazılım entegrasyonu:

iPhone 6s ve iPhone 6s Plus ile birlikte hiçbir Android telefon üreticisinin kopyalayamayacağı iPhone’u bir üst seviyeye taşıyan bir özellikle karşılaştık. Uygulama ikonuna uzunca basarak 3 boyutlu basış gücünüze duyarlı dokunmatik ekran sayesinde çok çabuk aksiyonlarda bulunabiliyorsunuz. Ya da posta kutunuza hafifçe basarak epostalarınıza göz atabiliyorsunuz. Elbette Android telefonlar yıllardır dokunsal geri bildirim özelliği sunuyorlar ama iPhone’lardaki bu yeni “dokunmatik” motor çok daha etkili… iPhone 7’deki yeni ana ekran düğmesi “dokunmatik” motor özelliğini bir üst seviyeye yükseltiyor. Üstelik duyarlılık seviyesini de ayarlayabiliyorsunuz.

  1. Canlı fotoğraf (Live Photos) özelliği:

iPhone kamerasındaki en ilginç ve özgün özellik, fotoğraf çekimi öncesinde ve sonrasında ses, video kaydı yapması… “Canlı fotoğraf” denen bu özellik sayesinde fotoğrafların üzerine uzunca basarak, bu fotoğrafları canlandırabiliyorsunuz. HTC Zoe gibi başka Android telefonlar da buna benzer özellikler sunuyorlar ama Live Photos’u kullanmak çok daha kolay… Ayrıca Facebook, Tumbler gibi uygulamalar Live Photos özelliğini destekliyor, fotoğraflarınızı burada paylaşabiliyorsunuz.

  1. Kullanılması en kolay telefon:

Her ne kadar Android telefonlar yıllar içinde ara birimlerini geliştirmeye çalışsalar da uzak ara iPhone yıllardır kullanılması en kolay telefon özelliğini elinde bulunduruyor. Uygulamalar için ayrı bir “çekmece” olmaması, onlara kolayca ulaşmanızı ve çalıştırabilmenizi sağlıyor.

  1. OS güncellemeleri:

Aslında bu durum Android hayranlarının biraz yüreğini burkacak. Güncellemeden iki hafta sonra uygun iPhone’ların yüzde 55’i Apple’ın son işletim sistemi iOS 10’u kullanıyorlardı. Eylül 2016 itibariyle Android telefonların yüzde 18.7’si Marshmallow kullanıyordu. Google’ın son ürünü Android 7.0 Nougat listeye bile girememişti. Sorun şu, Pixel gibi “saf” Android telefonların haricinde Samsung, LG, HTC gibi büyük üreticiler geçiş için mobil operatör sertifikasyonu gerekiyor. Ayrıca üreticiler, eski telefonların işletim sistemlerini güncelleme konusunda biraz ayaklarını sürüyor gibi görünüyorlar.

  1. En iyi uygulama önceliği:

Birçok “en iyi” uygulama öncelikli olarak iOS için üretiliyor. Örneğin Instagram gibi çok önemli bir sosyal medya uygulaması iOS’ta yayınlandıktan iki yıl sonra Android Google Play’de yerini aldı. Örneğin popüler canlı yayın uygulaması Periscope aylarca iOS kullanıcıları tarafından kullanıldıktan sonra Android’çilerle buluştu. Burada mesaj gayet açık. Popüler uygulamalar konusunda ikinci planda kalmak istemiyorsanız, iPhone’dan başka çare yok!

  1. “Bloatware” olmayan bir hayat:

Şimdi bu “bloatware” nedir diye soruyorsanız, ya Android kullanıcısı değilsiniz, ya da bugüne kadar telefonunuzun bataryasının kanını emen canavarın farkında değildiniz demektir. Bloatware, Android cihazınızda birçoğu gereksiz olan önceden yüklenmiş uygulamalardır. Bu uygulamalar sistem kaynaklarını tüketir, cihaz hafızasında yer kaplar ve RAM kullanır. Ayrıca arka planda çalıştıklarından pili oldukça fazla kullanırlar. Bu nedenle birçok Android kullanıcısı genellikle mobil operatörler ve telefon üreticileri tarafından telefonunuza önceden yüklenmiş bloatware uygulamaları silebilmek için tabiri caizse dört döner. Ancak müjde! Samsung ve diğer üreticiler kullanıcıların bu acısını biraz hafifletmek için bloatware uygulamalarını artık tek bir dosyada toparlıyor. iPhone’da mobil operatörün yüklemiş olduğu tek bir uygulama bile yoktur. Şimdi Apple, Apple Watch gibi belki de hiç ihtiyacınız olmayan uygulamalar yüklüyor ama en azından Apple’ın kendi uygulamaları o kadar rahatsız edici değil…

