Back 4 Blood İnceleme

0

Arkadaşlarınızla toplanıp, zombilerin arasında türlü türlü silah ve patlayıcı ile aksiyon dolu bir macera mı istiyorsunuz? Left 4 Dead serisinin geliştiricilerinin elinden çıkan Back 4 Blood tam bu iş için aramızda.

Online oyun dünyası her geçen gün yeni dinamikler ile kendini geliştiriyor. Çok oyunculu ortam yıllar içinde farklı akımlarla bizlere değişik deneyimler yaşattı. Bu akımların bence en keyifli olanlarından bir tanesi Co-op olarak arkadaşlarınızla birlikte belli senaryoların içinde hareket ettiğiniz ve hayatta kalarak bölümü tamamlamaya çalıştığınız oyunlar diyebilirim.

Back 4 Blood bu deneyimi fazlasıyla yaşatmak için yakın zamanda piyasaya çıktı. Bizde bu deneyimi yaşamak ve eski günlerde oldukça popüler olan Co-op türünün günümüzde neler sunduğunu görmek için toplanıp oyuna adım attık. Geçmişte yolunuz Left 4 Dead ile kesişmişse ve arkadaşlarınızla üstünüze akın akın gelen zombiler arasında yolunuzu bulup görev tamamlama keyfini yaşadıysanız onun en az 2-3 katını Back 4 Blood içerisinde yaşayabileceğinizi garanti edebilirim.

İster tek ister arkadaşlarınızla hikayenin akışına dahil olabiliyorsunuz. İsterseniz de PVP tabanlı online maçlar şeklinde bu heyecanı yaşayabiliyorsunuz. Klasik oyun anlayışının ötesinde bu yapımda sizi tekrar tekrar ve zorlaşan sistematikler ile oyunun içinde tutan bir mekanik mevcut. Bu mekanik kart desteleri üzerinden size ve takımınızda bazı artı ve eksi özellikler vererek oyunun gidişatında güç sahibi olmanızı sağlıyor. Aynı şekilde silahlara eklenen modlar ile birlikte klasik bir tüfeği farklılaştırabiliyorsunuz.

Oyunun genel olarak bir hikaye akışı var, 8 farklı karakter üzerinden belli avantajlar ile 4 ana bölüm altında yer alan toplam 33 bölümde büyük ve heyecanlı bir mücadeleye kendimizi bırakıyoruz. Başlarda biraz tutorial tadındaki aksiyonlar ile ekipmanları, bombaları ve kartlarla elde edilen avantajları tanırken, işler kızıştıkça ve bölümler ilerledikçe türlü türlü mutasyonlu zombilerin arasında hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. İlerlediğiniz yol üzerinde cadıları ürkütmeden, kuşları korkutmadan, alarmları öttürmeden ilerleyelim dedikçe ekipte illaki birileri hata yapıyor ve akın akın zombiler gelmeye başlıyor. Ara ara olaya dahil olan sürü mantığı ile sabrınızın sınandığını düşünebilirsiniz.

Bu tarz yapımlarda ben oldukça çabuk sıkılırım. Oyun sizi aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemeyeceğinize döve döve ikna ediyor. Bazı alan çatışmaları ve boss mücadelelerinde elimizdeki kart ve silah dizilimlerini kontrol ettiğimizi söyleyebilirim. Özellikle bazı kartlar size avantaj sağlarken bazıları tüm ekibinize destek veriyor. Bazı kartların avantajı kadar size verdiği dezavantaj da söz konusu oluyor. Ekibi kurarken seçtiğiniz karakterlere, aldığınız kartlara ve oyun içinde topladığınız silahlara dikkat etmek gerekiyor.

Bu dinamik oyun anlayışı sizi ekiple sürekli olarak açık iletişimde tutma yönünde ilerliyor. Kritik bazı hatalar bütün takımın ölmesine ya da büyük oranda sargı bezi, ilkyardım kiti vb. eşyaları tüketmesiyle sonuçlanabiliyor.

Oyun anlayışı böyle iken görsellik ve ambians bize neler sunuyor? Öncelikle ses konusuna burada bir parantez açmak istiyorum. Farklı oyunlarda da içinde bulunduğunuz binaya, konteynere, eve, arabaya göre sesin farklı algılanma deneyimini yaşadık. Yeni bir olay değil elbette. Ses ile olan ilk imtihanımız Creative marka ses kartlarının bazı modellerinde yer alan, ses kartı driver ve uygulamalarının yüklenmesinden sonra Windows açılış sesinin gök gürültüsünü almasına kadar dayanır. O günden beri ses konusu bazılarımız için önemli bir unsur. Oyunlarda “ses kasma” gibi tabirler, özel kulaklık ayarları ya da kolon dizilimi gibi şeyler hep dikkatimizi çekti. Bu bağlamda da oyunun içinde gerçekçi olarak evin içindeki yüzeylerden ayrı, yuvarlak ya da kare dar koridorlarda ayrı, koridorların beton ya da yüzeylerinde farklı metaller olması durumunda daha farklı seslerin yansıma yaptığını Back 4 Blood içinde gördüm. Bu insanı elbette daha bir oyun moduna sokuyor. Açık alanda sesin yankısını geniş geniş alırken, kapalı mekanlarda farklı farklı duymak ayrı bir haz. Çok klas bir çalışma olmuş tebrikler!

Görsellik açısından oyun size hem performans hem de kaliteyi sunuyor. Etrafınızdaki binalar, tepelik alanlar, çayırlar, tarlalar, araçlar ve zombilerden zarar görmüş ya da gören her şey o kadar iyi bir şekilde hazırlanıp sunuluyor ki, şu da şöyle olsaymış dediğiniz bir durum oluşmuyor. Özellikle NVIDIA ekran kartı kullanıcıları için ilk gün çıkan sürücü desteği ve DLSS ile birlikte oyun performans açısından çok iyi bir çizgi yakalıyor. Bu konuda NVIDIA’nın DLSS performans modunda RTX 2060 ekran kartlarından dahi 4K çözünürlükte 60 FPS civarında alabileceği yönünde testleri mevcut. Normalde 41 FPS civarı alınabilen noktada çok başarılı bir iyileştirme sunulmuş. Bu konuda NVIDIA ile Back 4 Blood ekibi açık betada da birlikte çalışmışlardı ve o dönemde de oldukça iyi bir deneyim oyuncularla buluşmuştu.

Konuyu kapatmadan önce oyunun Türkçe dil seçeneği ile geldiğini de belirtmem gerekir. Hatta o kadar iyi bir Türkçe lokalizasyona sahip ki, ara ara bu çeviriler sizi oyunun ortasında gülmekten oyunu oynayamaz hale bile sokabilir. 2 tanesini hemen aşağıda görebilirsiniz. Aşırı başarılı bir çalışma!

Arkadaşlarınızla ister konsol ortamında isterseniz de PC ortamında bu heyecanı yaşamanıza sağlayan Back 4 Blood, tekrar tekrar oynanabilir yapısı ile sizi farklı zorluklarda sonsuz bir mücadeleye davet ediyor.

Eğer Back 4 Blood’ı beğendiyseniz, buraya tıklayarak satın alabilirsiniz.

Cevap bırakın