Benim gözümden Huawei P40 Pro

0

Fotoğraf, özellikle mobil fotoğraf benim önemli tutkularımdan biri. Zaman zaman birçok markanın fotoğraf makinesini, ya da akıllı telefon ürününü deneyimleme ve bu deneyimimin sonuçlarını sizlerle değişik mecralarda paylaşma fırsatım oluyor. Ancak, tüm bu deneyimlediğim ürünler arasında bazıları var ki, beni ciddi anlamda etkisi altında bırakıyor. İşte Huawei P40 Pro da onlardan birisi…

P” harfi “Photography” demek

Ürünün daha ilk duyurusu yapıldığında özellikleriyle ilgili söylentiler beni heyecanlandırmaya yetti. Daha DXOMARK incelemesi yapılmamıştı ama kağıt üzerinde P40 Pro’nun kamera yetenekleri konusunda listenin en başına oturacağı aşikardı. Zaten Huawei’nin bu seride “P” harfini seçmiş olması da bir tesadüf değildi. Buradaki “P” harfi, “Photography” kelimesinin baş harfinden geliyor.

Huawei ile ilişkim P20 Pro ile başladı. Hatta bu telefonla ilk çekimlerimi bir Kayseri seyahatimde gerçekleştirdim. Birçok fotoğrafçı arkadaşım ellerinde fotoğraf makineleri ve türlü lensleriyle fotoğraf çekmeye çalışırlarken ben P20 Pro ile birçoğunun gıpta etmesine neden olan kareleri çekebildim. Hatta o dönemlerde çekmiş olduğum birkaç otoğraf da Huawei’nin küresel İnstagram hesabında yayınlandı.

Daha sonra yola Mate 20 Pro ile devam ettim. Fotoğraf özelliklerinin yanında, tasarımıyla beni gerçekten etkilemişti. Tutma hissi, ekranı, lenslerin pozisyonu inanılmaz başarılıydı. Çekimlerin sırasında ortaya çıkarttığımda birçok fotoğrafçı arkadaşım deneyimlemek istiyordu. Sevdiğim ve hala da çok iyi olduğunu düşündüğüm bir model olduğunu söyleyebilirim.

Son olarak P30 Pro girdi hayatıma… Kendi kendime “Tamam” dedim, “bundan daha iyisi olamaz artık!”… Tesadüf bu ya yine Kayseri Hürmetçi’de fotoğrafçı dostlarım tele lensler kullanırken zum özelliğini kullanarak çektiğim fotoğraf özel olarak basıldı ve Levent Kanyon’da yapılan bir sergide duvarda yerini aldı. Cep telefonuyla çekilen fotoğraf, karta basılmaz şeklindeki yanlış düşünceyi bu telefonla aştım ve bu konuda ahkam kesen herkese de bu örneği veriyorum. Artık daha iyisi olamaz diye düşünüyordum ama yanılmışım… Hem de fena halde yanılmışım. P40 Pro geldi ve konu hakkındaki tüm fikrimi alt üst etti. Elbette ki olumlu bir yönde…

Huawei P40 Pro ve Leica işbirliğiLeica ile işbirliği

Optik cam malzemeleri, lensler ve fotoğraf makinesi konusunda 100 yıllık bir marka olan Leica, 2016 yılında piyasaya çıkartılan P9’dan bu yana Huawei ile işbirliği yapıyor. Nitekin bu işbirliği P40 Pro’da da devam ediyor. Aslında geçtiğimiz günlerde bir söyleşide anlattığım Leica-Huawei işbirliği konusunda bu satırlarda da değinmek isterim. Her ne kadar Huawei P9 2016 yılında piyasaya çıkartılmış olsa da, Huawe’nin Leica’yla ilişkiye geçmesi 2014 yılında oluyor. Bu konuda son derece vizyoner davranan olan Huawei yöneticileri Leica’nın kapısını çaldıklarında aslında çok da beklemedikleri bir yanıtla karşılaşıyorlar. Kalitenin ve mükemmelliğin üst düzey olması konusunda son derece titiz ve tutucu olan Leica, Huawei yöneticilerine görüşme randevusu vermekte bile nazlı davranıyor. Tabii ki bunun çok önemli nedenleri var. Bu konuda görüş veren bir Leica yetkilisi, “Biz sınırlı sayıda ama mükemmelik kalitesinde ürünler yapan bir firmayız. Çok fazla sayıda yapılacak bir üretim biçiminde kaliteyi nasıl kontrol edeceğimiz konusunda çekincelerimiz vardı. Ama bu çekinceleri Huawei yetkililerinin sabırlı ve anlayışlı yaklaşımlarıyla aşabildik.” diyor.