  1. Mac’le uyum içinde çalışma:

Henüz bir Mac kullanmadıysanız, iPhone’ların bir Mac’le ne kadar uyum içinde çalıştığını bilmiyorsunuz demektir. Örneğin macOS’taki “Continuity” (Devamlılık) özelliğiyle MacBook’unuzu metin mesajlarını alıp göndermek, hatta arama yapmak için bile kullanabilirsiniz. Yeter ki, iPhone’unuz yakınlarda olsun… Handoff (Eller serbest) özelliği çok fazla kullanışlı değil ama Mac’te başladığınız bir eposta mesajınızı iPhone’da yazmanıza izin veriyor. Sağ olsun iCloud hemen her şeyi çok iyi senkronize ediyor, iPhone’daki fotoğraflarınıza Mac’den kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz… Notlarınız, dokümanlarınız da dahil üstelik…

  1. Apple Pay:

Aralarında Android Pay ve Samsung Pay olmak üzere, Apple’ın birçok rakibi bulunuyor. Ancak şu anda Apple Pay, mobil ödeme konusunda en popüler metotlardan biri… Öncelikle inanılmaz basit bir kullanımı var. Tüm yapmanız iPhone’unuzu ödeme bölümündeki terminale yaklaştırmak ve parmağınızı Touch ID sensorunun üzerine bastırmak. Apple Pay, ayrıca Dunkin’ Donuts, Panera ve Walgreens gibi ülkemizde çok da popüler olmayan zincir mağazaların ödül kartlarını destekliyor. Tüm bu kartları Apple Wallet’da tutabiliyorsunuz. Samsung Pay, daha fiziksel bölgelerde kullanılırken, Apple uygulamalar aracılığıyla web ortamında da kullanılabiliyor.

  1. Aile paylaşımı:

Bir Apple ailesi birlikte oynar, birlikte tasarruf eder. iPhone’daki “Family Sharing” (Aile paylaşımı) özelliği sayesinde anne, baba ve çocuklar App Store, iTunes ve iBooks üzerinden yapılan alışverişleri altı kişiye kadar paylaşabiliyorlar. Bu arada kendi iTunes hesabını tutabiliyorsunuz. Diyelim sizin ufaklıklardan biri herhangi bir alışveriş yapmak istedi. Size “Ask to Buy” özelliği sayesinde bir alarm mesajı geliyor. Bu sayede ileride yaşanacak fatura şoklarından kendinizi kurtarıyorsunuz. Ayrıca aile olarak fotoğraf albümü, takvim gibi özellikleri paylaşabiliyor, çocuklarınızın nerede olduğunu haritadan görebiliyorsunuz. Google, Android telefonlarda kolay aile paylaşımı özelliği sunmuyor.

  1. En iyi destek ve yardım:

Android telefonunuzla bir sorun yaşadığınız zaman, çevrimiçi forumları tarayabilir, ya da mobil operatörünüzü arayabilirsiniz. Ancak bir iPhone’la Apple’ın web sitesinde yer alan sorununuzla ilgili bir sürü makaleyi okuyabilir, sohbet ortamında yardım görebilir, ya da Apple Store Genius Bar’da canlı görüşme yapmak için randevu alabilirsiniz. Google’ın müşterilerle bu tür bir ilişkisi yok. Android’le yalnız başınasınız!..

Bu yazıyı okudunuz ve burnunuzdan soluyorsunuz. Muhtemelen bir Android kullanıcısısınız. O zaman geçen hafta yazdığım şu linkteki yazıya da bir göz atın derim: http://mediatrend.mediamarkt.com.tr/androidi-iosa-ustun-kilan-10-ozellik/

 

 

Cevap bırakın