Keyfimizin kâhyası kahve makineleri

Türk insanının kahveyle olan ilişkisine baktığımızda son yıllarda hem alışkanlık hem de kültür olarak çok hızlı bir değişimin yaşandığını söyleyebiliriz. 90’larda eve ancak misafir geldiğinde ya da kız isteme merasimi gibi özel zamanlarda tüketilen Türk kahvesinden ibaret olan kahve tüketim alışkanlıklarımız -Almanya’dan gelen akrabalarına Nescafe siparişi veren kitleyi de atlamayalım tabii- bugün şehrin her yanına yayılmış kahve zincirlerinin yüzlerce mağazasında sabah akşam kahve içen bir neslin tüketim çılgınlığına kadar dönüşmüş durumda. Kahvenin artık bizler için; sabah işe giderken, öğlen yemekten sonra, öğleden sonra toplantıda, akşam bir arkadaşla dışarıda buluşunca kısacası her zaman işin bahanesi ve aynı zamanda keyfi olmuş durumda.

Kökeni Arap Yarım Adası’na uzanan, ilk kullanımı Etopya’da olan, sonrasında kahve ağaçlarının yetiştirilmesiyle yaygınlaştığı yer olan Yemen’den Mekke’ye oradan İslam gezginler sayesinde, İran, Mısır ve diğer İslam ülkelerine ulaşan kahvenin Avrupa’da yayılmasında Türk’lerin ciddi bir etkisi olduğunu söylemekte fayda var. Hikaye kısaca şöyle; Avrupa’nın gerçek anlamda tüketilebilecek miktarda kahve ile tanışması, Osmanlı imparatorluğunun 1683 Viyana yenilgisi sonrasında, Viyana kapılarından çekilirken geride bol miktarda kahve bırakmasıyla gerçekleşmiş. Bu savaş sırasında Osmanlı ile Viyana arasında tercümanlık yapan, bazılarına göre casus olan ve kahvenin tadını da bilen Georg Kolschitsky, savaş bitince, hizmetleri karşılığı 500 çuval kahveyi almış ve Viyana’daki ilk kahve dükkanını açmıştır. Gerisi ise malum çorap söküğü gibi geldi. Önce Avrupa’nın sonra dünyanın dört bir yanına yayılan kahvenin sütle buluşması ile ortaya çıkann yeni reçetelerinin ise çok da şaşırmayacağımız şekilde dönüp bizim topraklarımıza gelmesi için yüzyıllar geçmesi gerekti. Ama pek bir şey de fark etmedi Türk insanı için, zira bu alandaki tüketimde arayı çok hızlı kapattığımızı söyleyebiliriz.


Yeni nesil makinelerle evde kahve keyfi

Güncel verilere göre, Türkiye’de kişi başına düşen kahve çekirdeği tüketimi 1,5 kiloya ulaşmış durumda. Bundaki en büyük etken gurme kahve dediğimiz espresso, latte, filtre kahve gibi seçeneklerin daha fazla tüketilmeye başlanması elbette. 2-3 yıl öncesine kadar Türkiye’deki kahve tüketiminde Türk kahvesinin payı yüzde 75’in üzerinde iken, bugün bu oranın yüzde 65’lere indiği, diğer seçeneklerin rol çaldığı hesap ediliyor. Tüketimin artmasında sayıları 400’ü aşan kahve zinciri mağazaların ve market raflarına gelen envai çeşit kahvenin etkisi fazla elbette ama, kahve tüketiminin artışında önemli etkenlerden bir diğeri teknolojinin dokunmasıyla kafelerde tükettiğimiz kahvenin aynısı hatta daha lezzetlisini evimizde içme konforunu bize sunan yeni nesil kahve makineleri.

Kahvenizi hangi makine ile alırsınız?

