Far Cry 5 İnceleme

Ubisoft'un yeni bombası Far Cry 5 ile ilk buluşma

0

2004 yılında oyuncular ile buluşan ilk olarak Crytek‘in elinden çıkmıştı. Grafikler ve oynanış tarzı ile çok kısa sürede oyuncuların sevgisini kazanmıştı. Yapım, 2005 yılında Ubisoft’a geçiş yapmış, 2008 yılında da Far Cry 2 ile karşımıza çıkmıştı. Far Cry 2’nin ardından derin bir sessizliğe bürünen serimiz, 2012 yılında birçok oyuncuya göre serinin en iyi oyunu olan Far Cry 3 ile tekrar karşısında idi. Çılgın diktatörlerin ve bu kişilere karşı savaşın olduğu bir hikayenin içine attı. Oyunculardan da olumlu tepkiler alan bu tema, sonraki oyunlarda da işlendi ve 2018 yılına geldiğimizde yep yeni bir Far Cry ile, Far Cry 5 ile bizleri Amerika’ya davet etti.

Far Cry 5, Ubisoft’un son dönemdeki en önemli yapımlarından

Modern zamanlarda geçen Far Cry 5, bizleri Amerika Birleşik Devletleri’nin Montana eyaletine davet ediyor. Kurgusal Hope County’de bizleri kendisine “Baba” adını veren Joseph Seed isimli bir kült liderini tutuklamak için göreve yollayan hikayemiz, yaşanan karışıklıklardan sonra hikayemizi başlatıyor. Spoiler vermek istemediğim için karakterimiz ve hikaye ile ilgili çok az bilgi vermeye çalışacağım. Ancak oyunun konusu en kısa özetle, önceki Far Cry’larda olduğu gibi çılgın kötü adamı yok etmek üzerine kuruluyor.

Şimdi öncelikle oyunun baş düşmanı olan “Baba”nın yani Joseph Seed’in kurmuş olduğu Eden’s Gate (Cennet Kapısı) tarikatına bakalım. Cemaatlere benzer bir yapısı olan Eden’s Gate tarikatı, dünyanın sonunun geldiğine inanıyor ve üyelerine cenneti vaad ediyor. Katılan kişileri kısa sürede kendilerine köle haline getiren bu tarikat, Hope County’yi adeta bir tarikat üssüne çevirmüş. Bölgede yaşayan “herkese ya bizimlesin, ya da ölüsün” diyor. Adam kaçırma, cinayet, silah bulundurma gibi birçok farklı suç işleyen bu tarikat, bölgedeki bazı insanların canına öylesine tak ediyor ki, bir grup insan tarikata karşı ayaklanmaya çalışıyor. Ancak tarikatin gücü öylesine büyük ki, yapılan tüm ayaklanmalar bir şekilde bastırılıyor.

Bizler de bu ayaklanmayı ya da oyunun bize söylediği şekilde direnişi yeniden ayaklandırıyor, insanlara umut veriyoruz. Elbette amaç Joseph Seed’i alaşağı etmek. Bunun için de tarikat karşıtları ile büyük bir silahlı direnişe geçiyoruz. Co-op mantığına uygun geliştirilmesinden ötürü, karakterimizin belli bir hikayesi yok.

Far Cry 5’e burada dahil oluyoruz. İlk olarak kendi karakterinizi oluşturuyor, ve kısa görevler ile başlayarak alışma sürecini geçiriyoruz. Far Cry’ın önceki sürümlerini oynayan oyuncular için çok fazla sürpriz bulunmuyor. Çatışma hissiyatı, silah mekanikleri, eski Far Cry oyunlarına hayli benziyor. Far Cry zaten uzun yıllardır temel oynanış özellikleri ile sevilen bir yapım. Oyunun vuruş hissiyatı olsun, koşarken silahı tutuşunuz olsun hepsi oturaklı ve başarılı olmuş.

Oynayış şeklimizde ise bazı ufak tefek değişiklikler var. Bildiğiniz üzere önceki Far Cry ve diğer Ubisoft yapımlarında sıkça karşılaştığımız falanca tepeye çık, falanca radyo kulesine tırman ve bölgeyi aç gibi durumlar Far Cry 5’te kaldırılmış. Hatta bununla ilgili bir diyalogda ufak bir sürpriz de var. Oyun bunun yerine sürekli olarak ufak yan görevler vererek sizlerden oyunun hikayesini devam ettirmenizi istiyor. Yine önceki oyunlar gibi tarikatın bölgelerine saldırı düzenleyebiliyor ve bölgeyi ele geçirebiliyoruz. Ele geçirdiğimiz her bölge sonrasında ise yeni görevler bizleri bekliyor. Oyundaki yan görevlerin yapısı ise oldukça başarılı tasarlanmış, her biri ufak hikayeler ile desteklenirken, görev sonrasında verilen ödüller de keza başarılı. Neredeyse her yeni görev sonrasında yeni bir silah, yeni bir araç ile karşılaşmanız olası diyebilirim.

 

Hazır bölgelerden bahsetmişken oyunun dünyasından da kısaca bahsetmek istiyorum. Öncelikle önceki oyunlara kıyasla çok daha farklı bir bölge ile karşılaşıyoruz. Amerika’nın doğası ile ünlü Montana eyaletinin bir bölümü emrimize amade edilmiş. Görsel olarak Hollywood filmlerinde sıkça gördüğümüz kasaba teması, Far Cry 5’in ana temasını oluşturuyor. Küçük kasabalarda bulunan barlar, silah dükkanları gibi detaylar gayet hoş gözüküyor. Özellikle akşam olduğunda neon ışıklar ile aydınlanan bu küçük kasabalar, tıpkı GTA: San Andreas’ın küçük kasabalarını sevdiğimiz gibi kendilerini sevdirmeyi başarıyor.

Cevap bırakın