Hunt: Showdown İlk Bakış

0

Hayatta kalma temalı oyunlar günümüzün en popüler türleri arasında yer alıyor. Çok fazla oyuncu tarafından oynanması, oyuncuları sürekli tetikte tutması ve bu nedenle oldukça eğlenceli ama bir o kadar da gerilim yüklü olması, bu tercihin başlıca sebepleri. Hal böyle olunca bu türün birçok örneğiyle de karşılaşmaya başladık. Kısa sürede milyonlar satan oyunlar ne kadar farklı ve eğlenceli olabilirse, rakiplerinden de o kadar sıyrılıyor. İşte Crytek’in yeni oyunu Hunt: Showdown da bu tür oynanışa sahip olan ama aynı zamanda içerdiği dinamikler ile türün diğer oyunlarından sıyrılmaya çalışan bir yapım.

Yerli kardeşlerin başında olduğu Crytek, bu sıralar zorlu bir dönemden geçiyor. Sanal gerçeklik olayları arasında kaybolan firmanın bu denli farklı bir tarafa odaklanması, bu nedenle Hunt Showdown için sevindiğim noktalardan birisi. Oyunu merak etmemin bir diğer sebebi ise başta da söylediğim gibi zaten popüler olan bir türe farklı bir şekilde yaklaşması.

Öncelikle hayatta kalma temalı bir oyunda ne varsa, Hunt Showdown’da da o olacak. Yani büyük bir harita, birbirini alaşağı etmeye çalışan oyuncular, bu haritanın her köşesine serpiştirilmiş yaratıklar.. Hepsi Hunt dünyasının olmazsa olmazları arasında yer alacak. Oyunu türün diğer oyunlarından ayıran en büyük etken ise avcılık teması. Yani oyuna da ismini veren ve oyuncuların birbirinden ziyade peşinde koşacakları bir hedef.


Hunt Showdown’ın dünyasına ikili gruplar halinde gireceksiniz. Yani sizinle birlikte arkanızı kollayan başka bir takım arkadaşınız daha olacak. Bu türde genelde küçülen haritalarda diğer oyuncular ile çatışmaya girersiniz. Crytek’in yeni oyununda ise hedefiniz ile çakışmıyorsa diğer oyunculardan, daha doğrusu beladan uzak durmaya çalışacaksınız. Yani ilerde bir çatışma gördüğünüzde balıklama atlamak yerine temkinli olacak ve daha çok hedef odaklı çalışmanız gerekecek.

Oyuna da ismini veren avcılık görevleri ise Hunt Showdown’ın bel kemiğini oluşturuyor. Oyunun belli başlı bölgelerine gizlenen özel yaratıkları avlamak için ipuçları toplamaya başlıyorsunuz. Her büyük yaratık için haritaya gizlenmiş ikişer ipucu bulunuyor. Kimi zaman küçük bir kulübede yaratığın nerede olduğunu öğreniyor ya da bata çıka koştuğunuz bataklıklarda yeni ipuçları için dört dönüyorsunuz. Bu iki ipucunu bulduğunuzda ise peşinde olduğunuz özel yaratığın yerini haritada görebileceksiniz.


Tabi yaratığı avlamak için yola çıktığınızda oyun alanına dağılan diğer oyuncular ile ya da yaratıklar ile karşılaşmanız da olası. Hedefinizi bulduğunuzda ise sizi bekleyen zorlu bir süreç var. Öncelikle zorlu olan bu düşmanı ekip olarak alaşağı etmeniz gerekiyor. Yaratığı öldürdüğünüzde ise işin bitmediğini, aslında çok daha zorlaştığını fark ediyorsunuz. Çünkü siz yaratığı öldürdüğünüz anda belli bir süre Absorb denilen olay başlıyor. Yani öldürdüğünüz yaratığın puanını almak için onu bir süre korumak zorunda kalıyorsunuz. Karşı koymaya çalıştığınız şey ise tahmin edebileceğiniz gibi diğer oyuncular.


Hedefinizi alaşağı ettiğiniz anda oyun alanında bulunan tüm oyunculara, avın öldürüldüğüne dair bir mesaj gidiyor ve bu çatışmanın nerede yaşandığı haritalarında gösteriliyor. Tabi ödülü kolay yoldan elde etmeye çalışan diğer oyuncular ile bu noktada büyük bir mücadele içerisine girmeye başlıyorsunuz. Avınızı koruyabilirseniz puanlar sizin hanenize, koruyamazsanız baskına gelen oyuncuların hanesine yazılıyor. Yani stratejinizi de ona göre yapmanız gerekmekte.

İşin arkasında Crytek olunca oyunu ön plana çıkaran bir diğer unsur da grafikleri oluyor. Puslu havası ve insanı ürperten atmosferi ile Hunt Showdown dünyasının hayatta kalmak için oldukça zorlu bir yapıda olduğunu söyleyebilirim. Uçsuz bucaksız ovalar, her taraftan yaratık fırlayan bataklıklar ve çalılıklar arasından süzülmeye çalışan ay ışığı atmosferi fazlasıyla tamamlamış.

Kısacası Hunt Showdown umut vaat eden bir yapım. En azından farklı bir oynanış sunması ile hayatta kalma türüne yeni bir pencereden bakmaya çalışıldığı için dikkat edilmesi gerekiyor. Son olarak Crytek’in bu oyun ile toparlanmasını da umuyoruz tabi ki..

Cevap bırakın