Dark Souls III İnceleme

0

1

Dark Souls III nereden bakarsanız bakın önemli bir yapım. Öncelikle bir oyun tarzının sonlanlanması, oyun dünyasını derinden şekillendiren bir oyunun seri olarak sona ermesi yönünden büyük önem taşıyor. Miyazaki ve ekibinin oyunculara son hediyesi Lothric toprakları oldu.

Dark Souls III ismindeki rakam sağ olsun kendini belli ediyor ve üçlemeyi kesin bir şekilde sonlandırıyor. Belli noktalarda oyunun hayranlarını tatmin etmeyecek şeyler yapsalar da ortaya konulan çabayı takdir etmek gerekiyor. Dark Souls, Japon bir geliştiricinin hazırladığı küçük bir oyun olarak görülürken şu an gelinen nokta göz alıcı. İşte bu noktada serinin sadık hayranlarını harika anlar ve muhteşem geri dönüşler bekliyor olacak.

5

From Software iki farklı oyuncuya yine iki farklı şekilde hitap ediyor: Oyunu daha önce oynamış olanlar ve oynamamış olanlar. Yeni Dark Souls oyuncuları bu tür bir oynanınışı muhtemelen daha önce görmediler ve en çok bu noktada şaşıracaklar. Serinin sadık oyuncularıysa daha çok işin hikaye kısmıyla hayretlere düşecekler. Oynanış yönünden de eski oyuncuları şaşırtsın isterdik ama diyemiyoruz. Çünkü From Software yeni bir mekanik yaratmak yerine, yine üzerine biraz daha koyarak ilerliyor. Oyunda asıl değişim hikaye ve onun anlatımı olurken, özellikle ilk oyunu oynayanlar bu değişimden en çok etkilenenler oluyor.

Dark Souls III’ün hikayesi bu kez Lothric adındaki bir şehirde geçiyor. Lords of Cinder, yani Kor Lordları tahtlarını terk etmişlerdir. Onlar gittikleri için ilk ateş yeniden tehlike altına girmiştir. Tahtlarını tek eden bu lordları geri getirme göreviyse biz oyunculara düşüyor. Elbette işler o kadar kolay olmayacak ama bu kez elimizde net bir görev var: Boş olan tahtı öyle ya da böyle doldurmak.

3

Tıpkı diğer From Software oyunları gibi Dark Souls III’ün de hikaye anlatımı çok özel. Oynayanın hayal gücüne ve sezgilerine güvenen hikayeler aktarıyorlar. Üstelik bu güzel öyküleri anlayabilmeniz için gereken tek şey size sunulan dünyaya, sizin de kendinizi sunmanız. Oyunla vakit geçirdikçe, o dünyanın bir parçası oldukça anlamaya ve öğrenmeye başlıyorsunuz.

Artık büyü yaptığımızda ve silahlara ait özel teknikleri kullandığımızda Focus Point harcıyoruz. Bu bar kendiliğinden dolmuyor. Dolması için ya Mavi Estus içmeliyiz ya da Bonfire’a oturmalıyız. Oyundaki bazı eşyalar bu barın yenilenmesini tetiklese de hiçbiri Mavi Estus kadar olamıyor. Yani demirciye gidip, eşyaları düzenlediğimizde çok akıllıca karar vermemiz gerekiyor. Hem sarı hem de mavi Estus’ları düzgün bir şekilde yönetmeliyiz. Yoksa savaşın ortasında ve özellikle Boss dövüşlerinde büyüsüz veya can yenileme olmadan kalabiliriz. Eh, böyle bir şeyin yaşanmasını kimse istemez.

2

 Oyundaki en büyük geçim kaynağıysa elbette kıymetli ruhlar. Onlar oyundaki elimiz, gözümüz, kulağımız her şeyimiz. Her Souls oyununda olduğu gibi öldüğümüz zaman hepsini yere düşürüyoruz ve bize sadece fazladan bir hak veriliyor. Ya o ruhları geri alırız ya da denerken ölüp, hepsini kaybederiz. Oyunun başlarında ruh miktarları da az olduğu için pek koymuyor ama üzerimizde taşıdığımız ruh sayısı arttıkça gerginliğimiz de git  gide yükseliyor. Zaten Dark Souls’u olduğu şey yapan da verdiği bu gerilim hissiyatı. Bir sonraki köşeden ne çıkacağını bilmiyorsunuz ve seviye atlamaktan, eşya satın almaya kadar neredeyse her şeyde kullanılan kıymeti ruhlarımızı kaybetmek bizi saatler öncesine döndürebiliyor. Dark Soul III’te hedefe kitlenebildiğiniz her şeyin sizi öldürmeye programlanmış tehditler olduğunu düşünürsek baskıyı hissetmemek elde değil.

4

Kısacası Dark Souls III hem şahane grafikleri hem de muhteşem boss savaşlarıyla oyuncuyum diyen herkesin denemesi gereken bir yapım olmuş. Sadece kendinize meydan okumak için bile Dark Souls III’ü demek isteyebilirsiniz.

Cevap bırakın