Benim gözümden Fujifilm GFX 50R

Fujifilm orta formatta artık daha taşınabilir...

0

Geçtiğimiz aylarda Photokina 2018’te duyurusu yapılan Fujifilm GFX 50R’ı daha piyasaya çıkmadan inceleme fırsatı buldum ve izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ancak fotoğraf makinesine geçmeden önce “orta format”ı anlatmam gerekiyor.

En son incelemesini yapmış olduğum Fujifilm X-T3gerek geliştirilmiş algılayıcısı gerekse işlemcisi ile çıtayı çok yükseltmişti. Kırpılmış APS-C algılayıcılı fotoğraf makinelerinde pazardaki en önemli rakibi Sony’ye verilmiş bir gözdağı gibi gelmişti bana… Ancak Sony tam kare aynasızlarda neredeyse pazarın tümüne hâkim durumda. Canon EOSR ve Nikon Z fotoğraf makineleri bu durumu değiştirebilecek mi pek sanmıyorum. Bu arada Fujifilm, özellikle tam kare formattan uzak duran bir politika izliyor. Lakin 2016’da GFX 50S ile aynasız fotoğraf makinelerinde “orta format” algılayıcı devrini başlattılar ve bana kalırsa da çok akıllıca davrandılar. Şimdi bu bakir pazarda rakipsizler… Nitekim bu ürün gamlarına bir de GFX 50R’ı eklediler…

Tam kareden büyük algılayıcı

Orta format diyorduk… Benim gibi analog fotoğraf makinesi dünyasından gelen nesil iyi hatırlayacaktır. 1980’li yıllarda bir fotoğraf makinesi sahibi olmak çok kolay değildi. Genellikle o dönem Sovyetler Birliği olarak adlandırılan yerden gelen Zenit’ler hem uygun fiyatlı hem de kolay bulunurdu. Tabii paranız varsa, Canon, Nikon, Pentax, Olympus, Minolta veya Yashica da satın alabilirdiniz. Ancak çooook zenginseniz bir Leica’nız da olabilirdi elbette…

İsimlerini saydığım bu aklıma ilk gelen fotoğraf makineleri 35 mm olarak da nitelendirilen 24×36 mm ölçülerinde negatif film kullanırlardı. Ancak, o dönemlerde de “orta format” adı verilen fotoğraf makineleri vardı. Yine “Rus Pazarı”nda bulabileceğiniz o günlerin Doğu Almanya’sında üretilen Lubitel ile Rusların Kiev’i “orta format” roll film kullanırdı. Roll film ile makinenin özelliklerine bağlı olarak 4,5×6 (42 mm x 56 mm), 6×6 (56 mm x 56 mm) ya da 6×7 (56 mm x 67 mm) ölçülerinde fotoğraf çekebilirdiniz. Yani o zamanlarda da daha büyük film yüzeyi özellikle baskı işlerinde daha fazla kalite anlamına geliyordu. Nitekim Fujifilm de GFX 50 serisi ile bu boşluğu iyi değerlendirdi.

Bugün orta format sayısal fotoğraf makineleri dünyasında üstünlüklerini ve kalitelerini kanıtlamış birçok ürün var. Pentax, Hasselblad ve Phase One ile Sony bu özel alanda ürünleriyle yer alıyorlar. Ancak tüm bu orta format fotoğraf makineleri özellikle profesyoneller tarafından stüdyo ortamlarında kullanılan son derece pahalı ve hassas ekipmanlar. Oysa Fujifilm fiyat/performans olarak adeta bir tam kare fotoğraf makinesi fiyatına orta format sunmayı hedeflemek üzere yola çıkmış.

GFX 50R’ın algılayıcısı 33 mm x 44 mm boyutlarında… Şöyle ki, tam kare 24 mm x 36 mm ve APS-C yani kırpılmış format fotoğraf makineleri ise 16 mm x 24 mm boyutlarında algılayıcıya sahipler. Ayrıca 51,4 MP çözünürlüğe sahip ki, görsel kalitesi insana sabahlar olmasın dedirtecek nitelikte… Peki, Fujifilm iki yıl aradan sonra ortada GFX 50S gibi bir ürünü varken neden bu yeni ürünü piyasaya sürme ihtiyacı duydu?.. Algılayıcı, işlemci vs. bir değişiklik var mı? Hayır yok… Hemen hemen tüm bu unsurlar, GFX 50S’tekinin aynısı… Neler değişti acaba dersiniz?

GFX 50S’ten farkları neler?..

Gözünüze çarpan ilk değişiklik GFX 50R’ın GFX 50S’e oranla boyutlarının inanılmaz derecede küçülmüş olması… Özellikle GFX 50S’in arkasındaki çıkıntısı ve grip boyutunda önemli farklılıklar var. Hemen söyleyeyim GFX50R 145 gr daha hafif… Bu 145 gramın ne kadar önemli olduğunu boynunda makine gezenler daha iyi anlayacaktır.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GFX 50R:160.7mm x 96.5mm x 66.4mm, 775g (batarya ve hafıza kartıyla)

GFX 50S:147.5mm x 94.2mm x 91.4mm, 920g (batarya, hafıza kartı ve EVF ile)

Bir başka önemli farklılık ise bakaçta kendini gösteriyor. GFX 50R’da “range finder” biçimi makinenin solunda yer alan bakaç, 50S’te tipik SLR’larda olduğu gibi orta bölümde… Tabii 50S’te bakaç modüler bir yapıda olduğu için çıkartmak, yönünü değiştirmek mümkün ama 50R’da bakaç sabit durumda… Her iki makinede de EVF çözünürlüğü 3,69 milyon dots olmasına rağmen, 50S 0,85x değeri ile (50R’da 0,77x) daha fazla büyütme özelliğine sahip…

 

 

 

 

 

Gövdede yapılan köklü boyut küçülme sonucu kontrol düğmeleri ve göstergelerde de önemli değişiklikler var. Örneğin 50S’te karşımıza çıkan X-H1’e miras kalan LCD gösterge 50R’da bulunmuyor. Ayrıca ISO tekerleğini de 50R’da göremiyorsunuz ancak ekstradan pozlama telafisi çarkı var. Yine hemen fotoğraf makinesinin arkasında yer alan “dört yapraklı yonca” kontrolü yerini X-E3’lerdeki gibi bir joystick’e bırakmış. Özellikle odaklama noktasını seçerken çok işe yarıyor.

