Neden uçan arabalarımız hâlâ yok?

Neden uçan arabalarımız hâlâ yok?

0

Otomotiv sektörü son yıllarda çok büyük bir dijital dönüşüm içerisinde. Tesla, Google gibi teknoloji devlerinin öncülüğünde başlayan bu dönüşüm hareketine endüstrinin önemli isimleri Audi, Mercedes ve diğerleri de kayıtsız kalmayınca bilim kurgu filmlerinde yer alan pek çok sahne artık gerçek oldu ve bazıları için ise gün sayılıyor. Sürücüsüz araçlar, hibrid sistemler, yapay zeka entegrasyonları ve daha birçok yenilik otomotiv dünyası için heyecan verici gelişmeler. Fakat insanoğlunun 10 yıllardan beri süregelen uçan araba sevdası henüz hayatımızda yok ve belki uzun bir süre daha olmayacak. Öte yandan uçan arabalar konusunda denemeler de yok değil tabii. Slovakya’da CTO isimli şirketin kurucularından Stefen Klein’in babası ve kardeşlerinin evinin garajında yapmaya başladığı AeroMobil bunlardan biri. Uber’in CEO’su Dara Khosrowshahi’nin 5-10 yıl içinde uçan taksileri hizmete sokacağız açıklamalarını da duymuşsunuzdur. Uber’in bu konuda ciddi çalışmaları olduğu ortada. Yapay zeka konusunda olduğu gibi uçan arabalar konusunda insanlığı uyaran Elon Musk’ın da bu düşüncesine rağmen Tesla ile bu alanda ciddi çalışmalar yaptığı biliniyor. Tüm bunlar bir yana uçan arabaların tam anlamıyla hayatımıza girmesi, diğer bir deyişle Jetgiller ya da Geleceğe Dönüş’teki sahnelerin gerçeğe dönüşmesi için henüz erken. Peki neden? Bu haftaki yazımda uçan arabaların henüz hayatımıza girmemesi ile ilgili nedenleri bir araya getirdim.
Otomatik pilot sorunsalı
Geleceğin otomobilleri pilotluk işinin büyük kısmını otomatik sistemler sayesinde kendi başlarına yapacaklar. Uber’in geçtiğimiz aylarda açıkladığı, uçan araç projesini insan pilotlarla başlama planı her ne kadar sektör için heyecan verici olsa da ne yazık ki bu işi yaygınlaştırma adına yeterince pilot yok. Öte yandan kendi başına uçabilen sistemler üzerinde çalışmalar devam ediyor ancak bunların geniş alanlarda kullanımı henüz mümkün değil. Ayrıca otopilot sistemler insan gibi karar verebilme yetisine de sahip değiller. Bu konudaki öngörülerin temelinde ise şu var: Otonom sistemlerin farklı senaryoları anlamaları çok zor. Örneğin uçuş sırasında pilot bir orman yangını gördüğünde o alanın üzerinde uçmaması gerektiğini bilir. Peki ama otomotik pilot böyle bir durumda ne yapacak? Otomatik pilotlar ile ilgili düşünmemiz gereken bu ve bunun gibi pek çok bilinmez var.
Elektrikli uçaklar
Her ne kadar Robinson R-22 gibi iki koltuklu helikopterden geleneksel uçaklara kadar çok sayıda küçük uçak, teorik olarak bugün bir hava taksisi filosu oluşturabiliyor olsa da, Uber ve ortakları elektrikle çalışan uçakların en doğru yol olduğunu her fırsatta dile getiriyorlar. Bu öncelikle elektrik tahrikinin yanmalı motorlardan daha basit, daha güvenilir ve daha hassas bir şekilde kontrol edilebilmesinden kaynaklı. Ancak ne yazık ki uçakların tek seferde yüzlerce mil uçmasına imkan tanıyan batarya teknolojisinin henüz onlarca yıl uzağındayız. Tabii bu konuda denemeler yapılmıyor değil. Örneğin Bosch, elektrikli otomobiller için üretimi beş yıl gibi kısa bir süre içerisinde başlayacak olan yeni bir batarya teknolojisi üzerinde çalışıyor. Bir diğer örnek ise Uber’den. Uber’in mevcut pillere göre güç kullanımını daha verimli bir şekilde modüle edebilen rotorlar geliştiren elektrikli uçak girişimi bir çözüm olabilir. Bunun yanı sıra pek çok havacılık ve teknoloji uzmanı, mevcut akü teknolojisi ile uzun mesafeli uçuşların mümkün olduğu görüşünde. Ancak asıl önemli olan hızlı uçuşlar için ihtiyaç duyulan yüksek şarj kapasitesinin karşılanması için ve kentsel ortamlar için yeterli güç kaynağının sağlanması.
Maliyet
Batarya sorunu çözülse bile karşımıza yeni bir sorun çıkıyor, o da seri üretim. Pek çok endüstride seri üretime geçilmesi ve maliyetlerin düşürülmesi uzun yıllar aldı. Örneğin otomotiv endüstrisinde modern üretim tekniklerine geçilmesi ve maliyetlerin azaltılması son 20-30 yıllık bir süreçte gerçekleşti. Bunun için yeni yüksek teknolojili alaşım ve kompozitlerin üretim süreçlerine entegrasyonunun sağlanması gerekti. Bundan yola çıkarak uçan araçlarla ilgili süreçte belki size çok gerçekçi gelmeyecek olsa da otomotiv sektöründeki bazı üretim tekniklerinin havacılık sektörüne aktarılması bir yöntem olabilir.
Ses problemi
Son olarak ses sorunu karşımıza çıkıyor. Uçan araçların şehirlerde inip kalkacağı düşünülürse her saat inip kalkacak yüzlerce aracın şehri yaşanmaz hale getirmemeleri için sessiz çalışmaları gerekecek. Sorun yalnızca desibelin azaltılması da değil. Bunun yanında ortaya çıkacak sesin şehirde yarattığı akustik etki de önemli. Uzmanlar ise seste 15 desibellik bir azaltmanın sesi istenilen seviyeye getireceğini söylüyor.

Görsel kaynak: theverge.com

Cevap bırakın