Gerçekten de iki firma arasındaki işbirliği 2014’te başladıktan sonra 2016’da bu işbirliğinin ilk ürünü P9 piyasaya çıkana kadar tam iki yıl titiz bir çalışma yürütülüyor. Hatta bir söylentiye göre Leica, P9’un ilk prototiplerini beğenmiyor ve birçok defa Huawei mühendislerinden revize bekliyor. Bu arada ortada “Leica yalnızca lens veriyor, gerisine karışmıyor…” şeklinde bazı yorumlar aldığım için şunu belirtmek istiyorum. Leica, Huawei ile yaptığı işbirliği kapsamında kamera ve lens teknolojilerinin her aşamasında, hatta yazılım da dahil olmak üzere müdahale ediyor. Yine bir yanlışı düzeltmek adına, her ne kadar Leica optik cam lensler konusunda uzman olsa da Huawei’de kullanılan lensler cam değil plastik. Ancak plastik deyince de ucuz bir şey zannedilmesin… Geçirgenliği arttırılmış, ışık kırılımından olumsuz etkilenmemek için özel kaplanmış ve camdan çok daha pahalı bir plastikten söz ediyorum. Kaldı ki lenslerin bir telefonda kullanıldığı düşünülecek olursa cam yerine daha hafif bir malzeme olan plastiğin seçilmesi de gayet doğal… Bir başka önemli bilgi de bu telefonlarda kullanılan lensler ne Leica, ne de Huawei tarafından doğrudan üretiliyor. Bu iki firma tarafından denetlenen taşeron üreticiler bu görevi üstleniyorlar. Tabii ki kalite standartları en üst düzeyde tutularak…

P9’dan bu yana yalnızca dört yıl geçmesine karşın Leica-Huawei işbirliğinde öyle bir noktaya gelindi ki… Şöyle söyleyeyim… Bugün bile halen büyük bir memnuniyetle P9 kullananlar var. Genellikle bataryada eskime oluyor, ya da şarj biraz daha uzun sürüyor. Ancak, batarya değişikliği, ya da daha hızlı bir şarj cihazıyla P9’ları keyifle kullanmak mümkün. Kamera açısından bakıldığında hatırlayacak olursanız P9’da 12 MP çözünürlükte, 1/2,9″ algılayıcısı 27 mm açıya eşdeğer f/2,2 diyafram açıklığında PDAF (faz algılayıcı otomatik odaklama) ve Laser AF destekli bir kamera ile yine aynı özelliklere sahip monochrome bir kamera yer alıyordu. Bu iki kameranın birlikte çalışmasıyla fotoğraflarda renk canlılığı korunurken, monochrome etkisiyle detaylar da daha belirgin ve berrak bir biçimde kendisini gösteriyordu.Huawei P40 Pro ve dörtlü arka kamera sistemiDörtlü arka kamera sistemi ve en büyük algılayıcı

Şimdi geldiğimiz noktaya bakacak olursak P40 Pro’da ToF (Time of Flight) algılayıcı da dahil olmak üzere telefonda dörtlü bir arka kamera sistemi bulunuyor. Kameraların dizilimi aslında P30 Pro ile aynı yerde ama bu defa lens bloğu biraz genişlemiş ve dışarıya da belirgin bir biçimde çıkıntı yapmış.

