Sürücüsüz Otomobil Teknolojileri

Trafikte geçen zamanlar yaşam kalitemizi düşürüyor. Bugüne kadar araçların içindeki teknoloji konforu geliştirmeye yönelikti. Araçlar son yıllarda adeta hareket halinde bir medya istasyonuna döndü. Fakat konforun dışında bir de trafik kazalarının hayatlarımızı tehdit etmesi söz konusu. Lastik Sanayicileri ve İthalatçıları Derneği’nin (LASİD) verilerine göre trafik kazaları birkaç sene içinde en büyük ölüm nedenlerinden biri haline gelecek. Şu an için ülke ekonomilerinin ortalama %3’ü trafik kazalarının maddi kayıplarını kapatmak için kullanılıyor. Bu tarz acı veriler bitmekle bilmiyor. Bu nedenle firmalar sürücüsüz yani kendi kendini süren otomobil teknolojilerine büyük yatırım yapıyorlar. Şu an için belli alanda kendi kendine park edebilen araçlar piyasada mevcut. Bunu çok daha büyük bir dünyanın ilk adımı gibi düşünsek yanlış olmaz.

Kontrolü tamamen otomobile bırakıp birşeyler okumaya cesaret eder misiniz?

Sürücüsüz otomobillerin en hayati parçası işlemci ve algılayıcıları. Bu alanda Nvidia’nın otomobil markalarıyla yakın bir ilişki içinde olduğunu görüyoruz. Ekran kartları ve güçlü tablet işlemcilerinden tanıdığımız Nvidia markasının Tegra X1 işlemcisi Audi’nin merkezine oturacak. Nvidia’ya göre Tegra X1 işlemcisi 15 sene önceki dünya üzerindeki en güçlü bilgisayardan çok daha güçlü ve buna karşın elbette küçük ve çok az enerji ile çalışabiliyor. Bu tarz teknolojilerde kullanılan işlemcilerin en önemli özelliği de esnek olmaları. Otomobillerde her geçen gün daha sık göreceğimiz bu işlemcilerin ortak özelliği öğrenebilmesi. Tabii bir işlemcinin öğrenmesi bir insanın öğrenmesine göre son derece kısıtlı kalıyor. Buradaki öğrenmeden kasıt, yol durumunda hava, yol durumu, kaza, yaya gibi sayısız etken ve değişkenin çok hızlı ve hatasız şekilde işlenmesi. Güzergah üzerinde bir anda beliren bir lastik patlamasının zincirleme kazaya sebebiyet vermesi ihtimali hızlıca hesaplanıp araç tarafından otomatik olarak devreye girmeli. Hedef otomobilin, belki de hiçbir insanın erişemeyeceği bir refleks hızında tepki vererek senaryolarda can ve mal kayıplarını önlemesi. Audi ve Nvidia CES fuarında bu hedef doğrultusundaki birlikteliği gövde gösterisi şeklinde kutladı. Audi A7 modeli 800 km’lik yolu hatasız şekilde sürerek fuar alanına girdi ve büyük ilgi gördü.

Tabii Audi bu alanda tek değil. Şu an için kendi kendine gidebilen “autonomous” teknolojisine sahip en küçük araç Nissan Leaf EV. Hızlı ve seri bir otomobil arayanlardasınız BMW 5 serisinin yakında bu özelliğe kavuşacağını söyleyelim. Hatta BMW 100 km’e hıza sürücüsüz bir şekilde 5 saniyede varacak kadar iddialı. Cadillac’ın 2 ton ağırlığındaki ağır ve büyük aracı SRX de yakında sürücüye ihtiyaç duymayacak. Bu alana yatırım yapan bir diğer dev marka da Volvo. Onlara göre 2017 yılında tamamen kendi kendine sürebilen bir otomobil satın alınabilir halde galeride sahibini bekleyecek. Satın alındıktan sonra bir sürpriz yapıp adrese kendi mi gidecek bilemiyoruz. Volvo binek otomobiller dışında da tırlar ve konvoylar üzerinde çalışıyor. SARTRE (Safe Road Trains for the Environmen) isimli projede öndeki araç bir insana emanet edilirken konvoyu oluşturan diğer üç araç lazer, radar ve kamera sistemleri kullanıyor. Araçtan araca iletişim teknolojisinin geliştirildiği SARTRE özellikle şoförlerin dinlenme payı göz önüne alarak geliştirilmiş.

Google Car Prototipi yollara düşmek için gün sayıyor

Sürücüsüz otomobillerin yol bilgisini almak için başvuracağı kaynaklardan en iddialı olanlarından biri Google. Haritalarıyla popülerliğini farklı bir boyuta taşıyan Google şimdi de kendi otomobilinin prototipini geliştirmiş durumda. Google Car isimli projenin prototipi hazırlanmış durumda. Kendi kendine gidebilen bu araç şu an için yağmur ve kar gibi zorlu hava koşullarında algılama sorunları yaşıyor. Bir diğer temel konu da Google haritalarının dışına çıktığınızda ya da gerçek yol ile harita uyuşmadığında otomobil tercih hakkını gerçek sürücüye bırakıyor.

Çok yakın bir gelecekte sürücüsüz sürüş özelliği otomobillerin standart bir özelliği haline gelecek. En azından teknoloji olarak buna hazırız fakat temel bir sorun yaşanması muhtemel kazalarda devreye giriyor. Şu an için bir araç %100 olarak kendi kendine hareket ediyor bile olsa yasal olarak sürücünün direksiyon başında olması gerekiyor. Ancak ileride bu teknoloji yaygınlaştığında neler yaşanacağını kestirmek güç. Bir sinyal kaybı nedeniyle yaşanacak bir kazada kim gerçekten suçlu olacak? Sürücüler ve hatta yayalar otomatik pilottaki araçlara ne derece güvenebilecek ve bu araçlar yolda giderken küçük bir çocuk ile kaya parçasındaki ayrımı hatasız şekilde işlemden geçirebilecek mi? Sanıyoruz bu teknoloji aynı zamanda hukuki ve etik birtakım soruları da beraberinde getirecek.

arabaaudiautonomousbmwcadillacCESetikGooglegüvenliklasidlastikmanşetnissannvidiaprototiprobotsürüştegravolvo
Yorumlar (0)
Yorum Ekle