Genellikle “bana da aynısından” anlayışla geliştirdiği kahve kültürüne kendi evinin rahatlığında sınıf atlattırmak isteyen yurdum insanının en fazla satın aldığı kahve makinelerinin nispeten daha uygun fiyatlı ve en temel versiyon olan standart filtre kahve makineleri olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan işi gurme seviyesine çıkartıp gelsin espresso’lar gitsin latte’ler şeklinde takılıp evinde kahve çekirdeği öğüten bir topluluk da mevcut. Kahve işine hiç bulaşmamış ya da evindeki makineyi değiştirmek isteyen kitlenin çok daha kalabalık olduğunu hesap ederekten, size yazının bu bölümünde kahve makineleri ile ilgili genel bir bilgi vermek ve önerilerimi sıralamak istiyorum.

Potlu ve kapsüllü makineler

Kahve podları genellikle 7 gram taze çekilmiş kahve içeren, kağıt içerisine sıkıştırılmış yuvarlak, çeşitli çaplarda torbacıklar. Podları makinenin gözüne yerleştirip, basınçlı sıcak su geçirince her seferinde aynı kalitede kahve elde etmek olanaklı. Başlangıçta çok ilgi görmeyen bu podlar, çok sayıda değişik içerik ve aromaya sahip yeni ürünlerin çıkmasıyla popüler olmaya başladı. Pratikliği ve ucuzluğu nedeni ile özellikle işyerlerinde bu makineler tercih edilir oldu.
Kapsülle kullanılan makineler ile ise kısa sürede, iyi kalitede ve herhangi bir kirlilik olmadan espresso ve espresso tabanlı kahveler elde etmek mümkün. Podlar gibi sıkıştırılmış olmayan kapsüllerin hava geçirmez bir muhafazası olması 9 ay boyunca taze olarak saklanabilmesini sağlıyor. Bu iki modelin de ortak olan artı ve eksilerine bir göz atalım.

Artıları
•Bu makinelerin kullanımı oldukça kolay.
•Pek çok farklı kahve yapımında kullanılabilirler.
•Kahve poddan ve kapsülden sızmaz böylelikle hijyen ve temizlik garanti edilir.
•Bu makinelerle filtre kahveden farklı olarak bir kaç dakika içerisinde her zaman taze kahve tüketebilirsiniz.
Eksileri
•Kahve meraklıları bu makinelerle yapılan kahvelerin lezzetini yeterli bulmayabilir.
•Kullanılmış kapsüllerin geri dönüşü mümkün ancak genellikle bu seçenek ihmal edip çöpe gidiyor.

Kapsüllü makinelerde seçenek çok ama benim önerim deneyimlediğim de bir marka olan Nespresso’nun U serisi. Nespresso U D50 önceden programlanmış ristretto, espresso ve lungo boyutları sayesinde tekrardan programlamaya ihtiyaç duymuyor. Sütlü tarifler için hareketli ve mıknatıslı fincan desteği özelliğine sahip U D50, motorlu kahve hazırlama ünitesi ile otomatik delme, hazırlama ve kullanılmış kapsülün otomatik düşüşü sayesinde kahve yapımı sonrasında daha az damlama özelliklerine sahip.

Otomatik espresso makineleri

Otomatik espresso makinaları pazarın küçük ancak önemli bir parçası. Pek çok insan manuel modelleri tercih etse veya kapsül makinesinin rahatlığını ve tabii fiyatını sevse de otomatik makinelerin de fanları mevcut ve küçük bir ofis mutfağında çok kullanışlı olabilir. Kahve fincanınızı makinenin altına yerleştirip, düğmeye bastığınızda cihaz esressoyu hazırlamak için kahve çekirdeklerini öğütmeye başlar. Ayrıca pek çok model cappuccino veya latte hazırlamak için otomatik olarak sütü köpürtme özelliğine sahip.

Artıları
•Yarı otomatik veya manuel cihazlara göre kullanımı kolay.
•Kapsül yerine taze kahve çekirdeklerini kullanır.
Eksileri
•Diğer makinelere göre çok daha pahalı olabilirler ve fiyatı iyi kahve yapacağının garantisi olmayabilir.

