Far Cry Primal İlk Bakış

0

Far Cry’ın oyuncular tarafından çok tutulmasının bir sebebi var. Sahip olduğu devasa haritalar, görev çeşitliliği ve tropik ada konsepti bir araya geldiğinde ortaya ilginç ve oynanası bir iş çıkıyor. Far Cry her zaman bizi kuralların olmadığı, silahı ve adamı olanın kural koyucu olmaya soyunduğu yerlere götürdü. Elbette Crytek tarafından geliştirilen ilk oyun ve daha farklı bir tanıma sahip olan ikinci oyun Far Cry’ın nasıl genişletilebileceğini bizlere kanıtlıyordu.

Far Cry Primal’dan bahsetmeden önce “Bu fikir de nereden çıktı?” demek daha doğru gibi görünüyor. Far Cry 2’yi saymazsak, nereden bakarsak bakalım “Primal” ismi ve içeriği serinin doğasına getirilmiş radikal kararların toplamından oluşuyor. İngiltere davetine giderken Ubisoft Montreal’in bizler için hazırladıkları konusunda hem heyecanlı hem de tedirgin olmam bu yüzdendi.

far_cry_primal-sistem-gereksinimleri-s

Elbette bu tedirginliğim oyunun açılış sahnesiyle bir anda kayboluverdi. Günümüzde başlayan bir sayaç hızla geri sarıyor. 2000’li yıllar önce 1900’lere, sonra daha da hızlanıp daha eskilere gidiyor. Sayaç fikrinin çok hoş olmasının yanı sıra M.Ö. 10.000 yılına gelip durduğunda artık hiçbir şeyin bildiğimiz gibi olmadığına alışmanız gerekiyor.

Far Cry Primal bunu daha en başından bizlere hissettirmeyi başarıyor. Ana karakterimiz ve onun kabilesinin diğer üyeleri yere yatar pozisyonda kendilerini gizlemeye çalışıyorlar. Av peşindeler, karınlarını doyurmaları için buna ihtiyaçları var. İnsanoğlu vahşi doğayla iç içe olduğu için kendi yemeğini bulmak zorunda. Diğerlerine oranla küçük bir mamutu gözlerine kestiriyoruz ve etrafını sardığımız avı öldürüyoruz.

maxresdefault

İşler burada bitmiyor ve giriş kısmı davetsiz bir kaplan tarafından trajediyle sonuçlanıyor. Far Cry Primal size insanoğlunun eskiden doğanın tek hakimi olmadığını açık ve net bir şekilde kanıtlıyor. Yaşamak, hayatta kalmak ve doğayla baş etmek için sezgileriniz, yetenekleriniz ve hayatta kalma isteğiniz büyük bir elzem teşkil ediyor.

Oyunda yönettiğimiz ana karakterimiz Takkar ile kısa bir süre yalnız kalıyoruz ve vahşi bir doğanın içinde mücadeleye başlıyoruz. Dönem gereği gittiğimiz her yer silah kaynamıyor, bu yüzden yapımcılar ciddi bir “craft” sistemiyle karşımıza çıkmışlar. Silahlarınızı kendiniz yapmanız gerekiyor. Bulduğunuz ağaç kabukları, serf lifli bitkiler, hayvan derileri, yontulabilir taşlar… Far Cry Primal’ın doğası sizin en büyük silahınız ve onu kullanmayı öğrenmeniz gerekiyor.

slideshow_fankit_223758

Oyunda ilerledikçe kendi hayvanlarınıza sahip olabiliyor ve onları görevleri yerine getirirken aktif olarak kullanabiliyorsunuz. Evcil hale getirdiğiniz kuşla basmak üzere olduğunuz kampı gözleyebiliyor, kaplanınızı düşman gruplarının içine salabiliyorsunuz. Tıpkı Far Cry serisinde olduğu gibi çatışmalara nasıl yaklaşacağınız tamamen size kalmış.

Oyun Far Cry 4 ile aynı oyun motorunu kullandığı için PS4 üzerinde oynadığımız alfa versiyonunda önceki oyunlara göre pek bir fark göremedik. Far Cry Primal sağlam grafikler sunuyor ama daha fazlasını bekliyorsanız sanırım Far Cry 5’i beklemeniz gerekecek.

far-cry-primal

Far Cry Primal daha şimdiden cesur bir deneme olacağınız sinyallerini bizlere veriyor. İnsanoğlunun doğaya karşı (adil olmayan bir biçimde) edindiği üstünlüğü elimizden alıp, bizi besin zincirinin epey gerilerine atıyor ve taş devrinin acımasız doğasında bizi yeteneklerimizle baş başa bırakıyor.

Oyun ilk bakışta bir Far Cry gibi durmasa da seriyi bir araya getiren parçaları yavaş yavaş görmeye başlıyorsunuz. Özellikle beni mutlu eden şey oyundaki tüm karakterlerin kendilerine ait bir dili konuşuyor olması oldu. Seslendirmeler İngilizce değil ve Ubisoft dil mevzusunda hayli çabalamış gibi görünüyor. Karakterin konuşmalarının görece ilkel olması inandırıcılık unsurunu biraz daha yukarı çekiyor.

Far Cry’ı yerinde oynama şansı buldum ve birkaç ufak ayrıntı dışında 23 Şubat’ta gümbür gümbür geleceğini söyleyebilirim.

Oyunun ilk 10 dakikasını aşağıdan seyredebilirsiniz.

Cevap bırakın