Bilgi Çağı bitti. Şimdi deneyim zamanı!

0

Dijital yaşantımız ve buna paralel olarak sanal kimliğimiz hızlı bir şekilde değişim gösteriyor. İçinde bulunduğumuz Bilgi Çağı ya da diğer isimleriyle Bilgisayar Çağı, Dijital Çağı veya Yeni Medya Çağı 1980’lerin ortasında baş göstermeye başladı. Bu tip çağlar sınıflandırılırken dikkate alınan noktalardan biri de bilginin depolanması. Amerikalı yazar ve mucit Fremont Rider’ın 1945 yılında ortaya koyduğu hesaba göre o zaman için mutlak bilgi saklama merkezi olarak kabul edilen kütüphaneler her 16 yılda 4 kat büyüyecekti. Bu büyüme bilgisayarların ortaya çıkışına kadar büyük oranda tutarlılığını korudu. Ancak 80’lerin ortasından itibaren büyüme muazzam seviyeye geldi. Öyle ki 2014 yılında dünyanın bilgi depolama kapasitesi 5 zettabyte (5 milyar terabyte) olarak gösterildi. Olayı “eski” bir ölçü birimiyle hesaplayacak olursak tüm bu bilgileri kitaba döktüğümüz takdirde rahatlıkla gezegenimizden Güneş’e varabiliyoruz. İşte gerçek anlamda Bilgi Çağı böyle bir şey… Ya da böyle bir şeydi diyerek geçmiş zamana geçebiliriz. Uzmanlara göre bilgi anlamında bu çılgın büyümenin zirve noktasına ulaştık ve bir süredir yokuş aşağı iniyoruz. Zaten sosyal medya ve akıllı telefonların hayatımıza her geçen gün dahil olması sonucu hissettiğimiz bu “hızın” kaynağı da yokuş aşağı iniş.


social_media_strategy111

Deneyim Çağı

Yokuş aşağı iniş benzetmesi belli bir oranda korku içeriyor ancak şöyle bir durum var ki uzun bir süre boyunca Bilgi Çağı içinde bilgiye ulaşmaya çalışırken debelenip kaybolduk. Farkında olmadan yanlış ürünler aldık, aldıklarımızı kullanamadık. Hızlanacağız derken elimiz ayağımıza dolandı. Tam uyum göstereceğiz derken demode kaldık. Her yeniliğe göz kırptığımızda bir başkası tarafından kör edildik. Tatil ayak fotoğraflarımızın, yediğimiz yemeği “edebisizce” paylaşmanın da nedeni bu. Değişeceğiz derken işin özünü kaçırdık ve iletişim kanalları içerisinde kendimizi ifade edemedik. Bilgi Çağı’nın son on yılının karanlık bir özeti bu. Şimdi temizlik zamanı ve bunu da Deneyim Çağı yapacak. Herkesin sorduğu “Facebook’tan sıkıldım, onun gibi başka bir şey ne zaman çıkar?” sorusunun cevabı bu çağda gizli. Uzmanlara göre artık yeni bir Facebook çıkmayacak. Buradan kasıt da şu. Aynı etkiyi yapacak ve bir öncekini tamamen silecek nitelikte bir oluşum görmeyeceğiz. Bunun yerine elimizdeki kanalları deneyimleme yollarımız değişecek. Kendini bu yönde değiştirip geliştiren başta her türlü sosyal medya aracı hayatta kalacak. Bir başka ifadeyle oyuncular aynı ama taktik farklı olacak.

Her geçen gün yeni bir haberine rastladığımız sanal gerçeklik haberlerinin de altında yatan motivasyon bu. Facebook başta olmak üzere tüm sosyal medya patronları sanal gerçeklik kartını doğru oynamak istiyor. Dolayısıyla Facebook’un Oculus Rift’i 2 milyar dolara satın alması şaşırtıcı değil. Deneyim Çağı’na dair en yenilikçi uygulama Snapchat olarak gösteriliyor. Snapchat klasik anlamdaki sosyal medya uygulamalarına göre koşulsuz olarak fotoğraf paylaşmanıza yarıyor. Nerede olduğunuz, yanınızda kimlerin olduğu gibi bilgileri fotoğraf üzerinden paylaşıp “bilgi” vermek durumunda değilsiniz. Söz konusu olan bir doğum günü ise Snapchat ile fotoğraf üzerinde efektlerle birkaç komiklik ekleyip birkaç saniyede “hikayenizi” paylaşabilirsiniz. Çünkü eskiden olduğu gibi hangi mekanda olduğunuz, saatin kaç olduğu gibi kavramlar artık es geçilmekte. Beğeni düğmeleri veya tıklanma sayıları yerine de gösterilen ilgi, ölçüt alınıyor. İşte bu farklılaşma da Deneyim Çağı’nın başlangıcı olarak gösteriliyor. Bu çağın temel iletişim aracı ise fotoğraflar. Fotoğrafın alt kategorisi olarak video ve 3D fotoğrafları gösterebiliriz. Sonuçta o kadar görsel bir dile doğru gidişat var ki yakın zamanda artık klavye kullanıp mesaj bile yazmayacağız. Deneyimin öne çıktığı böyle bir tabloda sosyal medyanın nasıl evrileceğini birlikte göreceğiz.

Cevap bırakın