Bu segmentte Nespresso, Kenwood, Siemens, Bosch, Breville gibi markaların 200 Lira’dan 10 bin Lira’ya kadar her keseye uygun ürünleri var. Orta karar bir şey arayıp, aynı zamanda işin keyfine de varmak niyetindeyseniz BOSCH TCA5309 tam otomatik espresso makinesi bence size göre. Tek bir tuşla otomatik kahve ve espresso hazırlama imkanı veren cihaz, özel geliştirilmiş kahve pişirme teknolojisi sayesinde kahvenin bütün aromasını çıkartıyor. Her türlü kahveniz için kolayca süt ve süt köpüğü elde etmeye yarayan süt köpürtme başlığı, her kahveden sonra otomatik temizleme özelliği, paslanmaz çelikten yapılmış, yüksek kalite öğütücü ve sadece dört düğme ile çok kolay kullanıma sahip, daha ne olsun.

Yarı otomatik veya manuel espresso makinaları

Bu modellerle kahve yapımı daha fazla bilgi ve çaba gerektirir. Gerekli miktarda kahveyi makinenin içine koyup, cihazı ayarladıktan sonra yarı otomatik makine fincanınıza önceden ayarlanmış miktarda kahveyi koyduktan sonra akışı kesecektir, ancak manuel makinede cihazı kendiniz durdurmanız gerekli.

Artıları
•Taze kahve kullanıldığından lezzeti yüksektir.
•Kahvenizi kendi istediğiniz şekilde hazırlamanız mümkün.
Eksileri
•Önceden kahve yapma bilgisi olmayanlar için kullanımı zor.
•Kahvenin kullanmadan önce hazırlanması gerekir.

Bu segmentteki cihazlar daha çok endüstriyel mutfaklarda tercih ediliyor. Fiyatlarının diğer modellere nazaran biraz daha tuzlu olduğunun altını çizmekte fayda var. La Nuova Era, Nuova Simonelli, Astroia gibi markaların bu kategoride ürünleri mevcut.

Yeni nesil kahve makineleri ile ilgili bilmeniz gereken diğer püf noktaları;

Basit ve açık kontrol: Dijital göstergelere sahip makinelerde, bu göstergeler ışıklı göstergelere göre anlaşılması daha kolay, özellikle makineyi programlarken.

Ayarlanabilir öğütücü: Kahve çekirdeklerini kullanıma ve makineye göre ayarlamanızı sağlar.
Ayarlanabilir kahve sertliği: Kahve tadını istediğiniz şekilde ayarlamanızı sağlar.
Mutfağınızda ona yer açın: Eğer mutfağınızda yeterli alan varsa büyük bir espresso makinası alabilirsiniz ancak yeterli alanınız bulunmayabilir.
Köpük severlerin dikkatine: Bazı makineler ekstra bir köpük arttırıcı ile gelirler. Bu sayede köpürtme daha kolay yapılır ancak bu şekilde latte veya cappuccino için uygun olan köpükten çok daha büyük köpükler oluştuğunu düşünenler olabilir. Bunun için dilerseniz makinenin köpük arttırıcı bu parçasını çıkartarak istediğiniz seviyede köpüğü elde edebilirsiniz.
Bardak ısıtıcı tepsi: Bu ürün bardaklarınızı istenilen ısı derecesinde tutarak kahvenizin çabucak soğumasını engeller.
Beni tek shot kesmez diyenler: Pek çok model tek seferde iki bardak espresso yapabilir ancak tek seferde bir doz çekirdek öğüteceğinden genellikle tek bir bardak için kullanacağı kahveyi iki bardak için kullanır ve bu kahve tadının yoğunluğunu azaltır. Eğer çoğunlukla iki bardak kahve yapıyorsanız hızlı pişiren bir modeli tercih etmeniz daha iyi olacaktır.

Kahve makineleri ile ilgili bilmeniz gereken en temel bilgileri aldınız. Şimdi sırada keyfinize ve kesenize uygun bir makine seçmek var. Onlarca çeşit kahve makinesi ve kahve ile ilgili aradığınız her türlü aksesuarı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

espresso kahve makinelerikahve öğütücükapsüllü kahve makinelerimanşetsüt köpürtücü
Yorumlar (0)
Yorum Ekle