Death Stranding PC İnceleme

0

Konsol ve PC savaşları devam ederken arada Kojima’nın merakla beklenen Death Stranding oyunu, PC platformundaki yerini aldı. Hal böyle olunca tabii ki beklentiler de yükseldi. Zira konu PC olunca, her oyununun performans konusunda farklı detaylara odaklandığını biliyoruz.

PS4’te oynayanlar zaten karşılarına hikaye olarak neyin çıkacağını biliyorlar. Bu durum, PC’de değişmiyor elbet. Tabii ikinci kere oynamak isterseniz durum başka. Derin hikayesi ve ilginç dünyasıyla Death Stranding, konsol kısmında sıkıntı çıkaran kamera açılarından tamamen kurtulmuş. Ayrıca itiraf etmek gerek ki kontroller çok daha kolay. Öncelikle oyun evrenini ilk defa ziyaret edenler için; kıyamet sonrası bir dönemdeyiz. Büyük patlama sonrası hayatta kalan insanların hikayelerine dalıyoruz ve bulunduğumuz dünyadaki yıkım çok büyük. Yıkım, doğaüstü bir takım olayları da beraberinde getirmiş durumda.

Death Stranding adını Ölüm Kıyısı’ndan alıyor ve burası aslında bir koridor. Ölenlerin diğer tarafa geçmek için kullandığı köprü gibi düşünebilirsiniz. Her insanın bir kıyısı var, ancak pişmanlık gibi duygulara yenik düştüklerinde arzuları onları Kiral Varlıklara çeviriyor ve bu da kapılarının kapanmasına neden oluyor. Onları görmek pek mümkün değil, ya da kolay değil demek daha doğru. Bağ bebekleri sayesinde en azından hangi tarafta olduklarını fark etmek mümkün.  Sürprizi çok bozmadan bilmeniz gereken Kiral Varlıklar ve Bağ Bebekleri (BB)’nin oldukça önemli olduğunu bilin.

Norman Reedus’un başrolde yer aldığı ve kontrol ettiğimiz karaktere hayat verdiği oyunda, Guillermo del Toro, Lea Seydoux, Troy Baker, Mads Mikkelsen ve Lindsay Wagner gibi çok özel isimlere yer yer verilmiş. Oyunda amacımız insanlığı bir araya getirmek ve bunun için de Amerika’daki istasyonların tamamını kullanıma açmak gerekiyor. Unutmayın ki bir Kojima oyunu oynuyorsunuz. Biraz hikaye, biraz siyasi mesajlar, biraz tuhaflıklar, biraz da Amerika propogandasına hazırlıklı olmanız şart. Her karakterin hikayesi oldukça başarılı yansıtılmış ve geçmişlerinden, günümüze kadarki yaşadıklarını muazzam grafiklerle deneyimlemek oldukça tatlı bir his. Bu arada oynanışta olayımız kargoculuk. Doğru okudunuz, bildiğiniz sırtınıza alıyorsunuz yükünüzü ve size verilen noktaya “en sağlam” şekilde götürmeye çalışıyorsunuz.

Bu noktada size saldıran Kiral Varlıklar olabiliyor, yağmur yağıp kargonuza zarar verebiliyor veya haydutlar pusuda bekleyebiliyor. Su seviyesinden, yürüdüğünüz yokuşa kadar her şeye dikkat etmek önemli. Bir nevi kargo simülasyonu kafası. Konsol ve PC sürüm arasında birçok içerik farkı var. PC, kozmetik ve yan görev olarak az da olsa daha fazla içeriğe sahip. Oyunun temelini değiştirmiyor elbet ancak kozmetiklerin çok eğlenceli olduğunu kabul etmek gerek. Oyunu oynayanlar belki geri dönmek istemeyebilirler. Malum, kapsamlı oyun ve belki de zamanınız yok veya pek beğenmediniz. Bazı oyunculara hitap etmeyen yoğun hikayesini de eklemek gerek. Hatta belki de size saçma geliyor bile olabilir. Her şekilde PC’nin en güçlü makineniz olmasa bile oynamayı oldukça kolay hale getirdiği kesin.

Cevap bırakın