Bu oyun başka oyun!

0

Gamification yani oyunlaştırma, her ne kadar hayatımıza yeni girmemiş olsa da, son zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız bir uygulama. Belki farkında değiliz ama birçoğumuz bu sistemi kullanıyoruz bile. Nasıl mı? Gamification, adından da anlaşılacağı üzere birtakım eğlenceli oyunlarla kişilerin bir markanın ya da hizmetin farkına varması anlamına geliyor. Bunu yapmanın tek bir amacı var, o da kişileri eğlendirmek ve bunu yaparken de onlara yakınlaşmak…Gartner Research’e göre oyunlaştırma pazarının 2013’teki büyüklüğünün yaklaşık 400 milyon dolar olduğu ve 2018’e kadar 5 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Gamification’ın ilk örneklerinden biri aslında 2000’li yıllarda havayolu firmaları tarafından kullanılmaya başlandı. Şirketlerin uçuş milleri kazandırarak kişilerde yani müşteride farkındalık yaratması ve tercih edilir hale gelmesi başarılı örneklerin başında geliyor. Buna verilebilecek en güzel örneklerden bir diğeri de Swarm uygulaması. Uygulama sizi, bir mekanın mayor’ı yani Türkçe karşılığıyla ‘belediye başkanı’ olmak için check-in yapmaya teşvik ediyor. Değişik yerlerden check-in yaptığınızda birtakım rozetler kazanıyorsunuz. Uygulamayı eğlenceli bir hale getiren Swarm, bu sebeple milyonlar tarafından kullanılıyor. Rusya’da Moskova metrosunda yapılan bir uygulama ile oturma-kalkma anlamına gelen ‘squat’ hareketini 30 kez yapan yolcular ücretsiz bilet alma hakkına sahip oldu. Nike, FuelBand adında bir akıllı bileklik çıkartarak sizin adımlarınızı, harcadığınız kalorileri ölçtü ve bir mobil uygulama üzerinden takip etmenizi ve paylaşmanızı sağladı. Burada arkadaşlarınızla yarışabiliyor ve çeşitli rozetler, kupalar, title’lar kazanabiliyorsunuz. Aldo Group, ‘A is for Aldo’ adlı parfüm koleksiyonu için bir Facebook uygulaması hazırladı. Kullanıcılar Facebook üzerindeki oyuna girerek karşılarına çıkan Instagram fotoğrafları ile kendi ruh hallerini seçtiler ve her ruh hali bir renk ile eşleştirildi. Bu eşleştirmenin ardından kullanıcılar kendilerine uygun olan parfümü seçtiler.

Hız limitini aşmayın, çekilişe katılın
Gamification’a verilebilecek başka bir örnek de Volkswagen’in pazarlama projesi olan Fun Theory. Yarışma yoluyla yapılan bu proje, sosyal sorumluluk uygulamalarının eğlenceli yollarla hayata geçirilmesini kapsıyor. Yarışmada birinci olan projelerden birinden örnek verelim. İsveç’te hayata geçirilen ‘The Speed Camera Lottery’ projesinde insanların nasıl otomobil kullandığını takip edip görüntüleyen kamera sistemleri kuruldu. Buradaki amaç onlara ne kadar hızlı gittiklerini göstermekti. Yerleştirilen kamera sistemleri insanların ve araçların plakalarının fotoğraflarını çekti. Bir bölge belirlendi ve o bölgeden geçenlere ne kadar hızlı geçtiklerini görmeleri sağlandı. Hız limitinin altında kalanlara bir piyango çekilişi yapılacağı duyuruldu. Ödülün maliyeti ise ceza kesilenlerin parasından karşılandı. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte 3 gün içinde, uygulama yapılan bölgede yüzde 22 oranında bir yavaşlama olduğu gözlemlendi.

Piyano değil, merdiven!
Fun Theory’deki bir diğer başarılı uygulama, obeziteyle mücadele kapsamında tasarlanan ‘Piano Staircase’ projesi. İsveç’in Stockholm şehrinde hayata geçirilen bu projede insanların yürüyen merdivenleri değil, normal merdivenleri kullanmaları hedeflendi. Bir metro istasyonunun çıkışında yürüyen merdivenin yanındaki normal merdivenler piyano tuşları haline getirildi. Yapılan tek işlem merdivenleri boyamak değil! Aynı zamanda insanlar basamaklara bastıkça şarkı da çaldı. Projeyle birlikte insanlar yürüyen merdivende sıra beklemek yerine, bastıkça nota çalan normal merdivenleri kullanmaya başladılar. Takip eden günlerde yapılan gözlem sonucunda normal merdivenlerin yürüyen merdivenlere göre yüzde 66 oranında daha fazla tercih edildiği görüldü.

Şişeleri atın, puanları toplayın
Fun Theory’nin en dikkat çekici projelerinden biri ‘Bottle Bank Arcade Machine’ Bu uygulamada özel bir tasarımla gerçekleştirilen ve aynı bir Arcade oyun tarzı makineye benzeyen şişe toplama kutusu sokağa bırakılıyor. Kutunun üzerinde başlama düğmesi, birkaç tane ışık ve dijital bir ekran var. İlk olarak başlama düğmesine basıyorsunuz. Sonra ışığın yanmasını bekliyorsunuz. Işıklar yandıktan sonra şişeyi kutuya atıyorsunuz ve sonrasında puanları toplamaya başlıyorsunuz. Amacınız en fazla puanı toplamak. İnsanlar için eğlenceli hale gelen ve şişeleri tek bir kutuda toplamayı hedefleyen bu oyun, bir gecede yüzlerce insan tarafından kullanıldı.

Cevap bırakın