Nemrut Dağı’ndan güneşe bakmak

Adıyaman Belediyesi’nin davetlisi olarak birincisi yapılan Çiğ Köfte Festivali’ne gitmek üzere yola çıkmadan önce Fujifilm GFX 50R’ı, GF 32-64 mm f/4 ve GF 63 mm f/2,8 lenslerle birlikte Fujifilm yetkilisi Kaan Kurtuluş’tan teslim aldım. Dış ortamda orta format bir fotoğraf makinesi kullanmak fikrine doğrusunu söyleyeyim biraz önyargılı bakıyordum. Ta ki, GFX 50R’ın gribini kavrayıncaya kadar… Şöyle ki, günlük olarak kullandığım aynasız fotoğraf makinesi 24-70 lensle birlikte 1,5 kilodan biraz fazla olmasına rağmen 50R, 63 mm lensle birlikte yalnızca 1,1 kilo civarında… Yani 400 gr daha hafif…

Dolayısıyla Nemrut Dağı’na tırmanırken yüküm beklediğim kadar da ağır değildi. Açıkçası 63 mm o kadar rahat geldi ki, 32-64 mm’e dokunmadım bile desem yeridir… Güneşin doğarken ve batarken izlenebildiği dünyanın en güzel noktalarından birindeydim ama şansım yaver gitmiyordu. Şöyle ki, Nemrut’a 13 Ekim Cumartesi akşamı gün batımı izlemek için çıktığımda güneş bulutların arasında kaldı ve güne erkenden veda etti. Yöre sakinleri, “Yılın 15 günü böyle olur… Bu da size denk geldi…” dediler. Hemen ertesi gün yani 14 Ekim Pazar sabahı inanılmaz bir gündoğumu olmuş ve akabinde akşam da muhteşem bir günbatımı… Bir umutla 15 Ekim Pazar sabahı 05:00’te Nemrut’a bir kere daha tırmandık. Heyhat, Nemrut yine Nemrut’luğunu yaptı ve gündoğumu sisin arkasında kayboldu. Yani, Nemrut’ta güneşi seyredebilmek kısmetimizde yokmuş…

Gelelim Fujifilm GFX 50R’a yine… 33 x 44 mm algılayıcı ve 51,4 MP çözünürlük ile GF lenslerin yapısı fotoğrafçıların o çok sevdiği alan derinliği hissini bambaşka bir boyuta taşıyor. Aslında bu makinenin performansını sokakta aksiyon halinde değil de bir model çekimiyle değerlendirmenin daha doğru ve adil olduğunu düşünüyorum. Manzaradan yana talihimiz de pek yerinde olmadığına göre…

Teknik olarak GFX 50R

Aslında çok küçük farklılıklar dışında GFX 50S’le hemen hemen aynı özellikleri taşıyan bir fotoğraf makinesi ile karşı karşıyayız. Ortak özellikler aşağıdaki gibi sıralanıyor:

  • G-mount
  • 4MP 44x33mm CMOS algılayıcı
  • ISO 100 – 12800, 50 – 102400 genişletilebilir
  • X Processor Pro işlemci
  • Film simülasyon modları
  • 425 noktaya kadar kontrast algılamalı AF sistemi
  • 3fps’ye kadar devamlı çekim
  • 1/4000s enstantane, elektronik olarak 1/16000s genişletilebilir
  • 30p’ye kadar Full HD video
  • 2,360k dots 3.2” dokunmatik LCD ekran
  • Çift SD kart yuvası (UHS-II)
  • NP-T125 batarya (tam dolu halde 400 kare)
  • Tam dış ortam koruma
  • Capture One Tethering uyumluluğu

Sonuç olarak, Fujifilm orta format fotoğraf makinelerini stüdyo dışına çıkartma konusunda önemli bir adım daha atmış. Üstelik fiyatı da neredeyse bir tam kare aynasız fiyatından bile daha ucuz… “Taşınabilir” olması önemli bir avantaj… Ancak güçlü yapısına rağmen sokakta “hızlı” olduğunu söylemek de çok doğru olmaz. Bu da son derece doğal… Portre, manzara, “still life” türü fotoğraflarda sunduğu görsel kalite tartışılmaz. Sokakta fotoğraf çekilebilir ama “sokak fotoğrafçılığı” için idealdir demek çok iddialı olur…

Şu anda ön siparişleri toplanmaya başlıyor. Fiyatı gövde olarak 4,500 dolar seviyesinde olacak. Türkiye’de de 24,995 TL gibi bir etiket taşıyacak. “Beni tam kare bile kesmiyor…” diyenlere şiddetle tavsiye olunur…

(*) Daha fazla çekilmiş fotoğraf görmek istiyorsanız, Instagram galerimi ziyaret edebilirsiniz.

Cevap bırakın