Ana kamera, 50MP çözünürlükte, (12MP fotoğraf çıktısı), 23 mm açıya eşdeğer f/1.9 diyafram açıklığında ve OIS (Optical Image Stabilization) titreşim engelleme özelliklerine sahip. Bu kamerada 1/1,28” ölçüsünde bir cep telefonunda kullanılan en büyük algılayıcı kullanılmış. Sonuçları da görsel kalitede kendini bariz bir şekilde gösteriyor.

Birçok telefon üreticisi geniş açı seçeneği sunuyor ama en iyi çözünürlüğe sahip olanı 40 MP 1/1,54” algılayıcısı 18 mm açıya eşdeğer, f/1,8 diyafram açıklığı ve PDAF (faz algılayıcı otomatik odaklama) desteğiyle yalnızca Huawei sunuyor. Dolayısıyla geniş açı kamerasıyla çekilen fotoğrafların görsel kalitesi muhteşem. Benim de olmazsa olmazım diyebilirim geniş açı kamerası.

Tele kamera birçok kullanıcı için çok önemli bir özellik. P 40 Pro, 12MP 1/3.56″ algılayıcısı, 125 mm açıya eşdeğer f/3.4 diyafram açıklığı, PDAF, OIS desteğiyle 5x optik, 10x hibrit ve 50x maksimum dijital zum olanağı sunuyor. Açıkçası P30 Pro’dan bu yana tele lenste çok da fazla bir değişiklik olmadığını söylersem yanılmış olmam.

Teknik olarak değerlendirdiğimde görselin doku/gürültü (noise) dengesini inanılmaz başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Bol ışık alan büyük algılayıcı, buna destek veren düşük diyaframlı tasarım, Leica destekli donanım ve yazılımla birleşince ortaya inanılmaz bir sonuç çıkmış. Özellikle ışık kaynağının düşük olduğu ortamlardaki performans etkileyici. Renk tonları ve doygunluk abartılı değil, keskinlik de keza öyle. Detayları göstermek adına HDR zorlaması yok. Zaten bunda halihazırda dinamik aralığın geniş olmasının büyük etkisi var.

Ultra geniş açı akıllı telefonlarda aradığım özelliklerin başında geliyor. Bazı markalar daha geniş açılar sunuyor olsa da görsel kalite ve ışık kırılmalarını düzeltme konusunda Huawei P40 Pro iyi iş çıkartıyor. (Not: Fotoğraf Edirne Selimiye Camii’nde kılınan ilk sosyal mesafeli Cuma namazında kubbenin iç kenarındaki kedi yoluna tırmanılarak çekilmiştir. – Cem Kıvırcık.

En iyi ultra geniş açı

Huawei’deki ultra geniş açıyı rakip ürünlerle kıyaslandığında “dar” bulanlar var. Onlara hak veriyorum ama şunu da hatırlatmak istiyorum. Geniş açıyla birlikte gelen perspektif bozulmaları ve kromatik renk sapmalarını da hesaba katsınlar. Çünkü P40 Pro, bu optik bozulmaları sınırında tutuyor.

https://youtu.be/B_EYo4PKiFs

Otomatik beyaz ayarı iyi kotarılmış. Manuel olarak müdahale etme gereği hissetmiyorsunuz. Ancak ben bazı pozlamalarda, Pro modu devreye alarak, beyaz ayarına küçük müdahaleler yaptım. Bence arada bunu da deneyin. Özellikle gece manzaralarında tonları soğutup, ısıtmak sizin elinizde.

Bokeh ve AI (yapay zeka) destekli RAW, dudak uçuklatıyor. ToF işini çok iyi yapıyor ve özneye olan mesafeyi iyi ölçümleyerek doğal bir bokeh yaratıyor. Modeliniz arka planın karmaşasından kurtararak, neredeyse 3 boyutlu bir hale getiriyor. Yapıştırılmış gibi duran suni bokeh etkisinden çok hoşlanmıyorum, P40 Pro bunu iyi kotarmış.

