ASSASSIN’S CREED VALHALLA: SIEGE OF PARIS İnceleme

Geçtiğimiz aylarda Assassin’s Creed Valhalla’nın Wrath of the Druids DLC’sini incelemiştik. Şimdi sıra Assassin’s Creed Valhalla: Siege of Paris DLC paketinde. Siege of Paris ile Vikinglerin Paris kuşatmasını ve dönemin Fransa’sını görüyoruz. Bu noktada rakibimiz Şişman Kral Charles.

Siege of Paris bir DLC’ye göre oldukça iyi bir çizgide ilerliyor. Görsel olarak aynı oyun motorunu kullandığı, grafik aşamalarda da ana oyunun parçası olduğu için süper yenilikler beklememek gerekiyor. Valhalla ile başlayan doğa tasvirleri Siege of Paris ile biraz daha dönemin Fransa tabiatını bizlere taşıyor.

Oyunun gidişatı olarak önce biraz çevreyi öğrenme, var olan merkezinizden Fransa’ya yolculuk ile başlayıp adım adım olayın merkezinde buluyorsunuz kendinizi. Yolunuz isyancı grubunun lideri ile kesiştiğinde yeni yan görevler ile tanışıyorsunuz. Hızlı ve aksiyonlu görev serileri olması açısından önceki oyunların temasına yakın bir tonda olması yüzümüzü gülümsetiyor.

Bu görevlerden kazanacağınız ödüller ile yeni eşyalar alabiliyor ya da yanınızdaki diğer NPC’leri güçlendirebiliyorsunuz. Adım adım tamamlanan görevler sizi daha fazla kötü şöhretle anılan biri haline getiriyor. Şehir efsanesine dönüşen kulaktan kulağa yayılan biri olmak mı? Bu sizi biraz zorlayabilir. Ününüzün yayılması size yeni silahlar ve zırhlar olarak geri dönüyor.

Bir diğer önemli konu ise yeni yetenekler eklenen genişletilmiş yetenek ağacı. Oyunun genel keyfini katlamayı sağlayan bu yetenek varyasyonları ile oyunun mekanikleri daha da güçleniyor. Ekran başında sizin sıkılmadan oyun oynayabildiğiniz zamanlar artıyor.

Oyunda biraz daha fazla zaman geçirebilmek adına sızma görevleri karşımıza çıkıyor. Hedefinize yaklaşma aşamasında birden fazla yolu tercih ederek değişik deneyimler yaşamanıza imkan veren bu oynanış, içerikteki farklılıkları görmek adına iyi bir yol çiziyor. Bazı sızma görevlerinde haritanın çok alakasız yerlerindeki çok fazla insanla görüşüp bir ortak fikre erişmeniz gerekebiliyor. Oradan oraya koşmayı sevmeyen oyuncular bu kısımda biraz oyundan soğuyabilirler.

Klasik bir oyun anlayışında DLC mantığı sizi ana yapımın içerisinde daha farklı küçük parçalara götürür. Biraz zaman biraz da yeni heyecan olarak geri döner. Fakat söz konusu AC serisi olunca bir DLC içinde bile Yeni bir Templar örgütü olan Bellatores Dei ile karşılaşabiliyorsunuz. Özellikle Origins ile başlayan köklere dönüş seramonisi bizi 3. Oyunda da yeni içeriklere sürüklüyor. Assassin ve Templar çatışmasının içinde bugüne kadar çok fazla şey gördük ve öğrendik. Özellikle Origins anlatım olarak benim en hoşuma giden, mistik Mısır teması ile bu işi en iyi başlattıkları yer oldu. Şimdi ise köklerin nereye evrildiğini ve günümüze kadar nasıl geliştiği kısmındaki açıkları tamamlıyorlar.

Bu ekibin olaylara bakışını senaryonun keyfini bozmamak için anlatmıyorum fakat size keyifli dakikalar sunacağını söyleyebilirim.

Bir Assassin’s Creed sever olarak yine çok zevk aldığım, beni ana olay örgüsü üzerinde yıllardır farklı noktalara taşıyan yapımın DLC paketi de oldukça keyifli idi. Güzel bir haftasonu yeni deneyimler elde etmek istiyor, farklı içerikleri deneyimlemeyi düşünüyorsanız iyi bir tercih olacaktır.

Assassin's Creed Valhalla
Yorumlar (0)
Yorum Ekle