Nissan’ın Elektrikli Otomobili Leaf

Doğayı korumak için alınan önlemlerle birlikte ülkeler yavaş yavaş dizel motorlara veda ediyor. Bu da hibrit otomobillerin önünü açıyor. Bu trende Tesla rüzgarı da eklenince sektörde teknoloji anlamında yıllardır hiç görmediğimiz bir hareketlilik yaşıyoruz. Araştırmalar özellikle genç ve yeni nesil kullanıcıların tercihlerini hibrit veya elektrikli otomobillerden yana kullandığını göstermesi üreticileri yeni pazarlama stratejileri geliştirmeye itiyor. Bu da birçok markanın hibrit başta olmak üzere elektrikli motor modelleriyle piyasada yer alması anlamına geliyor. Teknolojiyi otomobillerine yedirmekten geri durmayan öncü firmalardan Nissan da %100 elektrikli sloganı ile Leaf isimli modelini görücüye çıkarmış durumda. Yaprak anlamına gelen Leaf sözcüğünün seçimini de Nissan’ın çevreci ve yenilikçi imajı doğrultusunda başarılı bulduğumuzu söyleyelim. Öyle ki Dünyanın en çok satan %100 elektrikli otomobili unvanını alması bu başarının göstergesi.

Leaf aslında yeni bir model değil. Kendisiyle tanışmamız 2010 yılının sonlarını bulmuştu. Dolayısıyla Nissan’ı elektrikli otomobil üreticilerinde eski markalardan biri olarak sayabiliriz. Ancak her sene yenilenen otomobil modellerine göre işi ağırdan alan Leaf tam 7 sene sonra ikinci nesil aracını çıkarmış oldu. Doğrusu araçtaki değişimleri göz önüne alırsak bu beklemeye değdiğini söyleyebiliriz. 5 kapılı hatcback olarak tasarlanan Leaf, 24 kWh batarya ile 170 km civarında menzile sahipti ve tam şarj için 8 saat geçmesi gerekiyordu. 2018 yılında yeni nesliyle tanışacağımız Leaf, aynı boyutlara 40 kWh batarya sığdırıp menzili 240 kilometreye çıkarmış ve tam şarj süresi de 6 saate inmiş durumda. Bunda geliştirilen motor teknolojileri kadar aerodinamik iyileştirmeler de var. Sadece aracın tasarımındaki akıllı dokunuşlar sayesinde hava sürtünmesinin %4 azalmış olması bile Nissan mühendis ve tasarım ekibine şapka çıkarmamızı sağlıyor.

Yenilikçi Teknolojiler

Elektrikli otomobillerden ister istemez teknolojik gelişmeler bekleniyor. Nissan da bunu bilerek otonom sürüş üzerine birkaç geliştirmede bulunmuş. ProPilot ismi verilen sistem, Tesla gibi tam otomatik olmasa da sürücüye birçok konuda yardımcı olmak için tasarlanmış. Özellikle uzun yolda kullanılacak olacak ProPilot tek şerit ya da karşıdan aracın gelmediği otobanlarda aracı şeritte tutmaya yarıyor. Bunun yanında ayrıca gaz ve fren ayarlarını da yapıyor. Sürücü de çok daha az yıpranarak uzun yol sürecini atlatıyor. Benzer bir teknoloji Nissan’ın Serena isimli aracında denenmiş ve olumlu yorumlar almıştı. Sistem şu aşamada aynı olsa da Nissan, güncellemelerle ek özellikler getireceğini belirtiyor. ProPilot ayrıca, araç ayrıca yokuştayken bile dar alanlara kendi park edebiliyor. Sürüş anlamında Leaf sürücülere bir de tek pedal deneyimi yaşatıyor. Elektronik pedal ismi verilen bu sistemde gaza bastıkça hızlanıyor ayağınızı gazdan çektikçe motorla beraber frenlemeye başlıyorsunuz. Ayağınızı tamamen çektiğinizde ise araç duruyor. Tabii burada araç tarafından birçok hesaplama yapılıyor ve iş biraz da sürücünün alışmasına kalıyor. Yine de freni de iptal ederek sadece tek bir pedalla araç kullanma fikri bile yeterince yenilikçi. Elbette bu modu sevmeyenler için geleneksel olarak fren ve gaz pedalları ile sürüş seçeneği bulunuyor. Bir bilgi de batarya konusunda verelim. Nissan aracın 500 şarjda (100 bin kilometreye denk geliyor) bataryanın %90 verimlilikte olacağının garantisini veriyor. 160 bin kilometrede ya da 8 senede ise batarya verimliliğinin %70’in altına inmeyeceği garanti kapsamında yer alıyor. Tabii bu veriler ülkeden ülkeye değişiklik gösterecektir.

 

Döneminin en çok satan elektrikli otomobili Nissan’ın piyasada olumlu karşılandığı gerçek. Ancak 30 bin dolara ABD’de satışa çıkacak Leaf için bu raunt daha çetin geçecek. Volkswagen e-Golf, Hyundai Ioniq Electric ve Honda Clarity Electric gibi benzer segmentte araçlar Leaf’i zorlayabilir. Ancak Leaf’e çok güvenen Nissan şimdiden yol haritasını belirlemiş durumda. 2019 yılında 60.0-kWh bataryaya sahip Leaf e+ modeli daha rekabetçi bir şekilde ringe çıkacak. Merakla ve keyifle izlediğimiz “Elektrik Savaşları”nda kazanan elbette doğa ve sürücüler olacak.