Yeni özelliklerden biri de “Golden Snap”. Burada kendinizi yapay zekanın ellerine teslim ediyorsunuz. Fotoğrafı çektikten sonra düzenlerken “AI Best Moment” ile en iyi pozu, “AI Remove Passerby” ile arka planda kadraja girem istemediğiniz kişileri ve “AI Remove Reflection” ile cam vs. saydam yüzeyler üzerindeki yansımaları silebiliyor, kontrol edebiliyorsunuz.

P40 Pro ile ilgili gözlemlerinden bir tanesi daha önceki modellerde fotoğraf çekerken yapay zekayı devre dışı bırakıyordum. Çünkü yalnızca “bas-çek” yapanlar için yapay zeka önemli bir destek gibi görünse de bazı fotoğraflarda doğallıktan uzaklaşılmasına neden oluyordu. Özellikle yeşiller, kırmızılar abartılıyor, fotoğrafta çok da istemediğim bir HDR etkisi oluşuyordu. Ancak P40 Pro’da yapay zeka inanılmaz bir şekilde geliştirilmiş. Bunu çektiğiniz fotoğraflarda hissedebiliyorsunuz. Birçok çekimde PRO moduna ihtiyaç duymadığımı söyleyebilirim.

Diğer” modunun önemi

Huawei telefonların fotoğraf bölümünde en az PRO kadar beğendiğim ve kullandığım en önemli bölüm olan “Diğer” seçeneğini mutlaka keşfetmek gerekiyor. Burası fotoğraf çekenler için müthiş hazineler barındırıyor. Buradaki seçenekler sayesinde fotoğrafınıza ve çektiğiniz videolara boyut atlatabiliyorsunuz. “Diğer” bölümünde en çok kullandığım seçenekler “Işık Resmi” bölümünün altında yer alıyor. Burada “Trafik İzleri”, “Işık Graffiti”, “İpeksi Su” ve “Yıldız İzleri” özellikleriyle birçok fotoğrafçının çok pahalı ekipmanlarla yaptıkları “uzun pozlama” çalışmalarını kolaylıkla yapabiliyorsunuz. Bunun için ihtiyacınız olan tek şey telefonunuzu çekim sırasında sabit tutacak bir tripod.

Burada çok kullandığım seçeneklerden biri de Siyah Beyaz seçeneği… Hala siyah beyaz fotoğrafların dramatik olarak çok farklı bir etki yarattığına inanıyorum. Ayrı bir uygulamaya ihtiyaç duymadan doğrudan siyah beyaz fotoğraflar çekmek için Huawei P40 Pro, “Normal”, “Açıklık”, “Portre” ve “Pro” özelliklerini bu bölümde de sunmaya devam ediyor. Özellikle yanal pencere ışığı kullanarak, profesyonel jargonda “Rembrandt ışığı”yla “Portre” modunda fotoğraf çekmenizi tavsiye ederim. Modelleriniz bu çalışmalarınıza bayılacak, emin olabilirsiniz.

Huawei P40 Pro’nun “Hızlandırılmış Çekim” özelliğiyle time lapse tarzı çekimler yapmak son derece kolay ve zahmetsiz.

Aslında çok “Time Lapse” çalışması yapan biri değilim. Çünkü fotoğraf makinesiyle time lapse yapmak biraz zahmetli bir iş. Şöyle ki, yüzlerce fotoğraf çekmeniz bunu bilgisayara aktarmanız ve daha sonra bunları bir araya getirerek bir “Hızlandırılmış Çekim” etkisi yaratmak saatler alıyor. Geçtiğimiz günlerde fotoğrafçı arkadaşlar tripodlarını kurmuş time lapse çalışması yaparlarken ben mini tripoduma Huawei P40 Pro’yu yerleştirdim ve 10 dakika kadar çekim yaptım. Bu 10 dakikalık çekimde 5-6 saniyelik bir “Hızlandırılmış Çekim” çalışması oluştu. Bu arada herkes çekime devam ederken ben çalışmamı hemen sosyal medyada paylaştım. Oysa orada çekim yapanlar daha eve gidecek ve bir sürü işlem yapacaklardı. Her ne kadar ben “otomatik” seçeneğini kullandıysam da dilerseniz çekim hızını ve kayıt süresini istediğiniz gibi ayarlayabiliyorsunuz. Huawei P40 Pro’nun “Hızlandırılmış Çekim” özelliğinin başlı başına incelenmesi gerektiğine inanıyorum. Bu özelliği çok sevdim ve bundan sonra her ortamda denemeyi düşünüyorum. Sizlere de denemenizi tavsiye ederim.

