Assassin’s Creed: Origins İnceleme

0

Assassin’s Creed serisi, iki senelik bir bekleyişin ardından Origins ile tekrar oyuncuların karşısına çıktı. Ubisoft’un nadasa bıraktığı seri, baştan aşağı değiştirilerek gelecekte çıkacak olan Assassin’s Creed oyunlarının da temeli bir bakıma atılmış oldu. Biz de fırsattan istifade ederek yeni oyunun nasıl olduğunu sizler için derledik. Bakalım seri söylenildiği kadar değiştirilmiş mi? Yoksa yine aynı tema üzerinde başka bir yapım ile mi karşı karşıyayız?

Senaryo başladığı gibi ana karakterimiz Bayek’in bir Medjay savaşçısı olduğu ve firavuna ettiği yemini yok saydığını görüyoruz. Fakat Bayek ve arkadaşlarının neden firavuna ihanet ettiği ve Medjay’lık rütbesinden neden vazgeçtiğini oyunun ilerleyen dakikalarında anlayabiliyoruz. Hikayenin girişini özetlersek bu şekilde oyuna başlıyorsunuz.

Diğer bir yandan ikinci ana karakterimiz olan Layla’dan bahsedecek olursak, kendisine eski oyunlarda günümüz dünyasında oynatabildiğimiz Desmond Miles diyebiliriz. Fakat Layla, Desmond Miles’a nazaran kötü şirketimiz Abstergo’nun resmi bir çalışanı olarak karşımıza çıkıyor.

Açık dünyada bulunan detay seviyesi oyuna ilk girdiğinizde gözünüzü korkutabilir. Eğer eski Assassin’s Creed oyunlarını elden geçirdiyseniz, Origins’in açık dünyasına hayran kalacağınızı söyleyebilirim. Geliştiriciler elinden geldiğince açık dünyayı canlı tutmaya çalışmış. Süre gelen olayların kafanızı kaldırıp etrafınıza baktığınızda gerçekten de yapay zekanın kendi hayatlarına devam ettiğini fark edebiliyorsunuz. Yani eski oyunlarda olduğu açık dünyada olan her şey size bağımlı değil, tam aksine sizden bağımsız durumda.

Oynanış dinamikleri anlamında Assassin’s Creed: Origins’in, seri içerisinde yer alan tabuları bir manada yıktığını söyleyebiliriz. Yeni oyunda daha ağır işleyen ve vuruş hissinin kısmen kuvvetli olduğu bir yakın dövüş mekaniği ile karşı karşıyayız. Eski oyunlardan farklı olarak oyun sizi askerlerin olduğu bir taburun ortasına atlamanıza izin vermiyor. Elinizden geldiğince gizliliği kullanmak zorundasınız. Artık RYO mekaniklerine de kavuşan oyunda, seviyesi sizden çok fazla olan karakterler ile dövüşmek durumu zorlaştırıyor.

Tüm bunların yanında Assassin’s Creed serisinin en büyük eksikliği olan yan görevlerin birbirine benzeme durumu Origins’te de yer yer karşımıza çıkıyor. Ancak bunun minimum düzeyde olduğunu oyunu oynarken anlayabiliyorsunuz. Oyunu oynarken ana hikayeden daha çok yan görevlerde vakit geçirdiğimi söylemek istiyorum. Yan görevlerin bazılarını ise açık dünyada dolaşırken alabiliyorsunuz.

Haritanın büyüklüğünü gördüğünüzde şaşıracağınızdan eminim. Onlarca bölgenin içerisinde kaybolacağınıza emin olabilirsiniz. Çeşitli yapılar sayesinde bölgeler arasında hızlı ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Bazı bölgelerde sadece mağara keşifleri ve hazine kutularını bulmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz. Karakter geliştirme ekranının ise yeterli olduğunu söyleyebilirim. Yakın dövüş, uzak dövüş veya gizlilik ile ilerlemenizi sağlayacak becerileri bu ekrandan öğrenebiliyorsunuz. Çoğu karakter gelişimi özelliği ise eski Assassin’s Creed oyunlarında karşılaştığımız özellikler ile aynı olmuş.

Görevler sırasında ise devamlı olarak Senu isimli dişi bir kartal bizlere yardım ediyor. Senu bize havadan görüş sağlıyor ve aynı zamanda yön göstericimiz oluyor. Doğada doğada yer alan yaratıklardan ise kendimize eşya yapmamızı sağlayacak materyaller elde edebiliyoruz. Yer yer canınıza sıkan vahşi hayvanlara gittikçe alışarak oyunun ilerleyen saatlerinde görmezden gelebiliyorsunuz. Oyunun at ve deve sürme mekaniklerinin ise pek fazla detaylı olduğunu söyleyemeyeceğim.

Son sözlere geçecek olursak Assassin’s Creed: Origins, yeni mekanikler deneyen ve zaman zaman denediğini başarıya ulaştıran bir yapım olarak karşımıza çıkmış durumda. Eğer serinin hayranıysanız oyunu vakit kaybetmeden almanızı söyleyebilirim.

Cevap bırakın