Google’sız Huawei olur mu?

Aslında akıllı telefonlara tamamen “fotoğraf” açısından yaklaşıyor olsam da, Google meselesi bana en çok sorulan soruların başında geldiği için sizlerle kişisel deneyimlerimi paylaşmak isterim. Bildiğiniz gibi ABD, Huawei’ye karşı bir takım kısıtlamalar getirdi ve bazı ABD firmalarının Huawei ile çalışmasına engel oldu. Elbette bunların en başında da Google geliyor. Huawei Mate 30’dan sonra, Huawei P40 Pro da Google desteği almayan bir telefon. Ancak, bilmeyenler için burada tekrarlamakta yarar var. Huawei, Android işletim sistemi kullanıyor ve bilinenin aksine Android işletim sistemi Google’ın değil. Yalnızca Google servisleri ve uygulama dükkanı olan Google Play, Huawei P40 Pro’da bulunmuyor.

Bu durum beni de çok düşündürüyordu açıkçası. Bana gelen birçok soru da bununla ilgiliydi. Bu telefonu satın almak isteyenler, Google olmadan nasıl kullanacakları konusunda haklı şüphelere sahiptiler. Özellikle Instagram, Facebook, Twitter gibi sosyal medya uygulamalarını nasıl kullanacakları konusunda çok soru alıyordum. Öncelikle Huawei, çok kısa denilebilecek bir sürede Huawei Mobile Services özelliğini hizmete aldı ve kurmuş olduğu Huawei AppGallery ile birçok uygulamayı bu uygulama dükkanında kullanıcıların hizmetine sundu. Türkiye’de de bu çalışmalarını sürdürerek, yüzlerce Türkçe uygulamayı listesine aldı. Fakat bazı uygulamalar kendi içlerinde Google servisleri kullanıyorlar. Bu uygulamalar Huawei AppGallery’de yer alıyor ama Google servisleri desteği olmadığı için bazı özellikleri devre dışı kalıyor. Örneğin konum servisleri, vs. gibi. Bu çok da aşılmayacak bir durum değil.

Elbette herkesin merak ettiği sosyal medya uygulamaları… Aslında Huawei’ye getirilen bu kısıtlamadan Google da dahil, ABD kaynaklı sosyal medya uygulama şirketleri çok da memnun değiller. Hükümetin aldığı bu karara uymaktan başka çareleri yok ama ciddi bir gelir kaybıyla karşı karşıyalar. Bu nedenle sosyal medya uygulamalarını doğrudan kendi uygulama dükkanlarından ya da Huawei’nin kendi tarayıcısının altında yer alan App Search üzerinden rahatlıkla indirebiliyor ve herhangi bir sorun yaşamadan kullanabiliyorsunuz.

Google’ın olmaması beni çok etkilemedi. Beklediğimden çok daha çabuk ve kolay bir şekilde Google olmadan yaşamaya alıştım. Çok ihtiyacım olduğunda Google uygulamalarını Gmail, Drive vs. gibi web tabanlı olarak kullanıyorum. Bir akıllı telefonda fotoğraf sizin için olmazsa olmaz ise Huawei P40 Pro için diyebileceğim şey şu olur: “Daha iyisi yapılana kadar en iyisi budur”…

Cevap bırakın